11altın adam, entrikalarla örülmüş adaletsizliğe karşı dün gece verdikleri onur savaşını kazandılar.
Bu, inancın ve adaletin zaferidir.
Spartaküs efsanesinin çağdaş bir yorumu gibi..
Entrikalarla saha dışında elde edilmiş yanlı kararlar, Elland Road Stadı'nı eski Roma arenalarına benzetmişti dün gece ama evdeki hesap çarşıya uymadı.
Yarattıkları cehennemde çirkef gladyatörlerin kendileri yandılar.
İngiltere gibi uygar bir ülkeye yakışmayacak bu çağdışı arena görüntüleri, sadece Galatasarayımız'ın zaferinin değerini artırdı.
Türkiye bu çocukları alnından öpsün. Onlarla övünüyoruz.
"Türkiye, 2000'li yılların kaderinde etkili olacak bir Cumhurbaşkanı arıyor. Basının en etkili kalemleri, ülkeyi bırakıp maça gitti. Bu sorumsuzluk, en azından ölçüsüzlük değil mi?"
Bir okuyucudan gelen bu eleştiriye kaç kişinin katıldığını bilmiyorum. Ama hemen söyleyeyim ki Yaptığımız, gazeteciliğin gereğidir.
Biz savunan tarafız..
Medyanın hedefini, halkın ilgisi belirler. Bu maç, iki hafta önce Taksim'de yaşanan olayların ardından spor dışı alanlara çekildi.
Ne pahasına olursa olsun Galatasaray'ı eleyip finale yükselmek amacındaki İngilizler, cehennem senaryolarını inandırıcı kılabilmek için halkı kışkırttılar ve UEFA'nın tarihine kara bir leke olarak düşecek haksız bir karar çıkarttılar.
Galatasaray, Türk seyircilere yasaklanan Elland Road Stadı'nda boğulacaktı.
Emekle, terle, özveriyle kazandıklarını masa başı oyunlarla kaybetmenin ezeli yanığı Türk Halkı'nda bu adaletsizliğe uyanan isyan duygusu, her şeyi unutturdu. Maç, ulusal bir dava oldu.
Türk medyası burada sadece okurlarının kilitlendiği gelişmelerin haberini vermek için değil, aynı zamanda bu haksızlığa tavır koyduğunu, tribünlerin yasaklandığı Türk seyircinin gözü ve vicdanı ile burada olduğunu, güvenlik garantisi vermeme ayıbının bizi korkutmadığını göstermek için geldi.
Gündemimize döndük..
Bu şovenist bir meydan okuma değil, tersine şovenist şantaja karşı ulusal onuru, Galatasaray'ı ve futbolun barışçı ruhunu savunma görevi idi.
Kaldı ki aynı duygu Türkiye'de siyaseti de tatile sokmuştu.
Parlamentonun 70 kadar üyesi, aynı görevin kendilerini çağırdığını düşünerek Leeds'e geldi. Ve tüm bu çabalar amacına ulaştı. İngiliz yayın kuruluşları bu sayede olayların bizi de kendileri kadar üzdüğünü anladı ve anlattı.
Leeds kulubü başkanı yerel gazetelerde yayınlanan Türkçe ve İngilizce ilanlarla güvenlik garantisi verdi ve sonuç ne olursa olsun bu maçın iki tarafta da iyi hatıralar bırakmasını diledi.
Gelen Türk parlamenterler de Ankara'da kimsenin başka bir şey düşünmediğini, Cumhurbaşkanı adaylarını isimlendirme sürecinin yarın hızlanacağını, "Rastgele bir ismin seçilebilme riski"nin hâlâ Mesut Yılmaz'a bağlı olduğunu söylediler.
Artık siyasete dönüyoruz ve durum ciddidir: Çankaya'da "rastgele bir isim" ve 5+5 hüsranından sonra ikinci yenilgisini alan ve "iktidar" netliğini kaybeden bir koalisyon..
Allah bizi bundan korusun!