Bu bıçakların, şişlerin, tornavidaların birilerine saplanmasını bekliyorduk. Olay kendi içimizde olsa, bazı sivri akıllıllar çıkıp, "Bu bıçağı saplayan kulübü, camiayı bağlamaz" gibi laflarla olayı geçiştirirlerdi. Ama talihsizlik bu bıçaklar iki holigana rastladı. Holiganlar bunu hak etti mi? Hiçbir insan böyle suçlardan dolayı ölümü hak etmez.
Stadın dışı, girişler, hatta sahanın içi polis dolu. Görüntü fena değil. Bozuk paralar dahi alınıyor. Ama içeride bir sandviç ile ayran alıyorsunuz; paranın üstü bozuk para ile... Sahaya patlayıcı maddeler, maytaplar atılıyor. Birincisi acemilik, ikincisi organizasyon gözüküyor. Ve tehlike vanadan kapatılmıyor, musluklarla uğraşılıyor.
Karıncaezmez Şevki vardı, G.Saray amigosu. Sonra aklıma gelen meşhur Eskişehirsporlu amigo Orhan. Herhalde dünyanının en büyük orkestra şefiydi. Net hareketlerle 30 bin kişiyi idare ederdi. Bunlar takımlarının başarısı için uğraşan, maddi çıkar peşinde koşmayan tiplerdi. Sonradan amigolar arttı. Aralarında temiz duygularla hareket edenler de var. Ama menfaat peşindekilerin sayısı da bir hayli fazla. Aba altından sopa gösterirler, futbolculardan para toplarlar; teknik direktörden yardım isterler; yöneticilerden para talep ederler. Seyahatlere otobüs isterler, yemek parası isterler. İsterler de isterler. Ne kadar verirseniz daha fazlasını talep ederler. Verirseniz lehinize bağırırlar, musluğu kestin mi aleyhinize... Bazılarına para yerine bilet verilir. Bunları karaborsadan satıp yollarını bulurlar.
Statlara gelen insanlar heyecanlıdır. Bir noktadan sonra kendilerini kaybederler ve çok rahat yönlendirilirler. Statlardaki anarşi tribünlerdeki bazı odak noktalarından başlar. Polis, süratle tırmanan futbol terörüyle profesyonelce mücadele etmelidir. Bunların arasına taraftar kıyafetiyle elemanlarını sokması gerekir. Olaylar, polisiye tedbirlerle değil tribünlerde oturacak sivil polislerle önlenebilir.
1.5 ay önce 5 Ankaralı işadamı Düsseldorf'ta bir mağazanın önünde Alman Özel Timi tarafından yanlışlıkla dövüldü. Ve bir gece de nezarette tutuldu. İçişleri Bakanı, ertesi gün Kuzey-Ren-Westfalen Eyaleti Emniyet Müdürü'nü emekliye sevketti. Olaya karışan özel tim açığa alındı. Almanya'nın Ankara büyükelçisi mağdurlardan özür diledi. Düsseldorf Belediye Başkanı, "Benim şehrinde böyle bir olayı nasıl yaparsınız?" diye hükümeti yaylım ateşine tuttu.
Allah'tan sivil toplum örgütlerimiz hantal devletten daha çabuk hareket edip gerekli tavırları koyuyorlar. Olay yerine çelenk bırakarak bunun en güzel örneğini verdiler.