Adamı karısı vezir de eder, rezil de edermiş.. Aynı işi ülke düzeyinde siyasetçiler yapıyor.
Siyasetin yeni kafalar ve yeni fikirler ürettiği ülkeler sancısız ilerliyor. İşte Yunanistan yeni cumhurbaşkanını seçti, genel seçimini yaptı, bir kaç gün içinde yeni hükümetini kurdu. Çünkü siyaset orada kişisel ikbal amacı değil, ülkeyi ileri götürmenin aracıdır.
Bizdeki siyaset ise ülkedeki büyük potansiyelin, toplumdaki yeni fikirlerin ve yeni insanların yolunu, en azından hızını kesiyor.
Yabancı yatırımcılara yön veren Standard and Poor's adlı kredi değerlendirme kuruluşunun "Ülke Ratingleri Bölümü" Direktörü Marie Cavanaugh, Milliyet'ten Yasemin Çongar'a önemli açıklamalar yapmış.
Dediğine göre Türkiye'nin kredi notu bu yıl büyük ihtimalle yükselecek. Çünkü IMF'nin desteğini alan enflasyonla mücadele programı iyi yürüyor. Ama istikrarın yeterli güvencesi hala yok.
Pamuk ipliğine bağlı..
"Bunun için ne lazım?" sorusuna Marie Cavanaugh, iki gerçekleşmeyi şart koşan şu cevabı veriyor:
1. 16 Mayıs'ta yeni bir cumhurbaşkanınızın olması;
2. Koalisyonun ayakta kalması lazım..
Başka ülkelerin böyle cesur programları yürürlüğe koyar koymaz elde ettikleri "güven desteği"ni biz niçin sağlamakta zorluk çekiyoruz?
İşte cevabı:
"Türkiye'de siyasi haleflerin belirlenmesi çok güç.. Bir çok ülkede böyle değildir. Ancak Türkiye'de siyasi parti liderleri o kadar uzun ve öylesine gelişmelere aldırmadan oturuyorlar ki.. DYP ile ANAP'a bakın, oyları nasıl düştü.. Başka bir ülkede olsa liderleri hemen istifa ederdi. Türkiye'de liderlerin değişmesi sancılı oluyor.."
Demirel'i AP ve DYP liderliği yaptığı dönemde "Yerinize kimi hazırlıyorsunuz?" merakım çok kızdırırdı.
Özal da Çankaya'ya çıkarken, yerini bırakabileceği 18 adayı belirlemiş ama içindeki sırtlan uyanınca partiyi Akbulut'a emanet etme bencilliğine yenilmişti.
Artık isim tartışın..
Liderler koltuklarını korumak uğruna parlak insanlara geçit vermiyorlar.
Demirel'in süresini uzatma girişimi ve şimdi "dışardan birini seçme" niyeti ardındaki çaresizlik, hep bu lider sultasının utandırıcı sonucu değil mi?
18 Nisan'da seçilen meclisin cumhurbaşkanı seçeceğini liderler biliyorlardı. Listeleri kendileri yaptılar.
Günü geldiğinde göğüslerini gere gere "Partimin Cumhurbaşkanı adayı şudur" diyebilecekleri insanı her birinin ayrı ayrı seçtirip meclise getirme borcu yok muydu?
Vardı.. Ama yapmadılar. Şimdi bir hafta kalmış, "yemek tarifi" yapar gibi hala tarif yapıyorlar.
Cumhurbaşkanı'nı imal etmeyecekler, mevcut birini seçecekler. Meclis, dışardan aday istemediğini gösterdi. Zorlama, Cumhurbaşkanlığı makamını görünmez bir kazaya feda etmek olacaktır.
Zamanı harcamasınlar.
Akıl, nitelikleri isimler üstünde tartışmayı...
Sorumluluk da, siyaseti çoraklaştıran, nitelikli insanları dışlayan, ülkeyi krizkolik yapan Partiler ve Seçim kanunlarını hemen değiştirmeyi emrediyor.
Topal demokrasi ile istikrar olmaz!