


Ocak dış ticaret sayıları
Geçen hafta sonunda DİE Ocak 2000 için ihracat, ithalat ve dış ticaret açığı sayılarını yayınlandı. İhracatta küçük bir kıpırdanmaya karşılık ithalatta büyük bir artış görülüyor. Dolayısı ile dış ticaret açığı da patlamış.
Zaten bir süredir kurla ilgili korkular seslendiriliyor. Bunun nedeni yılbaşında Merkez Bankasının döviz kurunu "nominal çapa" olarak kullanmaya başlaması. Ocak-Mart döneminde aylık sepet devalüasyon yüzde 2.1'de kaldı. Halbuki Ocak'ta hem TEFE hem de özel imalat sanayi fiyatları yüzde 5.8 yükseldi. Buradan sadece Ocak'ta TL'nin yüzde 3.7 değer kazandığını hesaplıyoruz.
Ekonominin diğer taraflarından iyi haberler gelse bile, çoğumuz ekonominin düzeleceğine inanmakta zorlanıyoruz. O bakıma ithalat artışı içimizdeki karamsarlık eğilimini tatmin etti.
Gazetelerde dikkatinizi çekmiştir. "Dış ticaret açığı patladı", "ithalatta tehlike sinyalleri" gibi başlıklar atıldı. Sayılara daha dikkatle bakmakta yarar olacağını düşündüm.
İSTATİSTİK İSTEDİĞİNİZİ SÖYLER
Çok kullanılan bir özdeyişi hatırlayalım. "Yalan söylemenin pek çok yolu vardır; ama en iyisi istatistiklerle yapılandır". Sık sık hepimiz bunu yaparız. Sayıları istediğimiz sonuca ulaşacak şekilde kullanırız.
Basit bir örnek verelim. Bir malın fiyatı ilk dönem 100 birim olsun. İkinci dönem 50'ye düşsün. Üçüncü dönem tekrar 100'e çıksın. Önünüzde iki yol var. Biri, "eyvah; fiyat iki katına çıktı" diye gürültü koparmak.
Yalan değil. Malın fiyatı hakikaten iki katına çıkmış. Ama eksik. Hesabı bir dönem geriden başlatırsanız, sadece eski düzeyine geri döndüğünü görüyorsunuz.
Karşılaştırmayı hangi döneme kıyasla yaptığınız sonucu etkiliyor.
Başka sorunlar da olabilir. Ekonomide ölçü birimleri de evrensel sabitler değil. Örneğin bir malın TL fiyatını iki ayrı dönemde karşılaştırmak fazla bir anlam taşımıyor. Çünkü Türkiye'de enflasyon çok yüksek.
Dövizde enflasyon sorunu yok. Buna karşılık, pariteler zaman içinde büyük oynamalar gösterebiliyor. Karşılaştırmanın gerçeği yansıtması için paritedeki değişmeleri de hesaba katmanız gerekiyor.
Ocak ayı dış ticaretine bu tür düzeltmeleri yaparak bakınca ilk görünenden farklı bir manzara ile karşılaşıyoruz.
DÜZELTME SONRASI
İthalatla başlayalım. Türkiye 1998 yılı Ocak ayında 3.1 milyar dolar ithalat yapmış. Ama 1998 ilkbaharında ekonomi yavaşlamaya başlamış. 1999 Ocak ayına gelindiğinde, ithalatımız yüzde 29 düşerek 2.2 milyar dolara gerilemiş.
2000 Ocak'ta ithalat 3.2 milyar dolara yükselmiş. 1999'a kıyasla artış yüzde 45 ama 1998'e kıyasla sadece yüzde 4 olmuş. Ne diyeceğiz? Ocak 2000 tehlikeli bir ithalat artışına mı tekabül ediyor? Yoksa ekonominin normalleşmesine mi?
Ya ihracat? Ocak 1998'de 2.2 milyar dolar olan ihracat, Ocak 1999'da 1.9 milyara düşmüş, 2000'de ise 2 milyar dolara yükselmiş. Benzer bir sorun gene var. Geçen yıla kıyasla artış görülüyor ama hala iki yıl öncesinin yüzde 9 altında. İhracatta durum pek parlak durmuyor.
Bu arada dolar-mark paritesi de değişmiş. Ocak 1998'de 1.81 iken 1999'da 1.68'e gerileyip 2000'de 1.93'e tırmanmış. Değişimi "1 dolar + 0.77 euro" döviz sepeti cinsinden hesaplayınca farklı sayılara ulaşacağız. Ne buluyoruz? Sepet cinsinden, 1998'den 2000'e, Ocak ihracatı yüzde 6.5 düşmüş, ithalatı ise yüzde 6.8 artmış. İlki, Rusya'daki çöküşün ihracatımıza olumsuz etkisinin daha sıfırlanmadığına, ikincisi ise ekonominin canlanmaya başladığına işaret ediyor. Ama dış ticarette tehlikeli bir gidişten söz etmeye de izin vermiyor.
Bilgilerinize sunulur.