


Önüm arkam sağım solum futbol!
Avusturyalı yazar Peter Handke "Kalecinin Penaltı Anındaki Korkusu" romanını yazarken, bir maçta en çok korkan kişinin kaleci olduğunu düşünüyordu.
Çünkü meslekten değildi.
Durumun içyüzünü bilen Beckenbauer onu düzeltmekte gecikmedi.
Dedi ki "Handke yanılıyor. Penaltı anında en çok korkan kişi kaleci değil, penaltıyı atan futbolcudur. Çünkü o maçı izleyen milyonlarca kişi gol olunca şaşırmaz. Kaleciyi suçlamak da kimsenin aklına gelmez. Ama penaltı kaçıran futbolcu affedilmez. Bu yüzden esas korkan odur."
Mantıklı geliyor değil mi?
***
Bu akşam hepimiz televizyon ekranına, Galatasaray-Leeds United maçına sabitleneceğiz.
Çünkü oynanan maçtan çok, maçın çevresinde dönen insan hikayeleri ilgimizi çekiyor.
Eğer aynı 22 kişi, başka konumlarda olsalar ve ortalarına bir top alıp maç yapsalardı kimse bu kadar ilgilenmezdi.
Ama burada gerilim var.
Ulusal rekabet, korku, endişe, merak duyguları sarmalıyor bizleri.
***
Fatih Terim'in sağduyulu, dengeli sözleri dikkatimi çekiyor.
Maçtan hemen sonra "Keşke iki kişi ölmeseydi de maçı kaybetseydik." dedi.
Bu, başlıbaşına bir olgunluk gösterisiydi.
İki gün önce de İngiltere için, "Biz insan haklarına saygılı, demokratik bir ülkeye gidiyoruz. Korkmaya gerek yok!" mesajını verdi.
Şovenist kabarmalara hazır olduğumuz bu dönemde, böyle bir hoca şanstır.
Çünkü hiç bir şeyi germiyor, tam tersine yumuşatmaya çalışıyor.
Dün ilginç bir şey daha söyledi:
"Şu anda bütün Türkiye tek yürek oldu ama başka zamanlarda niye bir araya gelemiyoruz?" diye sordu ve ekledi "Benim gönlüm Türkiye'de her zaman birlikteliği arzuluyor!"
Ne kadar sağduyulu sözler bunlar.
Basındaki bir çok yazarla karşılaştırınca, uygarlık ve barış mesajı yayınlayan spor adamının önemi daha çok ortaya çıkıyor.
İki cinayeti unutup, katilleri "Bizim kendini bilmez çocuklar" diye arkalayarak, "Adi Avrupa zaten hep böyledir!" yazıları döşeyenlerin Fatih hocadan alacakları çok ders var.
***
Bir başka gözlem Leeds'deki cenaze törenleriyle ilgili.
Ne kadar düzeyli, ciddi, ağırbaşlı cenaze törenleri yapıldığını hep birlikte gördük. Kurbanların acı içindeki ailelerinin ve arkadaşlarının holigana benzer halleri yoktu hiç. Orta sınıf İngiliz yurttaşlarıydılar.
Otobüsten poposunu gösteren serserilerle, ölenler aynı kumaştan değil.
Keşke bütün bunlar hiç yaşanmasaydı ve Galatasaray, normal bir şekilde gidip, tur atlayıp gelseydi.
Birkaç kişinin suçu, ulusun omuzlarına yüklendi.
Çok yazık!