IMF Türkiye Masası Şefi Carlo Cottarelli, Türkiye'nin ekonomik istikrar ve enflasyonu indirme programına birçok yönüyle iyi bir başlangıç yaptığını, enflasyonun, yılın ikinci yarısında hissedilir biçimde düşmesinin beklendiğini belirtti ve özelleştirme performansının oldukça başarılı gittiğini vurguladı. Cottarelli, sorularımızı şöyle yanıtladı:
* İstikrar programının ilk 3 aylık uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
"İlk 3 ayda göstergeler gayet olumlu. Aksayan bir yön olmadı. Özellikle iç borç faizlerinin seyri ümit verici. Programın en somut sonucu, faizlerde ve dış borçlanmada görüldü. Ancak, bu uzun bir program ve sürekli önümüze bakmalıyız."
* Sizce enflasyon hız kesti mi?
"Program yürürlüğe girmeden önce, özellikle geçen yılın son aylarında yapılan bazı fiyat ayarlamaları nedeniyle, 2000 yılı Ocak-Şubat enflasyonu biraz yüksek çıktı. Ancak Mart ayından itibaren iyiye gidiş hissediliyor. Yılın ikinci yarısında enflasyon, gözle görülür biçimde düşecek."
* Türk halkı 3 yıldan önce de tek haneli eflasyonu görebilir mi?
"Programa göre TEFE 2000 yılında yüzde 20, 2001 yılı sonunda yüzde 10, 2002 yılında tek haneli olacak. Tek haneye gidiş 2002 yılında gerçekleşecek. Uygulamadaki performansa göre tek haneli enflasyonun daha erken görülmesi de mümkün olabilir. Ancak konuşmak için yine de erken. Bir program var ve orada yazılı hedeflere ulaşmak önemli."
* Özelleştirmedeki son gelişmeleri nasıl buluyorsunuz?
"Özelleştirme gerçekten çok iyi gidiyor. Son GSM ihalesi çok başarılı oldu. Aynı şekilde POAŞ ve TÜPRAŞ da başarıyla sonuçlandı. Programın iç dengeleri bakımından özelleştirmedeki iddialı hedeflere ulaşılması gerekiyor. Bu hedefin (7.6 milyar dolar) gerçekleştirilebileceği görülüyor."
* Sosyal güvenlikte yapılması gereken ciddi işler var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
"Bunlar, program içinde takvime bağlanan işler. Her biri için hazırlıklar olduğunu biliyorum. Yapısal reformlara ilişkin süreç devam ediyor ve şu anda bir erteleme veya gecikme söz konusu değil."
* Programı ne tür riskler bekliyor?
"Söyleyeceğim şeyler sadece Türkiye'ye özgü değil. Geçmişteki deneyimler bize gösteriyor ki, genellikle ilk sonuçlar olumlu olunca, politikacılar, 'Bu kadar da sıkı programa gerek yok' diyebiliyorlar. Bu, sadece potansiyel bir risk. Bu nedenle kararlılık ve disiplinden taviz vermemek gerekiyor."