kapat

18.04.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.


Oyun...

Sabah kalkıp gazete okumak çoğu insan için vazgeçilmez bir tutkudur, keyiftir. Ülkenin gündemini izlemek, yazarların görüşlerini okumak, manşetteki haberin nasıl gün içinde bütün bir ülkeyi yönlendirdiğini görmek etkileyicidir. Medyanın dördüncü güç olarak yaşamımızı kontrol ettiğinin bir kanıtıdır...

Bir aydır medyanın en fazla üzerine gittiği konu futbol... G.Saray'ın başarısı, F.Bahçe'nin başarısızlığı, Taksim olayları, Efes'in final-four'a kalışı gazetelerin birinci sayfalarını taşıyan olaylar... Önemli siyasi yazarların da en fazla değindikleri konular...

Spor, çoğunlukla da futbol okumak, okurun; yazmak, yazarın; yayınlamak da gazetecinin hoşuna gidiyor... Bir topun peşinde koşan 22 kişinin macerası, bütün dünyayı olduğu gibi Türkiye'yi de esir almış durumda... Medyanın ilgisi sevindirici, ama aynı zamanda bir o kadar tehlikeli...

Bir oyunu, insan yaşamının en önemli konusu gibi göstermek, kazananı çok yukarılara çekip, kaybedeni yerin dibine sokmak çok tehlikeli.

Genç beyinlere futbol kadar, sanatın, kültürün, sinemanın, müziğin, tiyatronun, kitap okumanın değerini anlatmak, en önemlisi siyasi gerçeklerin üzerine gidip, karanlıkları aydınlatmak, geleceğe ışık tutmak bu ülke basınının en önemli görevi... Futbolu oynamak da, seyretmek de, yazmak da, okumak da büyük keyif... Ama futbol sadece ve sadece bir oyun...

Gerçek oyunları, oyuncuları perdeleyen güzel bir oyun...

***

Fatih Terim'i okuyoruz. Konuşuyoruz. Bazen alkışlıyor, bazen eleştiriyoruz. 6 yıldır Terim'le yaşamayı öğrendik. Onun sayesinde çalışan bir Türk'ün, bir Türk takımının neler yapabileceğini gördük. Bu yüzden de Terim'e ülke olarak teşekkür borçluyuz...

Ama... Ama Terim'in elde ettiği başarılar, yaptığı hataları gizlememeli. Türkiye'nin en üst düzey takımında görev yapan bir teknik adamın tavırlarındaki büyük yanlışların üstünü örtmemeli.

Terim, Leeds maçı sonrası bir basın toplantısı yaptı. Bir genç gazeteci arkadaşımız, "Hocam, ikinci yarı takım biraz savunmaya yönelik oynadı. Bunu 2-0'ı yeterli gördüğünüz için siz mi istediniz?" diye bir soru yöneltti.

Terim, tamamen futbolla ilgili bu soruya canlı yayında ekranlara da yansıyan bir yanıt verdi: "Ne biçim soru soruyorsunuz? Beni tanımıyor musunuz? Böyle şeyler sormayın."

Fatih Terim bazen hakemlere bazen de futbolcularına bu tavrı gösterdi... Sadece gazeteciler değildi korku saldığı. Futbolla ilgili soralara bile çok sert yanıtlar verdi. Ne eleştirilmeye tahammül gösterdi ne de başkalarıyla karşılaştırılmaya...

Başarı Terim'in damarlarına girdiğinden beri değişmeye başladı Fatih hoca... Dürüst, mert ve hırslı bir insan olarak tanımıştık onu. Sert, acımasız, küstah tavırlarıyla o genç gazeteci gibi birçok kişinin kalbini, onurunu kırdı. Futbolun bir oyunkendisinin de bu oyunun bir parçası olduğunu unuttu. Umarız Kopenhag'da UEFA Kupası'nı kaldırtıktan sonra hatırlar eski Fatih'i...

***

"Mutsuzluluğu doruklarda yaşayıp, mutluluğun tadını daha iyi çıkarmaktır" demiştik Fenerbahçelilik için. Ama Fenerbahçe'nin mutsuzluk doruklarından inmeye hiç niyeti yok. Sarı-lacivert; gözyaşının, acının ve kederin renkleri oldu sanki...

Bu durumdan nasıl kurtulacağını biliyorduk, ama anlatamadık Fenerbahçe'ye... Şimdi duyduk ki yönetim kurulu da kabul etmiş gerçeği... Ve haber yollamış İmparator'a, "Bizi kurtar" diye...

Bu kararın arkasında durursa Fenerbahçe, oyunda kazanan olmaya başlayacak, yoksa hep kaybeden olarak kalacak...

Spor Yazarlari sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır