Çöp yığınlarının arasına atılmış heykel başları ve parçaları, ıskartaya çıkartılmış mobilya iskeletleri, misyonu "sanat ve estetik öğretip aşılamak" olan bir eğitim kurumuna hiç yakışmıyordu; burada ne yazık ki "estetik", ayaklar altındaydı.
Yayınımız hedefine ulaştı, mesaj derhal alındı. Kepçeler getirildi, bahçedeki çöpler temizlendi. Mezbelelik görüntüsü ortadan kaldırıldı. Ardından bütün bahçeye kamyonlar dolusu mıcır döküldü... Yalnız, teşhir vitrini içerisindeki eski yorganlar, kirli bez parçaları aynen duruyor. Meğerse bunlar, her görenin zannettiği gibi "sokağa atılıp vitrine tıkıştırılmış çul çaput" değil, "uykusuzluğu simgeleyen bir sanat yapıtı" imiş!