


'Paniğe gerek yok'
Pazartesi, saat 17.50... Başbakan Ecevit'in "yeni evindeyiz." Yeni ev, eskisine "50-60 metre mesafede..." Ev değil, bir tür "çalışma mekanı... Kütüphane..."
Masanın çevresinde 12 gazeteciyiz.
12'sinin "ikisi" aynı zamanda DSP Milletvekili.
Sağımız, solumuz, önümüz, arkamız "kitap."
Bir rafta "yerli ve yabancı dergiler."
Bir rafta "İslam ansiklopedisi.
Bir rafta "Bir başka İslam ansiklopedisi."
Bir rafta "Osmanlı kanunnameleri."
Bir rafta "Varlık Yayınları."
Bir rafta "Türk lehçeleri sözlüğü."
Ve "dört raf dolusu" Kıbrıs... Ege...
Başbakan'ı "iyileşmiş... dinlenmiş" bulduk.
Evinde kaldığımız elli dakika içinde "tam elli soruya" yanıt verdi.
Yani "bir dakikada" bir soru, bir cevap.
Sohbet "oldukça tempolu" gelişti.
"Ping pong" misali...
Başbakan'ın bazı sorulara verdiği yanıtlar "kısanın da kısasıydı."
"Evet" gibi...
"Hayır" ya da "bilmiyorum" gibi...
Örneğin:
- Sayın Başbakan... Kafanızda aday isimleri var da... Açıklamıyor musunuz?.. Bazı oluşumları mı bekliyorsunuz?
- Evet.
- Kafanızda aday ismi var yani.
- Tabii.
- Kaç aday ismi var?
- Birden fazla.
- Asker... Sivil...
- O açıdan hiç bakmadım.
- Meclis içinden mi, dışından mı?
- Bu soru gazeteci tuzağı.
- Aklınızda iki aday ismi mi var?
- En az iki.
Bir ayrıntı...
Başbakan "bazı şeyleri" birkaç defa söyledi.
Örneğin...
Tam üç kez "tablo netleşmedi... Somut bir şey söyleyemiyorum" dedi.
Ve tam beş kez de...
"Zaman faktöründen" bahsetti:
- Zamanı iyi kullanmamız gerekir.
Evet "tablo netleşmedi."
Başbakan bazı "oluşumları" bekliyor.
Ancak, sanıyoruz ki...
Ecevit'in beklediği oluşumlar "yeni adayların çıkması... Bunların üzerinde uzlaşma sağlanamayacağının görülmesi."
Ve zamanın "daralması."
Sonra...
Sıra Ecevit'in "kafasında oluşturduğu isme... Senaryoya" gelecek.
Bu stratejiye "dayatma" diye bakmıyoruz.
Başbakan'ın "inisiyatifi ele alması" olarak yorumluyoruz.
***
Başbakan'dan bir saptama...
Ve "yerinde" bir saptama:
- Asker adeta zorla bu işin içine çekilmek isteniyor.
Evet "adeta... zorla."
Asker "artık siviller bu işi başarsın" dedikçe...
Siviller "rahat durmuyor" ve "askeri kaşıyor."
Asker de "düşüncesini" söylüyor.
Başbakan'ın ifadesiyle:
- Yeni cumhurbaşkanı... Laiklik, bölücülük gibi konularda duyarlı olmalı... Ayrıca... Güvenilirlik çok önemli.
50 dakikanın sonu
Çaylı, kekli, sigara börekli sohbette Başbakan'ın son sözleri:
- Paniğe gerek yok... Ama dikkatli adım atmalıyız. Zira istikrar bozulmasın... Fırsat kaçmasın.
"Elli dakikanın" sonunda gözlemimiz:
Gelişmeler "Başbakan'ın kontrolünde."