


Boy fotoğrafımız
İnsanlar dünyaya tek pencereden bakma alışkanlığında. Bu durum yalnız bizim için geçerli değil. Dünyadaki her ulus, her bölge, her insan kendi penceresinden seyrediyor olayları.
Oysa bazen tersine çevirip bakmakta yarar var.
***
Leeds, İngiltere'nin Adana gibi bir kenti. Diyelim ki Adanaspor, bir İngiliz takımıyla Londra'da karşılaşıyor.
Bu arada maçı izlemeye gitmiş iki Adanalı kardeşimiz, Leicester Square'de bıçaklanarak öldürülüyor. (Teşbihte hata olmaz!)
Bu acı, Adana basınını ayağa kaldırıyor.
Kentin meydanına çiçekler bırakılıyor, ölen iki Adanalı'nın yası tutuluyor.
Ama bu olaydan 15 gün sonra da rövanş maçı var.
İngiliz takımı Adana'ya gelecek.
Ve maçı izlemek üzere binlerce, belki onbinlerce İngiliz, Adana'ya akacak.
Adana'daki otellerde kalacak, lokantalarda yemek yiyecek, barlara gidecek ve sonunda kitle halinde İngiltere ve takım bayrakları açarak maçı izleyecekler.
Böyle bir durumda ne olurdu dersiniz?
Ürkmez miydik?
Olayların büyümesinden ve kan dökülmesinden korkmaz mıydık?
***
Evet, UEFA'nın kararı haksız!
Evet, Leeds başkanı bu olayı istismar etmeye çalışıyor.
Yani Türkiye'ye kötülük yapıyorlar.
Ama bize esas kötülüğü, Taksim'deki sekiz genç yaptı.
Galatasaray'ın neredeyse kesinleşmiş zaferine gölge düşürdü.
Türkiye'yi bütün dünyanın gözü önünde "eli bıçaklı barbarlar ülkesi" olarak tanıttı.
Galatasaray'ın bu önemli maçı seyirci desteği olmadan ve gerilim içinde oynamasına yol açtı.
Kısacası onlar, iki İngiliz'in gövdesinde Türkiye'yi bıçakladılar.
Galatasaray'ı bıçakladılar.
***
Galatasaray Kulübü'nün evrensel ölçülere yükselmesi herkesi sevince boğarken, eli bıçaklı sekiz genç adam bu ülkenin dibindeki tortuları hatırlattılar hepimize.
Ve boy fotoğrafımız ortaya çıktı.
Bir yanımız globalleşmenin yükselttiği evrensel çıtalarda dolaşıyor, öbür yanımız ise Hizbullah çukurları kadar derin cehalet, düzeysiz eğlence ve maganda bataklıklarında.
Günün sorusu ise, gençliğe hangisini model olarak göstereceğimiz.