kapat

21.04.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ALİ KIRCA(alikirca@sabah.com.tr )


Yolculuk

Ben bu satırları yazdırırken büyük bir heyecan içinde maçın başlama saatini bekliyoruz. Siz bu satırları okurken her şey çoktan bitmiş olacak. Uzun yolculuğun sonunda menzile varılmış olacak.

Bu satırları yazdırırken saat henüz 18.00.. Maçın başlamasına dört saat var. Galatasaraylı futbolcular henüz otellerinden ayrılmadılar bile. Stadın çevresi bomboş. Bir kaç saat sonra 5 Nisan gerilimini de arkasına alan bir büyük heyecan Elland Road Stadı'nın içini ve dışını sarmış olacak. Galatasaray onbinlerce Leeds taraftarının gök gürültüsünü andıran uğultusu altında sahaya çıkacak.

İki haftadır konuşanlar susacak. Zor saatin şövalyeleri kılıç kuşanacak. Bir uzun yolculuğun yolcusu onlar.

Kader önüne olmadık engeller çıkarmazsa bu yolculuk zaferle bitmiş olacak.

Lakin yolculuğun sonunda zafer yoksa bu yolculuk hiç yaşanmamış mı sayılacak?

Kazanmamış mı olacak yolculuğun kahramanları?

Bu satırların yazıldığı dakikalarda bütün bu sorular anlam taşıyor elbet. Ama sizin bu satırları okuduğunuz dakikalarda hiç bir şeyin hiç bir anlamı kalmayacak.

Ancak sonuç ne olursa olsun Galatasaray kazanmış olacak..

Galatasaray çoktan kazandı bu maçı..

Sarı-kırmızılı 11 genç daha yolculuğa başladıkları anda kazanmış sayılmalıydılar bu maçı.. Çünkü alışılmış değer yargılarını, peşin yenilgileri, şerefli mağlubiyetleri, onurlu beraberlikleri altedip yola kazanmak için çıkmanın düsturunu yazdılar...

Dün, Leeds'de Galatasaray konuşuldu. Sabahın ilk ışıklarından geceyarısına dek..

Dün Leeds belki de 5 Nisan'dan bu yana en sakin gününü yaşadı.

Herkesin dilinde Galatasaray vardı.

Sabah televizyonları açtığımızda karşımızda Galatasaray, gazete sayfalarında Galatasaray..

Dün sabah, İngiltere'de gazetelerini açanlar tam sayfa bir ilanla karşılaştılar. İlanın altındaki imza Peter Ridsdale'ydi.

Yani Leeds United Klübü Başkanı..

"Bu sadece bir futboldur" diyordu.

Herkesi sağduyulu ve soğukkanlı olmaya çağırıyordu.

İşin daha ilginç yanı İngilizce duyurunun altında iki paragraflık Türkçe bir duyurunun da yer almasıydı. Gerçi Ridsdale'in sözleri gazete sayfalarına bozuk bir Türkçe'yle çevirilmişti ama içeriği çok daha önemli ve anlamlıydı.

Ridsdale, İngiltere'ye gelen Türkler'e, "evlerine güzel hatıralarla dönmeleri" dileğinde bulunuyordu.

Televizyonlar aynı çağrıları tekrarlıyordu.

Keşke diyorduk bu satırları gördüğümüzde ve okuduğumuzda İngiltere'de, Türkiye'de ve dünyanın dört bir yanında "Bu sadece futboldur. Futbol bir oyundur. Futbol bir mutluluktur.." çağrılarını çok önceleri duyabilmiş olsaydık. Lakin yine de iş işten geçmiş sayılmazdı.

Belki de Taksim'deki iki kurban bu gerçeğin belleklere silinmemecesine kazınması için verilmişti.

Belki de onlar futbol adına yaratılan şiddetin son örneğiydi.

Henüz maç başlamadı.

Maç sırasında olacakları bilmiyoruz. Ama İngiltere'de iki gündür gördüğümüz hava Taksim'de yaşananlardan ders alındığının işareti gibi.

Dün sağduyu çağrısı yapan sadece Ridsdale değildi.

Leeds kentinin en üst düzeydeki polis şefi, Leeds Emniyet Müdürü Paul Galvin de dün kameraların karşısına geçti ve dün akşamki maçın olaysız geçmesi için her şeyi yapacaklarını söyledi. Galvin, bunun için Türk yetkililerle de işbirliği içinde olduklarını anlattı. Leeds Emniyet Müdürü'nün de en büyük dileği sağduyunun hakim olmasıydı.

"Biz barış istiyoruz, Leeds'in olaylarla değil futbolla anılmasını diliyoruz" diyordu.

Dün stadın hemen karşısındaki bir pazar yerindeydik. Perşembe pazarında.. Pazar hıncahınç doluydu. Çünkü her Perşembe bu pazara Leeds kentini çevreleyen bahçelerden, tarlalardan taze meyve, sebze gelirdi.

Ortadirek İngilizler.. Pazar yerinde torbalarına taze meyve-sebze doldurmanın telaşı içindeydiler. Yanlarına gidip konuştuk onlarla..

Hepsi olanlardan çok üzgündü.

Hiç birinin Türkler'e karşı bir önyargısı yoktu.

Hemen hepsi şiddete karşıydı.

Yaşadıkları kenti ve takımını seviyorlardı ancak şiddetin o sevginin içine karışmasına da "şiddet"le karşı çıkıyorlardı.

Sıradan insanlardı...

Türkiye'de herhangi bir pazar yerini dolduran Türkler'den hiç bir farkları da yoktu.

İki gündür Leeds'te tanık olduğumuz her şey önyargılardan kurtulmanın ve ulusları, halkları peşinen ve toptan mahkum etmenin yanlışlığını ortaya koyuyordu. Kolay olan şey "zor" hale getirilmişti.

Her iki tarafta da...

"İnsan" ortak paydasında buluşabilmek belki de en kolay şeydi.

Galatasaray'ı ve Leeds United'i sevmek, Türk ve İngiliz olup Türkiye'yi ve İngiltere'yi sevmek bizi ayıran ve bölen olmamalıydı. Tersine, insan olup bir şeyleri sevmenin ortak paydasında buluşturmalıydı bizi.

Dün Türkiye'yi ve Galatasaray'ı sevenler Elland Road Stadı'ndaydılar. Bir avuçtular.

İngiltere'yi ve Leeds United'i sevenler de ordaydılar. Onlar çoktular. Kim kazandı şu dakikalarda bilmiyoruz.

Siz bu satırları okuduğunuzda çoktan bilmiş olacaksınız. Ama biz şimdiden nelerin kaybettiğini ya da kaybetmesi gerektiğini biliyoruz: Şiddet ve nefret Elland Road Stadı'nın çimlerine gömülmüş olmalı.

Ve biz bu dakikalarda kimin kazandığını da biliyoruz:

Maçın sonucu ne olursa olsun kazanan Galatasaray'dır. Yolculuğun her anını zaferle geçiren Galatasaray menziline bakılmaksızın bu yolculuğun kahramanıdır. Geceyarısında Leeds'ten havalanan bir uçağın yorgun savaşçılarına uğurlar olsun...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır