


Devir döner hesap döner
Üçüncü kez UEFA, Galatasaray'ın final şansını zora sokuyor.. Üçüncü kez, Galatasaray için masa kuruluyor.
Üçüncü kez, sahada oynanan oyun ve atılan goller yerine, masabaşındaki oyunlar ve havaya kalkan ellerle, Galatasaray'ın yolu kesilmeye çalışılıyor..
Evet, üçüncü kez...
Bu kadarı rastlantı olabilir mi?..
***
İlki, 1987'deydi...
Galatasaray, İsviçre'de 3-0 yenildiği Neuchatel'i İstanbul'da 5-0 yenerek çeyrek finale çıkıyordu.
Türkiye, çeyrek finalin sevincini yaşarken, UEFA sessiz sedasız toplanıyor ve herkesi şaşırtan bir karar alıyordu.
İstanbul'daki maç sırasında tribünlerden sahaya atılan yabancı (!) cisimler nedeniyle 5-0'lık Ali Sami Yen zaferini iptal ediyordu UEFA...
Karara göre, maç "tarafsız" bir sahada tekrar edilecekti.
İlk şaşkınlığı atlatan Türkiye, birkaç saat sonra sokağa dökülüyordu.
Sadece Galatasaray taraftarları değil, kararın doğrudan "Türkiye'ye karşı" alındığına inanan taraflı-tarafsız milyonlarca insan gerçekten büyük bir "infial" yaşıyordu..
İsviçre temsilciliklerinin önüne siyah çelenkler bırakılıyordu.
Ve ilk şaşkınlık atlatıldıktan sonra büyük bir hukuk savaşı başlatılıyordu.
Galatasaray yönetimi; Şenez Erzik ve Ali Şen'in de desteğiyle masada da alt ediyordu Neuchatel'i.. Hem de tıpkı sahadaki gibi 5-0'lık bir sonuçla...
TRT'de şu başlıkla duyuruyorduk haberi: "Masada da 5-0.."
İşte o dakikada, tam sekiz saat ekranları başında nefesini tutarak sonucu bekleyen milyonlarca insan, Türkiye'nin bütün kentlerinde sokağa dökülüyordu.
Görülmemiş bir şeydi..
Türkiye'de, ne ondan önce, ne ondan sonra, hiçbir galibiyet ya da şampiyonluk sevinci nedeniyle bu kadar insan yollara düşmemişti ve düşmeyecekti..
Bir haksızlığın alt edilmesi, dünyanın en büyük takımını yenmekten çok daha anlamlıydı.
Sonuçta, "iptal" cezası, para cezasına dönüştürülüyordu.
Galatasaray, çeyrek finale yükseliyordu.
***
Ötesi daha ilginçti..
Galatasaray yarı finale de çıkıyor ve final şansını yakalıyordu.
Ve Bükreş'te yarı finalin ilk ayağı..
Tanju bir gol atıyor.. Hakem saymıyor.. Üstüne gelen kartlar..
O gol sayılsa, final Galatasaray'ın parmaklarının ucunda.
Ama, şans kaçıyor..
Ya da kaçırılıyor..
Yıllar sonra Niko Çavuşesku anlatıyor.. O günlerin Romanya diktatörü Nikolai Çavuşesku'nun oğlu..
Babası devrildikten sonra yapılan röportajda anılarının arasına sıkışan bir cümle:
"Galatasaray maçında, Portekizli hakemi satın almıştık."
***
İkincisi, daha geçen yıl yaşanıyordu.
Juventus maçı, Türkiye'de Öcalan nedeniyle, İtalya'ya karşı yönelen tepkiler gerekçe gösterilerek bir hafta erteleniyordu.
Maç, gününde oynansa sonuç ne olurdu bilinmez!.
Ama, ertelenen maçın herkesi içine sürüklediği gerginlik yaşanmazdı elbette..
Galatasaray, o maça, yedi düvelle, otuz yıl süren kavganın tüm ağırlığını taşıyarak çıkıyordu.
65 milyon, hesabın görülmesi işini 11 genç adama bırakıyordu.
Siyasi hesap görüldü belki, ama futbolun hesabı açıkta kaldı.
Galatasaray bir kez daha masada kalkan ellerle Avrupa'da final şansını kaybetti..
***
Üçüncüsüne dün tanık olundu..
Galatasaray, korku çemberine atıldı.
Lakin hesap bu kez ters dönecek besbelli..
İstanbul'dan gelmelerine yasak konulan 1750 taraftarın yerini, İngiltere ve Avrupa'dan gelenler dolduracak..
Galatasaray yalnız kalmayacak..
Korku çemberinden geçecek.. "Keser döner sap döner, devir döner hesap döner" misali..
Bu kez finale uzanacak..
Herşeye rağmen...
***
Galatasaray'ın önüne çıkarılan engeller, aslında, Türkiye'nin Avrupa'lı olmasının önüne çıkarılan engellerdir.
Son yıllardaki mücadelesiyle siyasete, insana, hayata dair her alanda herkese bir şeyler anlatan Galatasaray, bu kez en yaşamsal derslerinden birini daha koyacak ortaya.. Tarih, engelleri koyanları değil, engelleri aşanları hatırlar... Ve..
"Dağ ne kadar yüce olsa yol onun üstünden aşar."
Herşeye rağmen..