Tekin'i kör kuyu yuttu
Sultanbeyli'nin "Süper Tekin"i, basketbol maçına yetişmek için koşarden kuyuya düşüp can verdi
SULTANBEYLİ... Kent merkezinin dışında uzaklarda, çok uzaklarda bir varoş ilçesi. Üç beş gecekonduyla başlayan gelişimini yüzlerce kaçak bina ile tamamlamış gözlerden ırak bir yerleşim birimi.
İşte o çarpık yapılaşmasını hala sürdüren kent parçasının Adil Mahallesi'nde oturuyordu Tekin'de. 16 yaşındaydı. Arkadaşları onu "Süper Tekin" diye çağırıyorlardı. Kol kuvvetiyle değil, pırıl pırıl zekası, sınır tanımayan çalışkanlığı ile kazanmıştı bu lakabı. Mahallesinin çamurlu sokaklarından aydınlık bir geleceğe bağlanan kapıyı kendi elleriyle açmıştı. Ailesiyle birlikte yaşadığı küçük evlerinde fakirliğine, imkansızlıklarına kahredip kendini yaşamın akışına bırakacağına, geleceğini kendi elleriyle yaratma çabasına girişmişti.
GÖZÜ YÜKSEKTEYDİ
Daha küçüklüğünde azmetmişti. Arkadaşları dizlerine kadar çamura batmış futbol oynarken o evde oturup kütüphaneden aldığı ansiklopedileri karıştırırdı. Kırsal bir alanın tam ortasına kurulu Sultanbeyli'nin çocukları neşe içinde çayıra uçurtma uçurmaya giderken o kulak tıkardı tüm o "cazip" çağrılara. Onun gözü yükseklerdeydi, Çok yükseklerde...
Tekin geçtiğimiz yıl kenarda köşede kalmış bir ilköğretim okulunu en yüksek not ortalamasıyla bitirince ilçedeki süper liseye kaydı yaptırılmıştı hemen. Kısa sürede de kendini farkettirdi yeni okulunda. Süper Lise statüsündeki Turan Feyzioğlu Lisesi'nin parlak öğrencileri arasına girdi.
ÖLÜMÜNE KOŞTU
Kendini adadığı derslerine ara verdiğinde tek eğlencesi basketbol oynamaktı. O gün de arkadaşlarıyla sözleşti. Mahallenin hemen yakınında bir basketbol sahası vardı. Okuldan çıktıktan sonra eve gidip birkaç lokma atıştırdı. Sonra eşofmanlarını, spor ayakkabılarını aceleyle giyip fırladı sokağa. Koşuyordu. Arkadaşlarını bekletmemeliydi. Hem koşmayı seviyordu da. Bambaşka bir özgürlük hissi veriyordu ona koşmak.
Yerler ara sıra çiseleyen yağmurun da etkisiyle kayganlaşmış, bazı yerler çamur deryasına dönmüştü yine. Üç beş sokağı aştıktan sonra Bosna Bulvarı'na ulaştı kısa sürede. Koşuyordu hala. Kendini neyin beklediğini, üç beş saniye sonra onu yutacak olan sinsi tuzağı tahmin bile edemeden koşuyordu.
Yol kestirme olsun diye uzun zamandır süren benzin istasyonu inşaatının içine daldı. Üç beş adım atmıştı ki dünya sanki kayıp gitti ayağının altından. Kendini çamurlu pis bir suyun içinde buldu. Yüzme bilmiyordu... Hiç fırsatı, imkanı olmamıştı ki öğrenmeye...
Tekin koşarken farkedememişti. Benzin istasyonunun tanklarını gömmek için açılan havuzun kenarı çamurun da etkisiyle kaydırak gibi olmuştu. Tekin'in ayağını basmasıyla da onu fırlatıp atmıştı pis bir çamur deryasına. Ne yapacağını şaşırmış, yalnızca çırpınmıştı ölümün koynunda. Çırpındıkça da daha çok batmıştı balçığın içine.
Neden sonra birileri farketti cansız bedenini. Hemen yardımına koştular. Ama o çoktan ölmüştü. Sultanbeyli'nin parlak zekalı genci bir avuç çamura yenik düşmüştü. Zekasıyla yarattığı dünyası, kimi çocuklara daha bebekliğinde öğretilen bir beceriye sahip olmaması yüzünden yerle bir olmuştu.
KADERE LANET
Çok ağladılar ardından. Ailesi, mahalleliler, okul arkadaşları... Tekin onların gurur kaynağıydı. Hiçbiri sindiremiyordu böyle bir ölümü. Yakıştıramıyorlardı Tekin'e.
Öfkeleri, açtığı çukuru kapatmayan, kapatmak bir yana küçücük bir uyarı levhasını bile çok gören benzin istasyonu sahiplerine, onu denetleyemeyen belediyeye, yerdeki balçığa en önemlisi de Tekin'i böyle zamansızca alıp götüren ölüme idi.
Şimdi o benzin istasyonu hakkında soruşturma açıldı. Büyük ihtimalle görevini ihmal eden belediye görevlileri de soruşturmaya uğrayacak. Ama yapılan hiçbir şey Tekin'i geri getirmeyecek.
CİHAT MAT
|