kapat

21.04.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
RUHAT MENGİ(rmengi@sabah.com.tr )


'Büyük Maç'ı kazandık..

Aşina olduğum bir şehirde hiç aşina olmadığım duygular. Siz bu satırları okuduğunuz sırada maç bitmiş, sonuç alınmış olacak ama ben yazımı yazarken henüz kalplerimiz pır pır, heyecan ve gerilim dorukta.

Leeds daha önce İngiltere'de yaşadığım yıllarda geldiğim bir şehir.. Geldiğim ve kendimi kuşlar kadar özgür hissederek dolaştığım. Ama bu kez kafese kapatılmış gibi hissediyorum kendimi ve bütün bunlara layık olmadığımızı düşünüyorum.

Yaşadıklarımızın gazetecilik açısından son derece ilginç ve unutulmayacak anılar olduğu muhakkak. Ama bu tepkisel ortamı yaşamanın, yapılan haksızlığı ta içimizde hissetmenin de unutulmayacak bir deneyim olduğuna şüphe yok.

Galatasaray'ın Elland Road Stadyumu'nda yaptığı antrenmanda, Billy Bremner heykelinin kenarından toplanmış ve tribüne bırakılmış, ölen taraftarlar için getirilen çiçekler bizim bile sinirimizi bozdu. Neyse ki Galatasaray oyuncuları çelik sinirlere sahip görüntüde yaptılar antrenmanlarını. Gayet doğal ve rahat bir havada göründüler. Fatih Terim'in bu görev için biçilmiş kaftan olduğu, futbolcularını muhteşem bir güçle ve moralle motive ettiği kesin. Antrenmandan sonra yaptığı basın toplantısında onunla konuşan ilk gazeteciydim ve toplantıyı sonuna kadar izledim. Öyle kontrollü, öyle sakin ve güzel götürüyor ki işi.. Böyle bir teknik adama ve böyle bir futbol takımına sahip olduğumuz için gurur duydum.

Bir pub macerası
Stadyumdan çıktıktan sonra atv'de katılacağımız haber programına kadar bekleyeceğimiz süreyi karnımızı doyurarak geçirmek istedik. Kapıları tutmuş olan polis bunun tehlikeli olacağını söyledi ama Ali Kırca, Uğur Dündar, Yavuz Donat, Erman Toroğlu ve Hasan Cemal'in "Gidelim ve kendi gözlerimizle söylenenlerdeki gerçek payını görelim" teklifleri daha ikna edici geldi bana.. Birlikte civardaki bir pub'a gittik. Uğur Dündar'ın sarı kravatı üzerine taktığı siyah kurdeladan ve aramızdaki konuşmalardan Türk olduğumuzu anlayan İngilizler bunu hiç de sandığımız gibi önemsemediler. Ama biz tedirginiz ya, her an bir olayla karşılaşabiliriz diye bekliyoruz. Bir ara ben ellerimi yıkamaya gittim, çıktığımda baktım Ali Kırca ve Uğur Dündar endişeli yüz ifadeleriyle fırtına gibi tuvalete doğru geliyorlar. Merak etmişler ortadan kaybolunca ve beni Leeds taraftarlarından kurtarmak için harekete geçmişler. Salı günkü yazımda "Ben gider hepimizin payına düşen dayağı yer, gelirim" dedim ya.. Eh, o andaki psikolojimiz de uygun "Zaman geldi işte" diye düşünmüş olmalılar. Ayrıca gruptaki tek kadın yazar olmanın ayrıcalığı var, hepsinde müthiş bir beni koruma sorumluluğu..

Oysa hiç bir sıkıntı yaşanmadı. Restoranlara, mağazalara her yere gitti, gezdi tüm medya grubu. Ortalık süt liman.. İngilizler'in her zamanki, olaylara sakin kafayla ve planlı yaklaşımı burada da bir kez daha kanıtlandı. UEFA kararını istedikleri gibi çıkartarak ortamı hazırladılar, takımı istedikleri gibi etkilediler ama Dünya Kupası'ndaki ev sahipliği beklentilerine zarar verecek bir taşkınlık içine girmediler.

Türkiye'den kalabalık bir medya grubu olarak gelmemiz iyi bir fikirdi. Yabancı TV'lere, basına sık sık açıklama yaptık. Biz de en sakin ve kararlı görüntülerimizle yapılanın Türk seyircisine ve Galatasaray takımına büyük haksızlık olduğunu, olayın ne takımla, ne de Türk toplumuyla bir ilgisi olmadığını, bizim de onlar kadar şaşırıp üzüldüğümüzü ve her iki ülke medyasında kışkırtıcı yayın yapanların hatasını anlattık.

Biletsiz gelen "vekil"ler
Ledds'de de gördük ki yaşadığımız bu sıkıntıda gerektiği yerde gereken tepkiyi vermekte geç kalışımızın rolü büyük. Milletvekillerinin zamanında tepki belirtmek yerine biletsiz maça gelmeleri, Dışişleri'nin "Gitmeyin" uyarılarına rağmen, stadyum kapılarında "Destek olacağız" diye Türk Parlamentosu'nu zor duruma düşürmeyi göze almaları ise olacak şey değil bana göre.

Neyse.. "Türk gibi kuvvetli" sözü bize bugüne kadar fazla bir şey kazandırmadı. 21. Yüzyıl'da "Türk gibi akıllı" dedirtmeyi başarmak zorundayız. Medya, rekabetten çok dayanışmayla geçen Leeds günlerinde bunu gerçekleştirdi. Galatasaray takımı ve Fatih Terim de.. Bunu tüm alanlara yaymamız gerekiyor..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır