


Su aydınlıktır: Aydınlanalım!
Bol ışıklandırma. Etkileyici kampanya. Açılışlar böyle yapılıyor. İnsanlar mutlu oluyorlar ve mutlu günü kutluyorlar. Bir baraj yapılmış, bir gölet, fabrika, sulama kanalı, isale hattı, pompa istasyonu, elektrik santrali, otoyol bitirilmiş insanların hizmetine sunuluyor.
Tören de yapılacak...
Tantana da...
Fakat dürüst olalım.
Genelde verimlilik sorgulanmıyor. Sadece; "Avrupa'nın en büyük havaalanını yaptık, en hızlı biz yaptık, Balkanlar'ın en büyük barajını yaptık, sadece biz yaptık ya da Ortadoğu'nun en büyük santralini biz kurduk..." türü fiziki büyüklüklerle övünmeler öne çıkıyor.
***
Evet siz kurdunuz...
Fakat kaça kurdunuz? Ne kadar ucuza?
Hangi verimlilikte? İhtiyaca uygun mu?
Dikkat ederseniz, bu açılış törenlerinin hemen hiçbirinde harcanan paranın verimliliği üzerine bina edilmiş; "Biz bu tesisi Avrupa'daki benzerinden şu kadar ucuza mal ettik..." türü kıyaslamalara rastlanmıyor. İşçi başına, mühendis başına, makina başına yatırılan her 100 lira başına verimlilik neden çok düşüktür?
Tesis kaça kuruldu?
Daha ucuza yapılabilir miydi?
Yapılamadıysa niçin?
Örneğin İzmit'de Büyük Şehir Belediyesi'nin bir konsorsiyuma yaptırdığı Yuvacık Barajı'nın ünitesi olan Yuvacık Arıtma Tesisi ile İSKİ'nin yaptırdığı Fatih Sultan Mehmet Arıtma Tesisi arasındaki büyük fark nereden kaynaklanıyor.
Şu kıyaslamaya bakın:
Yuvacık Arıtma Tesisi:
Günlük kapasitesi:
390 bin metreküp.
Maliyeti: 146 milyon dolar.
Fatih Arıtma Tesisi:
Günlük kapasitesi:
420 bin metreküp.
Maliyeti: 28 milyon dolar.
Tesis aynı tesis fakat İzmit Büyükşehir Belediyesi'nin yaptırdığı 118 milyon dolar daha pahalı.
Niçin bu fark?
***
Bir örnek daha vereyim...
Yeşilçay Projesi:
2 regülatör...
1 pompa istasyonu...
1 isale hattı...
1 enerji nakil hattı...
Yıllık kapasite:
145 milyon metreküp.
Yapımcısı DSİ.
Maliyeti: 270 milyon dolar.
Yıldız Dereleri Projesi:
3 baraj.
3 pompa istasyonu.
1 isale hattı.
1 enerji nakil hattı.
Yıllık kapasitesi:
140 milyon metreküp.
Yapımcısı İSKİ.
Maliyeti: 52 milyon dolar...
***
Mühendisler sorgulasınlar.
Halka bilgi versinler.
Bir kurumun 52 milyon dolara malettiğini, diğer kurum 270 milyon dolara fatura ediyor. Niçin aradaki bu büyük fark? Bu büyük uçurum; kurulan tesisin teknolojisinden, yarı ya da tam otomatik işletme sisteminden, seçilen makina ve teçhizatın kalitesinden, kapasitesinden, sabit debili ya da değişken debili pompa istasyonu koymaktan, isale hattının topoğrafik şartlarından ve alınan yabancı kredinin ağır yükünden mi kaynaklanıyor? Yoksa başka bir neden mi var?
İstanbul'da İSKİ suyun metreküpünü (atık su bedeli dahil) halka 1 doların üzerinde bir fiyata satıyor. Halka 1 dolara sattığı 1 metreküp suyu İSKİ kaça mal ediyor? DSİ, suyu kaça mal edip İSKİ'ye kaça veriyor fakat İSKİ bunu halka kaça satıyor?
Aradaki büyük fark neden?
Değerli mühendisler sorgulasın.
Bizi aydınlatsın, aydınlanalım.
***
SON DAKİKA NOTU: DSİ Genel Müdürü Prof. Doğan Altınbilek'le konuştum. Üç gündür bu köşede yayınlanan kıyaslamalı yazılar için İSKİ'nin yanıltıcı rakamlar verdiğini, dolayısıyla da halkı aldattığını söyledi. DSİ'nin pahalı tesis değil, ucuz, dayanıklı, ihtiyaca en uygun barajlar, regülatörler, arıtma tesisleri, isale hatları yaptığını söyledi. Ve bu iddiayı ispatlayacak bilgileri göndereceklerini söyledi. Ben de bu köşede yayınlamaya söz verdim. Yayınlayacağım.