Maçı Efes Pilsen mi, yoksa kazanıldığı zaman eleştirmekten ödü kopan, en bariz hataları bile işaret edemeyen tabelaya bakıp hamasi zafer destanları yazmayı gazetecilik sanan Türk medyası mı kaybetti? Oturup düşünmek lazım.. Efes, çok rahat kazanabileceği bir maçı son 2 saniyede atılan 3'lüğün kaçmasıyla kazanınca gördüğümüz belli başlı yanlışları yazmıştık.
Bir demiştik.. Hüseyin Beşok gibi bir panzer nasıl unutulur ve pota altında kullanılmaz?
İki demiştik.. Bu Mulaömeroviç takıma değil, kendine oynuyor. Bütün amacı maçın kahramanı olmak. Oyunu kendine kuran, oyun kurucu mu olur?
Ve üç demiştik.. Avrupa Şampiyonluğu'na oynayan bir takım bu kadar çok faul kaçırır mı?
Ertesi sabah bütün basketbol köşeyazarları destan yazınca, bizim adımız Yunanlı oldu. İrlandalılık'tan sonra bir de Yunanlılık... Bu medyada bu kafa oldukça biz yakında dünya vatandaşı oluruz.
Dünkü maçı izlediniz. İkinci yarıda Hüseyin'in pota dibinde gerçekten nasıl bir panzer olduğunu gördünüz. Şimdi soralım bakalım: Bu panzer ilk yarıda niye kenarda unutuldu?
Gene, maçı gördünüz. Mulaömeroviç, dengesiz şutları, anlamsız forseleri ile kendine mi, yoksa takıma mı oynadı? Allah için söyleyin.
Ve gene maçı gördünüz. Lütfen kaçan faullerin sayısına, bir de farka bakınız. O fauller biraz daha isabetli atılsa, Efes biraz daha yakından mücadele etmez miydi?
İstanbul'da Efes'in kenar yönetiminin de oyunda fazla etkili olamadığını, lisan-ı münasiple anlatmıştık. Efes çok hareketli zone yapan Yunanlılar'a karşı,!dün kenardan nasıl yönetildi? Herhangi bir hücum oyunu denediğimizi farkeden oldu mu? Ya da dünyanın en rahat sayılarını atan Panathianikoslular'a karşı hangi etkili önlemi alabildik? Dörder faulle oynayan adamların üzerine gidebildik mi?
Bir de genel eleştirimiz vardı. Bu iş 5 kişiyle olmaz diye.. Adamları oynatma, oynatma; gel final-four'da sahaya çıkar ve hayır bekle! Yunanlılar, birbirini aratmayan 10 kişiyle oynarlarken...
Dün, Barcelona'yı da seyrettim. Akıllı yönetilen bir Efes bunları yenebilir. Fazla da şımarıklığın alemi yok. Türkiye'nin ilk final-four'unda Avrupa üçüncüsü olmak da önemli bir başarıdır. Hele yenilgilerden gereken dersleri alabiliyor ve zamanında uyaranlara kızmamayı öğrenebiliyorsak...