


O duygu...
Bu gece...
Sokaklar bomboş olacak.
Caddeler... otoyollar... bomboş.
Lokantalar, gazinolar, müzikholler... bomboş.
Gökyüzünden baktığınızda ıssız bir İstanbul, İzmir... Sessiz bir Ankara, Adana...
Edirne'den Kars'a, araba farlarına bile rastlanmayan tenha bir ülke.
- Nerede bu insanlar?
- Maça gitti.
- Maç nerde?
- İngiltere'de, Leeds'te.
- Nasıl sığar o stada 65 milyon kişi?
- Sığar sığar.
- Nasıl sığar?
- Bedenleriyle gitmedi onlar, yüreklerini yolladı.
- Bedenleri nerde?
- Evde... herbiri televizyon başında... Ama alkış sesleri ta Leeds'ten duyulur.
*
Ben İstanbul'u, bir kere daha böyle sessiz gördüm.
Şimdi söyleyince hatırlayacaksınız, o gece, bütün Türkiye yine tenhaydı. Herkes evine çekilmişti.
Evet...
25 yıl evveldi.
Kaçak diye bir film oynuyordu... Dr. Kimbıl.
Gerçi aylarca süren bir diziydi ama o gece son'du... Katilin kim olduğu ortaya çıkacaktı ve film bitecekti... Karısını öldürmek gibi bir iftiraya uğramış Dr. Kimbıl iyilik timsali bir kanun kaçağı'nı simgeliyordu. Katili arıyordu. Ararken de her macerada başına ayrı bir dert geliyordu. Polis de sürekli peşindeydi... Ama mutlaka gerçek katili yakalayacak ve kendi elleriyle polise teslim edecekti.
*
Türk halkı, Kaçak Doktor'u çok sevdi... O'nun mâsumiyetine inandı. Acısını kendi yüreğinde hissetti... Ve dizinin hiçbir parçasında Doktor'u yalnız bırakmadı.
İftira'ya, şeref ve namus lekesi'ne karşı bir milletin gösterdiği ortak bir tepkiydi bu... Hoş bir refleksti... Bilmiyorum, şimdilerde de öyle miyiz ama 25 yıl evvel, inanın ki öyleydi.
İşte... o gece.
Belli ki gerçek katil yakalanacak ve Doktor aklanacaktı? Acaba kimdi katil, hangi alçaktı?
Tek kanallı, siyah-beyaz ekranlı TRT, bütün Türk halkını eve kitledi o gece.
İstanbul'da baktım, tek araba ve yollarda tek insan yoktu.
Çok duygulandım.
Çünkü kolektif ruh, bir haksızlığa isyan ediyordu.
*
O gece'yle bu gece arasında ne alâka var diyebilirsiniz ama bence biraz var.
Türk Halkı, yine bir haksızlığa isyan ediyor.
Yani, mesele meşin yuvarlaktan, penaltı'dan, golden, yarı finalden, final'den ibaret değil.
Tabii bunlar da gurur verici... Ezip geçeceksin, finalde de Kopenhag kriterleri'ne uygun bir kalite'yi, gidip bizzat Kopenhag'ta sergileyeceksin.
Ama bu gece, başka gece...
Haksızlığa karşı bir ulusal cephe.
Saat 22.00'le-23.45 arasında Türkiye'de sokaklar, caddeler, yollar bomboş olacak.
- Nerde bu insanlar?
- Maça gitti.
- Maç nerde?
- İngiltere'de, Leeds'te.
- Nasıl sığar 65 milyon Türk o stada?.. Sırf 65 olsa iyi... Dış Türkler'le beraber dünyanın en kalabalık seyircisi... Nasıl sığar?
- Sığar sığar... Bedenleriyle gitmedi onlar, yüreklerini yolladı.
- Bedenleri nerde?
- Evde kaldı... Saat 23.45'ten sonra tekrar sokağa dökülecekler.
Hem de "Dr. Kimbıl'a özgürlük" diye bağırırcasına...
İşte öyle bir duygu...
Velhasıl... Kaybettiğimiz hasletleri, Leeds'te bulmak çok hoş olacak.