kapat

20.04.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CENGİZ ÇANDAR(ccandar@sabah.com.tr )


Siberuzay faşizmi...

The Economist'in düzenlediği bir uluslararası konferansta Atina'dayım. Türkiye ile Yunanistan arasında başlayan "bahar havası"nı yerinden gözlemek, nereye doğru, hangi süratle gidebileceğini, Yunan bakış açısını ve bu konuda AB'den esen rüzgârları sezebilmek için mükemmel bir fırsat...

The Economist'in çeşitli aralıklarla dünyanın çeşitli köşelerinde düzenlediği konferanslar dizisinden olan bu konferansın en ilgi uyandıran bölümlerinin başında, kuşkusuz, "Türk-Yunan boyutu"na ilişkin olanı geliyordu. Ben, hem Türk-Yunan yakınlaşmasına ilişkin tebliğ sunmak ve hem de Yunan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun bu konudaki konuşmasını yorumlamak üzere davet edilmiştim.

Bizden hemen önce, Türkiye konusundaki "şahinler"in lideri olarak bilinen Savunma Bakanı Akis Çohacopulos'u dinlemiştik. Öğle yemeğinde Atina Belediye Başkanı Dimitri Avramopulos ile beraber olduk.

Bütün bunlar kadar önemlisi, konferansın açış konuşmasını Şimon Peres yaptı. İkinci günün akşam yemeği konuşmacısı ise Helmut Schmidt idi. 2000'li yılların değerlendirmesini ve 21.Yüzyıl'a ilişkin "fütürist" gözlemleri dinlemek ve beyin gıdası almak bakımından pek yararlıydı. Hele Peres'in konuşması... Peres, daha önce de bu köşede bir vesileyle yazmıştım; dönemimizin parlak beyinlerinden, keskin vizyon sahiplerinden. Konuşmasında "medeniyetler çatışması"na değil "kuşaklar çatışması"ne değindi ve "Ortağımız gençliktir" dedi, "Yaş ve düşünce olarak gençler..."

Gençlerin, hiçbir duvarın ve sınırların önleyemeyeceği internet aracığıyla, global alana çıktıklarına değindi ve ülkelerin gelişmesinin olmazsa olmaz ilkelerini "Özgür araştırmanın yapılabileceği özgür bir toplumunuz yoksa, tek bir kuruş yabancı sermaye çekemezsiniz; çünkü ülkenizde şeffaflık yok demektir" diye konuştu. En çarpıcı formülasyonlarından biri ise şöyleydi:

"Gelecek, her zaman azınlık tarafından temsil edilmiştir. Gelecek galip gelir ama çoğunluğu elde ettiği için değil, gelecek her zaman kazanacağı için..."

Türk-Yunan ilişkilerinin bugününe ve geleceğine ilişkin söyledikleri de ilgiyle dinlendi: "Türkiye ve Yunanistan, bizim gibi (İsrail ve Araplar), aynı anda iki barışı birden yapmak zorundalar. Kendi aralarında ve içinde bulunduğumuz çağ ile, yeni dünya ile... AB'ye girmiş bir Türkiye, bugünkünden farklı bir Türkiye olacaktır..."

Böyle bir toplantının kulislerinde elime geçirdiğim Kathimerini gazetesinin İngilizce baskısını okuyorum; Ankara Reuters çıkışlı bir haberde, Türkiye'nin siberuzayı denetlemek amacıyla üst düzey asker” ve istihbarat yetkililerinden oluşan güçlü bir denetim mekanizması kurmayı tasarladığı yazıyor. Savunma Bakanlığı'nın hazırladığı "Ulusal Enformasyon Güvenlik Örgütü ve Görevleri"ne ilişkin yasa tasarısı, "zararlı faaliyetler"e karşı internet kullanımına müdahale etmeyi öngörüyor. Siberuzayı sansürleyecek kurul, Başbakan'ın başkanlığında, MGK Genel Sekreteri, istihbarat yetkilileri ve ilgili hükümet üyelerinden oluşacakmış. Bol miktarda ceza tehditleri... AB ile bir pürüz daha yani...

Türkiye'de yaklaşık 800 bin internet kullanıcısı var. Türkiye nüfusunun yüzde 50'si 18 yaşının altında; yüzde 75'i ise 30 yaşının... Bilgisayar kullanmasını bilmeyen ihtiyarların yönetiminden ve damar sertliğiyle faşistleşen kafalarından, çıksa çıksa böyle sersemce tasarılar çıkar.

İnternet'in ne olduğundan haberleri olsa, böyle bir tasarıyı hazırlamaya kalkmazlardı. Çünkü, internette, şifre kullanmaktan ve isim, adres değişikliği yapmaktan kolay hiçbirşey yok. Bir bilgisayar, bir telefon, bir de bağlantı firması (yerli olması şart değil) aboneliği yetiyor. Ne yapacaklar yani? Bir zamanlar evleri basıp "Nur ayini yapıyorlar" diye insanlar tutuklanırdı. Şimdi, evler basılacak, "bilgisayarda zararlı faaliyette bulunuyorlardı" mı denecek. Çin'in komünist yöneticilerinin beceremediğini, bizim AB adayı Türkiye'mizin yetkilileri nasıl becerecek? En önemlisi, ülkede özgürlüklerin önünün açılması gerekirken, ortaya her gün yeni bir örnekle konan faşist zihniyet.

Internet çağında bunun sökmeyeceğini çok geçmeden öğrenirler. Sebebini, yakın dostları İsrail'in yöneticilerinden Şimon Peres'e sorsunlar...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır