kapat

12.04.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Bir anlık öfke ölüm getirdi
Karısının evi terketmesine dayanamayan Ali Gönül, tek kurşunla intihar etti...

32 YAŞINDAKİ Ali Gönül, deliler gibi seviyordu karısını. İki çocuğunun annesi, gözünün bebeğiydi. Onsuz olamıyor, sesini duymadan yaşayamıyordu. Böylesine kara sevdalıydı ama yine de evde sürekli huzursuzluk yaratmaktan kendini alamıyordu.

ANNESİNE GİTTİ
Geçen yılın bahar aylarıydı. Yine kavga gürültü eksik olmuyordu evlerinden. Sonra Aysel çıkıp gitti bir gün. İki çocuğunu da yanına almıştı. Annesinin Kaynarca'daki evine yerleşip bir de haber salmıştı Ali'ye. "Bıraksın peşimi. Eve dönmeyeceğim" demişti. Ali haberi almış ama pek aldırmamıştı.

Ama dönmedi Aysel. Ne ondan ne de çocuklardan ses vardı. Gelen ikinci haberle dünya başına yıkıldı. Aysel boşanma davası açmıştı. Yeniden sarıldı telefonlara. Ama Aysel dönmüyordu...

Onlar; Aysel'le çocuklar olmadan tadı yoktu ki evin. Bu arada depremler geldi art arda. Binlerce insanın sevdiklerini kaybettiği, milyonlarca insanın sevdiklerinin kıymetini anladığı depremler. Depremlerin getirdiği korkuyla titreyen yürekleri, biraraya getirdi onları.

Aysel iki çocuğunu alıp, Ali'nin yanına döndü. Önceleri her şey düzelmiş gibiydi. Ama boşanma davasını geri çekmemişti.

Sonra; bir gün çocuklar ağlayarak döndüler sokaktan. Birinin kafasından kan akıyordu. Kardeşi ile kavga etmiş o da yerden aldığı taşı fırlatıvermişti ona. Ali çocukları o halde görünce delirdi sanki. Çocuklar kendi sorunlarını unutmuş korkuyla izliyorlardı babalarını. "Nedir bu uğursuzluk" diyordu Ali, "Nedir bu uğursuzluk? Neden her şeyimiz kötü gidiyor. Bir türlü neden kurtulamıyoruz sorunlardan." Aysel sessizdi o ana kadar. Ama kocası "uğursuzluk" dedikçe kan beynine çıktı onun da. Ne demeye çalışıyordu Ali. Kendisini uğursuzlukla mı suçluyordu. Bu kez o bağırmaya başladı delirmiş gibi...

Eve yeniden sessizlik hakim olduğunda Aysel iki çocuğunu da alıp çoktan annesinin evine gitmişti. Ertesi gün de Ali dayandı kapıya. Ağlıyor, yalvarıyor; karısını, çocuklarını istiyordu. Ama Aysel bu kez kararlıydı. "Ben konuşmak istemiyorum" diye kestirip atmıştı.

Ali sessiz sakin girdiği kapıdan adeta naralar atarak çıktı. "Allah belanızı versin" diye bağırıyordu. "Evimi yuvamı dağıttınız" diyordu. Komşular neden sonra farkettiler elindeki silahı. Ali nereye gittiğini bilmez bir halde koşarken, Aysel ile ağabeyide peşinden koştu...

VE ACI SON...
Yakındaki bir tır garajına kadar koşmuştu Ali. Aysel ile ağabeyini farkedince de durup bağırdı, "Yaklaşmayın. Sizi de vururum" diye. Aysel gözyaşları içinde yalvararak birkaç adım yaklaşınca da ayaklarının dibine sıkmıştı kurşunları...

Sonra sağ elini yavaşça kaldırıp şakağının hizasına getirmiş ve tabancanın tetiğine dokunuvermişti. O dokunuşla da yaşamındaki tüm acılara, tüm uğursuzluklara son vermişti.

Şimdi çocukları babasız, ailesi Ali'siz. Ama yokluğunu en çok hisseden, onunla tam dokuz yıl bir yastığa baş koyan eşi Aysel o gün yaşadıklarını an be an hatırlıyor hala. Ve hep aynı soruyu soruyor kendisine: "Neden ben miyim?"

MEHMET ÖZIŞIK


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır