|
|
Ecevit ayağa kalktı
'Hayallerinin ülkesi' Hindistan'dan dönüşte bitkin düşen ve evinden çıkamayan Ecevit'in ateşi düştü. Doktoru uygun görürse bugün Başbakanlığa gidecek.
Başbakan Bülent Ecevit'in Hindistan gezisi dönüşünde ortaya çıkan gribal enfeksiyonun geçtiği, ateşinin düştüğü ve halsizliğinin sona erdiği bildirildi. Özel Doktoru Arif Abacı Başbakan Ecevit'i dün evine giderek bir kez daha kontrolden geçirdi. Kontrol sonucunda Ecevit'in bağırsaklarında bir sorun kalmadığı, aldığı ilaçların etkisini göstererek gribal enfeksiyonu hafiflettiği belirlendi. Cumadan beri evinde yüksek ateş, gribal enfeksiyon ve su kaybı nedeniyle istirahat eden Ecevit, sadece bir kez dışarı çıktı. Pazartesi sabahı doktoruna muayene olmak için, Özel Çankaya Hastanesi'ne giden Ecevit, Bakanlar Kurulu ile Parti Meclisi toplantısını ertelemiş, kabullerini de iptal etmişti.
ZİRVE BİLE ERTELENDİ
Ecevit'in Hindistan gezisi dönüşü geçirdiği gribal enfeksiyon, dün yapılması gereken liderler zirvesinin de ertelenmesine neden oldu. Ecevit, yakın çevresinin ısrarına karşın hastaneye yatıp kapsamlı tedavi almayı veya hemşire refakati istemedi. Ecevit'in yanında yalnızca eşi Rahşan Hanım kalıyor.
Doktor Arif Abacı, SABAH'a yaptığı açıklamada Başbakan Ecevit'in ciddi bir rahatsızlığı bulunmadığını yineleyerek şöyle konuştu: "Bir kez daha tetkikte bulunduk. Bir önceki güne oranla çok iyi. Ateşi düştü. Enfeksiyonun getirdiği halsizlik sona erdi. Birkaç günlük istirahatin cevabını aldık. Yorucu Hindistan gezisi ve Türkiye'deki yoğun çalışma sonucu yakalandığı gribi tamamen atlatmak üzere. Kendileri evlerinde çalışmalarını normal şekilde sürdürmektedir. Biz kendisine 2-3 gün daha dinlenmeyi tavsiye ediyoruz. Ancak yarın (bugün) basının karşısına çıkabilir."
Ecevit'in sık sık ne zaman çalışmaya başlayabileceğini sorduğu Dr. Abacı'nın "Olur" demesi halinde Başbakanlığa gidebileceği de kaydedildi.
Meğer klima radyoya bağlıymış
BaŞbakan Bülent Ecevit'in Hindistan gezisine katılan 100 kişilik heyette gazeteciler, işadamları, milletvekilleri vardı. Gezinin ilk durağı olan Yeni Delhi'de oteldeki klimanın aşırı çalışması nedeniyle birçok gazeteci ve bürokrat zor bir gece geçirmişti. Bazı muhabirlerin soğutucuyu durduracak düğmenin yerini bulamadıkları için pijamalarının üzerine bornoz giyerek yatağa girdikleri ve yorganı başlarına çekip sabahı zor ettikleri öğrenildi. Soğutucu düğmesinin yeri kahvaltıdaki sohbet sırasında belirlendi.
Yatağın yanındaki radyo düğmesinin radyoya değil, soğutucuya kumanda ettiği ortaya çıktı. Ama olan olmuş, başta Ecevit birçok kişi hastalanmıştı.
İnönü de Güneydoğu'da hastalanmıştı
Hİndİstan gezisinden sonra rahatsızlanan Ecevit, başkentten ayrılıp, gezi sırasında hastalanan ilk devlet adamı değil. Daha önce de Erdal İnönü, Ecevit gibi aynı hastalığa yakalanmıştı. İnönü Başbakan Yardımcısı ve SHP Genel Başkanı olduğu dönemde Güneydoğu'ya gezi düzenlemişti. Bu gezinin Mardin'deki bölümünde Erdal İnönü SHP'nin otobüsü üzerine çıkarak konuşma yapmaya başlamıştı. Konuşmasını sürdürürken fenalaşan Erdal İnönü hemen Mardin'den Şanlıurfa'ya götürülmüş ve burada hastaneye kaldırılmıştı. Şanlıurfa'da İnönü'ye serum takılmış ancak Ecevit'ten farklı olarak tifo teşhisi konulmuştu. Yapılan analizler sonrasında İnönü'nün Mardin'de yediği besinler dolayısıyla rahatsızlandığı belirlenmişti.
Taki DOĞAN
Yanlış kullanım hasta ediyor
Klimaların ateşli hastalıklara neden olması, doğru çalıştırılmamasından. 'Hasta bina sendromu' ise büyük binalarda görülüyor.
AŞIrI elektrik sarfiyatı yüzünden yetersiz çalıştırılan klimalar, başta solununum yolu olmak üzere ateşli hastalıklara neden oluyor. "Hasta Bina Sendromu" olarak bilinen bu hastalık, genellikle pencere havalandırması olmayan otel, işyeri gibi büyük binalarda görülüyor. Gözle görülmeyen mikroplar ve kimyasallar havalandırma sistemine sızarak, ağır hastalıklara yol açıyor. Önlem alınmadığında ise kronikleşebiliyor.
KİRLİ HAVA 'IN'
Cerrahpaşa Göğüs Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, "Hasta Bina Sendromu"nun havalandırması iyi yapılmayan otel, işyeri gibi kapalı mekanlarda yaşayanlarda görüldüğünü söylüyor. Bu tür binaların çoğunun merkezi olarak havalandırıldığını ancak fazla enerji tükettiği için bu kapalı havalandırma sistemlerinin genelde yüzde 20 kapasiteyle "yetersiz" çalıştırıldığını ekliyor: "Büyük binaların kapısı penceresi açılmaz. Havalandırma sistemi de yeterli çalıştırılmayınca, içerideki kirli hava dışarı çıkamıyor. Bu havalandırma sistemlerine insanların nefeslerinden çeşitli mikroplar karışabiliyor. En çok görülen solunum yolları virüsleri. Pek çok çeşidi var."
Yeterli havalandırılmayan bina içleri yerdeki vinil halılardan, plastik eşyalara, odaları ayıran sunta, duralit gibi malzemelerden, boya ve yapıştırıcılara kadar ortama formaldehit ve uçucu bileşikler karışıyor. Bunlar da göz, burun, boğaz, deri rahatsızlıklarına neden olabiliyor.
Klimaların neden olduğu hastalıklar
* Hasta bina sendromu
- Baş ağrısı, baş dönmesi, uyuşukluk, yorgunluk hissi,
- Gözde irritasyon, sulanma, kaşınma, kızarma,
- Burunda irritasyon, akıntı, kanama, hapşırık, tıkanıklık ve geniz akıntısı, - Boğazda yanma, kuruluk ve gıcık şeklinde öksürük,
- Göğüste sıkışma hissi, nefes darlığı
- Ciltte kuruluk ve kaşıntı
- Koku ve tat alma bozuklukları ile konsantrasyon güçlüğü
* Alerjik zatürre
Air-condition sistemlerinin nemlendirme bölümlerindeki sıcak sularda küf mantarlarının üremesi ve bu mantarların bina havasına karışmasıyla, bu havayı soluyan insanlarda ortaya çıkan bir hastalık.
* Pontiac ateşi
Nemlendirme kısımlarında çeşitli bakteriler üreyen klima sistemlerine maruz kalanlarda görülür.
* BAŞAĞRISI
Havalandırma sistemleri, filtre edilmiş sıcak ve soğuk havayı bina içine verirken, metal ve topraktan yapılmış havalandırma borularından geçiriyor. İşte bu borular negatif iyonları tuttukları için havanın negatif iyon konsantrasyonu düşüyor. Bu da baş ağrısı ve baş dönmesine yol açıyor.
Hürriyet UYMAZ
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|