Almanya: Eleştiriler ilişkimizi bozmasın
Almanya'nın Ankara Büyükelçisi Rudolf Schmidt: Avrupa Birliği bünyesinde eleştiri doğal karşılanır. Ancak Türkiye Hükümeti reformları sürdürmeli...
ALMANYA'NIN Ankara Büyükelçisi Rudolf Schmidt'in Pazartesi günü iki önemli randevusu vardı. Saat 13.00'te Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile saat 14.30'da da Milli Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu ile görüştü. Cem, DSP grubu içinde, Çakmakoğlu da MHP grubu içinde adı Cumhurbaşkanı adayları içinde geçenlerden. Schmidt ile sabah görüşmüştük. Bu iki önemli randevu ardından yeniden arayıp sorduk:
* Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunu konuştunuz mu?
- Sözü bile edilmedi. Biliyorsunuz göreve yeni başladım. Bu iki ziyaret de nezaket ziyaretidir.
* Cem'le hangi konular öne çıktı?
- İkİ konu öne çıktı. Birincisi, Almanya'da yaşayan Türkler'in entegrasyonunun daha da teşvik edilmesi. Yeni vatandaşlık yasasıyla bu konuda birtakım adımlar atıldı. Sayın Cem'in önerileri oldu. Almanya'daki Türkler'in Almanca öğrenmeleri doğrultusundaki çabaların arttırılacağını söyleyebilirim.
İkincisi, Türkiye Avrupa Birliği ilişkileri. İkimiz de geçen hafta yapılan Türkiye-AB Ortaklık Konseyi Toplantısı'nın yapıcı sonuçları olduğu noktasında görüş birliğine vardık.
* Çakmakoğlu ile ne görüştünüz?
- Askerİ işbirliği üzerinde görüştük. Burada da iki konu öne çıktı. İlki, askeri personel değişimi üzerine. Bu alanda son zamanda artış var. İkincisi de silahlanma konusunda. Bu alandaki eskiye dayanan ilişkimizi sürdürmeliyiz.
* Helikopter ve tank ihalelerini mi görüştünüz?
- Helİkopter konusu açılmadı. Güncel konular üzerine görüştük. Bu alandaki son gelişmelerin mükemmel ilişkilerimizi etkilememesi gerektiği konusunda görüş birliği içindeyiz.
TANKLAR VE İNSAN HAKLARI
* Almanya Savunma Bakanı Scharping, Türkiye'nin açtığı toplam 7 milyar dolarlık ana muharebe tankı ihalesini, Alman Leopard II tankları kazansa bile, insan hakları ihlalleri nedeniyle satışın yapılmayacağını söyledi.
- "Şu aşamada" dedi.
* O zaman öyle sorayım. Ne anlama geliyor "şu aşamada" vurgusu?
- Federal hükümet, bir süre önce silah satışlarında izlenecek esasları yeniden belirledi. Buna göre, insan hakları ölçütü, eskisine göre daha öne çıkarıldı. Koalisyon ortağı Yeşiller, insan hakları ihlallerinin sürmesi nedeniyle Türkiye'ye silah satışına açıkca şu aşamada karşı çıkıyor.
Scharping'in "şu aşamada" vurgusu, Türkiye'nin insan hakları alanında bariz gelişme göstermesi durumunu anlatıyor.
* "Bariz gelişme" ne anlama geliyor? Ve bu, beklenen gelişme sağlanırsa, silah satılabilir anlamına mı geliyor?
- HayIr, şart değil. Ama, gelişme olursa, kararın alınmasında göz önünde bulundurulacaktır anlamına geliyor. Gelişmelere gelince. Cumhurbaşkanı Demirel ve Başbakan Ecevit de insan hakları alanında hâlâ bazı eksikliklerin bulunduğunu kabul ediyor. Geçtiğimiz sonbahar demokratikleşme ve insan hakları alanında bazı somut adımlar atılmıştı. Yenilerinin de atılacağı sözü verilmişti. Bunların devamını bekliyoruz.
REFORMLAR SÜRMELİ
*Nedir bunlar?
- BunlarI ikiye ayırabiliriz.
Birincisi, varolan hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmesi. Örneğin işkenceyi önleyici yasalar var. Ama bunlar tam olarak uygulanmıyor. İşkence hâlâ bir gerçek. İkincisi, bazı yeni hukuki düzenlemeler yapılabilir. Örneğin, söz ve ifade hürriyeti yasal teminat altında olmalı. Kimse, söyledikleri nedeniyle hapsedilmemeli.
* Bu tür yasaklamalar, eleştiriler gelişmeyi hızlandırıyor mu sizce?
- Bu tür eleştiriler Avrupa Birliği bünyesinde doğaldır. Türkiye Helsinki Zirvesi'nde üye adayı olarak onaylandı. Almanya bunun için Türkiye'yi destekledi. Desteklemeye de devam ediyor. Türkiye Kophenag kriterlerine uymayı hedefine koyduysa, bu doğrultuda sorularla karşılaşması da doğaldır. Bunu Türk Hükümeti de anlayışla karşılıyor.
NÜKLEER ENERJİ...
* Alman Hükümeti'nin, bir Alman şirketinin de içinde bulunduğu nükleer santral konsorsiyumunun Türkiye'de girmiş olduğu ihaleye kredi garantisi vermemesini nasıl açıklıyorsunuz?
- Almanya uzun vadede nükleer enerjiyi tamamen devre dışı bırakma kararı almış bulunuyor. Bu nedenle, nükleer enerji kullanımını teşvik etmiyor. Bunun yanı sıra, Akkuyu'nun deprem bölgesinde olabileceği yönündeki endişelerin de bu kararda payı olabilir.
* Türkiye'deki Alman yatırımları devam edecek mi?
- Edİyor. Daha da artacağını umuyorum. Alman şirketlerinin Türkiye'de yatırım yaparken Türkiye pazarındaki talebi karşılamanın ötesinde, ihracatı amaçlamalarını önemli buluyorum. Türkiye'de imalat yapan Alman yatırımcıların Türkçe konuşulan ülkelerde, Kafkas ve Orta Asya ülkelerinde ciddi bir potansiyeli var. AB bölgedeki enerji, ulaştırma ve iletişim projelerini destekliyor. Dolayısıyla Kafkasya ve Orta Asya'da istikrarın sağlanmasında ortak çıkarlarımız var. Cumhurbaşkanı Demirel'in Kafkasya İstikrar Paktı konusunda Şansölye Schroeder'e yazdığı mektuba açık ve olumlu yanıt verildi. Henüz bu konuda somut bir gelişme olmasa da biz bu pakta bölge dışı güçlerin yanında Rusya'nın da katılmasını doğru buluyoruz.
MURAT YETKİN
|