kapat

21.04.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
AHMET VARDAR(avardar@sabah.com.tr )


Artık Galatasaray adını ezberlediler

Üç gündür buralardayız. Tabii devamlı TV'leri karıştırıyor, İngilizce haberlere göz atıyoruz. İngilizce bilmesek bile, spikerlerin spor haberlerini sunarken Galatasaray'dan bahsetmelerini zevkle dinliyoruz. İlk günlerde Galatasaray ismini çok kötü telaffuz ediyorlardı. Ama görevleri icabı ve devamlı söylemek zorunda kaldıklarından, son gün bütün İngiliz TV kanallarındaki spikerler Galatasaray adını hakkını vererek kullanmaya başladılar. Yani artık hepsi bu isme aşina olmuştu. Sanki bir Türk gibi harfleri, inceltmeden, yamultmadan Galatasaray diyorlardı. İşte Türk sporcuları o kendini beğenmiş İngilizler'e isimlerini aynen öğretmişlerdi. Bu gurur bile bize yeterdi.

Sabah Galatasaray oyuncuları kaldıkları otelden hep birlikte çıkıp, yürüyüş yaptılar. Fatih Terim hoca büyük bir ciddiyet ve disiplinle talebelerini maça hazırladı. Sadece fiziki yönden değil, psikolojik ve inanç yönlerini de kullandı. Öğleyin futbolcuların kaldıkları otele gittim. Tabii acemilik...

Bu işlerden fazla anlamadığımdan zamansız gitmişim. Onlar yürüyüşlerini yapıp, istirahata çekilmişler. Kapıda bizim seçme Türk korumalarımız ve İngilizler'in çelik yelekli polisleri nöbet tutuyordu. Kapıdan içeri adımımı atar atmaz, önüm kesildi. İngilizler de, bizimkiler de kuş uçurtmuyorlardı. O arada bizim korumalar beni tanıdılar ve içeri girilmeyeceğini söylediler.

Bu arada beni kurtaran Mehmet Ağar oldu... Sevgili kardeşim Mehmet Ağar'ın orada olduğunu öğrenmiştim. "Hiç olmazsa Mehmet ile bir görüşeyim" deyince, bir koşuşturma oldu ve sonunda içeri alındım. Bu gergin havada lobiye giren tek Türk gazetecisi bendim herhalde... Lobide Galatasaraylı yöneticiler Mehmet Cansun, Ali Dürüst ve diğerleri oturmuş sohbet ediyorlardı. Eksik olmasın Mehmet de onlarla birlikte olduğundan beni hepsi ile tanıştırdı.

Ben de kendilerine başarı dilekleri sundum. Fatih'i ve futbolcuları sorduğumda, hepsinin istirahatte olduğunu ve maç öncesi manevi motivasyona girdiklerini öğrendim. Yani odalarına çekilip, dinleniyorlardı. Kimi kendine göre inandığı uğurları yapıyor, kimi de inaçlarına göre duasını ediyordu. Ben hiçbirini rahatsız etmeden otelden ayrıldım.

Biliyorsunuz Mehmet Ağar bir hasta Galatasaraylı... Beni onlar adına otelin kapısına kadar uğurladı ve kendisi ile hatıra resimleri çektirdik. İngiliz polisler Mehmet Ağar'ı tanımadıkları için, kapıya geliş ve gidişinde bizim korumaların esas duruşuna geçişlerinin nedenini bir türlü anlayamadılar ve bizi merakla seyrettiler.

Bu arada onlara da, "Gelin bakalım, sizinle de bir hatıra resmi çektirelim" dedim, tabii Türkçe... Kameraman arkadaşları görünce, meseleyi anladılar ve onlar da benimle birlikte poz verdiler. Kimbilir arkamdan ne demişlerdir. Galatasaray'a 40 yıllık bir Fenerli olarak başarı duaları ettim ve maçı seyretmek için stadyumun yoluna koyuldum. Herşeyden evvel centilmence bir karşılaşma olmasını diliyorum.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır