


Siyaseti kim ödüyor?
Şu anda Galatasaray-Leeds United maçı her şeyin önüne geçmiş durumda ama gelecek haftanın gündemi Cumhurbaşkanlığı seçimi.
Bu kazan için için kaynıyor, kim kimin bileğini bükebilir hesapları yapılıyor. Ve her zaman olduğu gibi havada rivayetler uçuşuyor.
***
Bu rivayetlerden en güçlüsü, bazı grupların Cumhurbaşkanlığı seçiminde milletvekili oyu satın almak için 1 milyar dolar ayırdığı.
Adam başına üç beş milyon dolar vererek istedikler kişiyi cumhurbaşkanı seçtirecekleri söyleniyor.
Hem de bazı güvenilir kaynaklar, bunu bir tahmin değil, bir bilgi olarak sunuyorlar.
***
Türkiye'de böyle şeylerin olduğunu hepimiz biliyoruz.
Çünkü siyaset, yasa ve ahlak dışı yollardan finanse ediliyor.
Seçim kampanyalarında parti liderleri özel uçaklarla dolaşıyor, milyonlarca dolar harcıyorlar.
Meclisteki her kritik oylama öncesinde, büyük paralar döndüğü iddiaları ortalığı kaplıyor.
Bu durumun iki kaynağı var:
Kayıt dışı ekonomi ve siyasetin finansmanının denetlenmemesi.
Düzenli ve kayıt altına alınmış bir ekonomik yaşamımız olsa, hiç bir şirket ya da şahıs milyon dolarları oradan oraya aktaramaz. Siyasi partilerin ve liderlerin harcadıkları her kuruş, gerçekçi bir biçimde izlense onlar da böyle rahat davranamazlar.
***
Gelişmiş demokrasilerdeki en önemli kavramlardan birisi "siyasetin finansmanı".
Bu noktada, bizleri şaşırtacak kadar keskin bir dikkat sergileniyor.
İki Almanya'yı birleştirme onurunu taşıyan Helmuth Kohl, sırf bu sebeple rezil oldu.
Dünyadaki birçok politikacının başı "siyasetin finansmanı"nda yapılan yanlışlıklardan dolayı belada.
Amerika'da, bırakın büyük paraları, telefon konuşmalarının kimin tarafından ödendiğini bile denetliyorlar.
Başkan yardımcısı Al Gore, Beyaz Saray telefonlarını seçim kampanyasında kullandı diye hakkında soruşturma açıldı.
***
Galiba bozuk sistemin kilit noktası burası.
Çıkar grupları siyasileri finanse ediyor. Onlar da karar mekanizmasını ele geçirince, o şirketlere olan borçlarını ödüyorlar. Dolayısıyla ihaleler de şaibeli oluyor, özelleştirmeler de, uluslararası projeler de.
Genelkurmay Başkanı'nın tam Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde dikkat çekmek istediği nokta bu.
Yolsuzlukla Mücadele Derneği'ni kabul edip belli mesajlar vermesini ve Kohl'den söz etmesini ben böyle yorumluyorum.