Bizim ülkede bazı sözcükler içeriksiz biçimde ve kolayca telaffuz edilebiliyor. Bunların başında "istikrar" geliyor. Son ayların "sihirli" sözcüklerinden veya kavramlarından biri "istikrar"...
Bu sözcüğe bir içerik kazandırmadan, "büyü"sünden aldığınız güçle bir anlam yüklediğiniz zaman, her türlü "faul"ü görmezden gelmek de mümkün. Niçin "istikrar"? Sadece "kaos"tan evlâ olduğu için mi? Yoksa, "istikrar"dan murad edilen özel bir durum mu var?
Evet, var. "İstikrar"cılar için, en önemlisi, ekonomik reformun kararlılıkla uygulanması. Yüksek enflâsyonist ekonomiden beli bükülen ülke için, IMF reçetelerinin, her türlü siyas” riski kabullenerek ve uygulanması, bir çok çevre bakımından önemli sayılıyor. Bu kararlılığı gösterecek hükümetin devamı ise "istikrar" sözcüğünün "büyü"sü ile eş anlamlı.
Ancak, IMF reçetelerinin "büyülü" bir yanı olduğu şüpheli. Tam tersine, IMF, çuvallama ihtimali, birçok örneğe bakılırsa hayli yüksek reçeteler üreten bir kuruluş. Bu yüzden, önümüzdeki günlerde, Washington'da yapılacak IMF toplantıları münasebetiyle, Amerikan başkentinin bir "savaş alanı"na dönmesi ihtimalinden korkuluyor. Seattle'da Dünya Ticaret Örgütü toplantısı vesilesiyle, geçen yüzyıl sonu patlak veren olayların tekrarlanması ihtimali söz konusu.
Ama işin ilginç yanı, dünyanın en önemli ekonomistleri, IMF'ye karşı yönelik tepkileri haklı görüyor. Bunlardan biri, yakın zamana kadar Dünya Bankası'nın Baş Ekonomisti ve Birinci Başkan Yardımcısı olan ünlü profesör Joseph Stiglitz... Stiglitz'in "The New Republic" dergisinin son sayısında kendi tecrübelerinden yola çıkarak kaleme aldığı ve derginin kapağını oluşturan "Devalüasyonda Neyi Gördüm- IMF'ye Niçin Dünya Ekonomisini Yönetmek Konusunda Güvenilemez" yazısını, başta Merkez Bankası başkanları, Hazine yöneticileri ve ekonomiden sorumlu bakanların ve bu arada başbakanların ve ekonomiyle ilgili akademisyenlerin başucu metni yapmaları ve odalarının duvarlarına asmaları gerekiyor.
Stiglitz, önce Doğu Asya ve arkasından Rusya'daki, Türkiye'yi de bir nebze etkileyen ekonomik ve mal” krizlerde IMF'nin hatalarını görüyor. Bu görüşlerinde yalnız değil. Reagan'ın Ekonomik Danışma Kurulu Başkanı Martin Feldstein, eski Dışişleri Bakanı George Shultz, ünlü Jeff Sachs ve yine ünlü Paul Krugman, kendisiyle aynı kanıda.
Stiglitz, yazısına, "Haftaya başlayacak olan IMF toplantısı, geçen sonbaharda Seattle'da Dünya Ticaret Örgütü'nü perişan eden göstericileri Washington'a getirecek. IMF'nin burnunun büyük olduğunu söyleyecekler. IMF'nin yardım etmesi söz konusu olan gelişmekte olan ülkeleri dinlemediğini ve demokratik şeffaflıktan uzak olduğunu söyleyecekler. IMF'nin ekonomik "çareleri"nin, işleri daha da kötüye götürdüğünü, yavaşlamaları durgunluğa, durgunluğu depresyonlara dönüştürdüğünü söyleyecekler" diye giriyor ve şöyle devam ediyor: "Ve haklılar. Ben, son yarım yüzyılda görülen dünya çapındaki en vahim ekonomik kriz esnasında Dünya Bankası'nın 1996'dan geçen kasıma kadar Baş Ekonomisti idim. IMF'nin, Amerikan Hazine Bakanlığı ile tandem halinde buna nasıl karşılık verdiğini gördüm. Ve hayrete düştüm."
Stiglitz, IMF'nin bir ülkeye yardım etmeye karar verdiği vakit, o ülkeye bir ekonomistler "misyonu" gönderdiğine işaret ediyor ve bunların çok kez o ülkeyle ilgili geniş deneyimden yoksun olduğuna dikkat çekerek, "O ülkenin geniş kırsal kesimlerini dolduran köylerden ziyade beş yıldızlı otellerini birinci elden öğrenirler" diye ironik bir dil kullanıyor. En önemli saptaması ise şu: "Akıllı insanlar kendilerini dışarıdan eleştiriye ve tavsiyeye kapattıkları vakit, en salakça şeyleri yaparlar. Devlet görevinde öğrendiğim tek bir şey varsa, uzmanlığın en önemli olduğu alanlarda açıklığın en temel husus olduğudur."
Kıssadan hisse: IMF reçeteli istikrar "sihirli" değildir. Her konuda olduğu gibi, ekonomide de açıklık, şeffaflık ve bunları sağlayacak olan kitle katılımlı demokrasi. Evet, çoğulculuk ve demokrasi...