Tam 25 aydır hiç bir hafta eksilmeden, her çarşamba veya perşembe Sabah Gazetesi'nde spor yazıları yazdım. Hayatımda hiç eyyamcılık yapmadım. Yazdıklarımdan sırf birilerinin hoşuna gitsin diye hiç bir zaman, hiç bir mana çıkarılamaz. Düşündüklerimi yazdım. Uzun yıllara dayanan tecrübelerime dayanarak fikirlerimi yazdım. Beğenen olmuştur, beğenmeyen olmuştur. Ama yazılarımın, okuyucularım tarafından çok beğenildiğini internetime gelen mesajlardan hep görmek beni mutlu etti.
Rahmetli Abdi İpekçi fanatik bir G.Saraylı'ydı. Maç izlerken basın tribününde heyecandan titrerdi. Yine rahmetli olan ve Türkiye'de ilk kez Milliyet Gazetesi'nin arkadan okunmasını temin eden, Türk sporunun unutulmaz üstadı Namık Sevik, müthiş bir F.Bahçeli'ydi. Coşkun Özarı da milli takımlar antrenörüydü. Bu üç kişi Milliyet Gazetesi'nde, 1970'lerin başında yazmamı çok istemişti. Uzun yıllar Milliyet Gazetesi'ne yazdım.
SABAH Gazetesi 1980'in ortasında çıktığında Rahmi Turan, Zafer Mutlu ve Ahmet Vardar'ın ricasıyla yazmaya başladım. Bir müddet yazı yazdım. F.Bahçe'de başkanlık görevim bittikten sonra, kardeşim kadar sevdiğim Zafer Mutlu'nun ricasıyla Sabah Gazetesi'ne tekrar yazmaya başladım. Yazılarımda konusuna da, virgülüne de, noktasına da, hatasıyla da, doğrusuyla da kararları hep ben verdim.
Geçen pazar "Taraftarlarımız ile internette buluşuyorum" adlı bir yazı yazdım. F.Bahçeli taraftarlar binlerce mesajı internetime gönderiyor. Onların hepsine tek tek cevap veremiyorum. Taraftarların internetteki sayfası olan antu.com sayfasına yazacağımı bildirdim. Bu yazımı pazar günkü köşemde görmedim. Kararları hep kendisi vermeye alışmış bir kişi olarak bundan üzüntü duyduğum için yazılarıma burada son veriyorum.
SABAH Spor Servisi'nden İbrahim ve Altan'a teşekkür ediyorum. Emrah'a teşekkür ediyorum. Ancak bir G.Saraylı olan, uzun yıllardır tanıdığım, çok iyi gazeteci, çok iyi insan Ayhan Yılmaz'a ayrı bir şekilde teşekkür etmek istiyorum. Sabah Spor Servisi çalışanlarına teşekkür ederken onları ziyaret edemediğim için de üzüntülü olduğumu belirtmek isterim. Okuduğunuz Sabah Gazetesi, iyi bir gazetedir. Son yazımda F.Bahçe'ye temas etmek istiyorum.
İşin en acı tarafı F.Bahçe'yi yalnız bırakan Engin'e yöneticilerin de arka çıkmasıdır. Bütün taraftarlarımızın, bu yılki başarısızlığın ana sebebinin bu mantıkta yattığını gördüklerinden eminim. Herkes mesuliyetten kaçmış, futbolcuları hedef göstermiş. Siz bu futbolcuların yerinde olsanız, acaba F.Bahçe'ye ne kadar hizmet verebilirsiniz? Bu büyük futbolcuların, uyanık, kendi takım arkadaşı tarafından yalnız bırakılmalarına çok üzüldüm. Tüm futbolcular herhalde şunu söylüyordur:
"Sen de mi Brütüs???"