Lizbonlu delikanlı Buenos Aires'teki, Bombay'daki, İstanbul'daki, Nejerya'daki, Hong Kong'daki arkadaşlarına e-mailler atarak ilk uyarıyı yaptı... Nijeryalı genç Londra'daki komite sekterine, on dakika içinde yüz küsur bin örgüt üyesi ve milyonlarca sempatizanı acil toplantıya çağırması gerektiğini hatırlattı. Ve gereken mesaj beş on saniye içinde minicik dünyanın dört bucağına şimşek hızıyla ulaştı:
"A 16 Hareketi bu hafta NY'da... IMF ve DB protestosu için bütün eylem komiteleri iş başına. On dakika içinde bütün komite ve alt komite sorumluları örgütün sanal oturumunda biraraya gelecek." Toplantı tam saatinde başladı. Dünyanın hemen her yerinde internet ağları kitlendi; erişim hızı bazı ülkelerde 2000 byte/sn'ye kadar düştü. Globalleşmeye karşı bugüne kadar az rastlanır ölçüde global bir muhalefet örneği gerçekleştirildi.
Hiç bir şey hatırı sayılır ölçüde gerçeklik kazanmadan, soluduğumuz havanın kokusunu değiştirmeden, yaşamın en ince ayrıntısına, kılcal damarlarına kadar sinmeden, ona karşı bir muhalefetten söz edilemiyor. Ama aynı zamanda hiç bir süreç doğal gelişimini sürdürürken, istediği kadar çetin olsun hiç bir muhalefet tarafından yok da edilemiyor. Çünkü o muhalefet de karşı çıktığı sürecin belirlediği, tanımladığı atmosfer içinde, onun yarattığı ortamda, onun koşulları, onun alet edavatı ile ve onun olanak verdiği dozda sürdülebiliyor.
New York göstericilerinin milliyetlerini ayırdetmek ne mümkün; rengarenk bile olsalar global dünyanın birer bireyi olduklarını adeta haykırıyorlar. Dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar renkleri ve anadilleri ne olursa olsun global dünyanın dilile sloganlar atıyor, o dille haberleşiyorlar.
İşte globalleşmeye karşı muhalefetin bir kez daha ve ibret dolu biçimde sergilediği şey, bu garip paradoks... Karşı çıktığın trendin bir parçası olmak, karşı çıktığın şeyi doğrulamak, onun hanesine puanlar eklemekten kaçamamak.
Standart IMF reçetelerinin bazı ülkelerde kötü sonuçlara yol açması, özellikle de bu gerçeğin, bizzat IMF'nin en üst düzey yetkililerinden biri tarafından (Dünya Bankası eski başkan yardımcısı Joseph Stiglitz tarafından) ortaya konulması üzerine "globalleşmenin iflası" çığlıklarının artışına tanık oluyoruz. Oysa bütün bu yaşananlara, globalleşmenin değil, henüz yeteri kadar globalleşememenin yolaçtığını söylemek de mümkün.
Eğer dünya globalleşmenin daha ileri bir düzeyinde olsaydı, IMF yetkilileri, bir ülkede yol açtıkları krizin bir bumerang misali dönüp kendilerini de vurmasından daha çok korkar, ellerindeki standart paketleri sorumsuzca oraya buraya paslamadan önce daha çok düşünür, kılı kırk yararlardı... Eğer dünya globalleşmenin daha ileri bir aşamasında olsaydı, IMF de, Dünya Bankası da daha şeffaf hale gelmiş, daha büyük oranda uluslararası denetime girmiş; ülkesel değil, global çıkarlar açısından davranmaya zorlanmış olurdu.
Ama yaşanan son olaylar, globalleşmenin bu aşamasında bile sistemin kendi sigortalarını kendi içinde taşıdığını gösteriyor. IMF'nin yanlış politikaları sonucu Güney Asya'da patlak veren kriz, globalleşen ekonomiler nedeniyle bütün dünya ekonomisini öylesine hızla sarıyor ki, IMF sadece üçüncü dünya ülkelerinde değil, gelişmiş ülkelerde de topun ağzına geliveriyor.
Elinize dilinize sağlık A 16 eylemcileri ve protestocuları; e-mail'lerinizle, web sitelerinizle, sanal ortamlarınızla bin yaşayın emi... Globalleşmeye karşı çıkarken globalleşmenin gücünü ve yaygınlığını bir kez daha kanıtladınız.
Ve belki de hepsinden önemlisi, IMF'in, Dünya Bankası'nın yöneticilerine, hâlâ birkaç zengin ülke hazinesinin çıkarları ile beyinleri dumura uğramış üst kadrolarına gerçek globalleşmenin, sınır tanımaz dünya kardeşliğinin ne olduğunu gösterdiniz.