kapat

09.04.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
YILMAZ KARAKOYUNLU(yilmazk@sabah.com.tr )


Beethoven beyaz, Mozart kırmızı...

Piyanist Fazıl Say'ın "Uçak Notları" başlıklı anılarını okuyorum. Otuz yaşındaki müzik dehamızın, yaşamından kesitler aktaran üslup zarafeti piyanodaki maharetini andırıyor. Kalem, adeta parmakların tuşlarda gezinmesini kıskandıran beceriyle kağıt üzerinde dolaşmış.

Fazıl Say, henüz dört yaşında, klasik müziğin ustalarını dinlemek için renklerine göre plakları seçtiğini anlatıyor. Plakların ortalarına değişik renkler yerleştirilmiş.

Bizet'nin Arlesienne Suiti sarı, Mozart'ın 40. Senfonisi kıpkırmızı, Beethoven'in 9. senfonisi beyaz, Aşık Veysel'in uzunçaları siyah renkle belirlenmiş...

Henüz okuma yazmayı bilmeyen Fazıl için; ustaları dinlemek istediğinde renklerden birini seçmesi yeterli... Çünkü kendisine beyazı seçerse Beethoven'i, kırmızıyı seçince Mozart'ı dinleyeceği anlatılmış...

***

Ressam Turan Erol'un Helikon Galerisi'ndeki son sergisini geziyorum. Turan Bey, Diyarbakır Lisesi'nde resim ve sanat tarihi öğretmenimdi. Bugün resim sanatımızın doruğundaki iftihar isim...

Tablolarında zevk ve sır dolu bir dünyanın renkleri var. Sevinçli beyazlar, hırçın kırmızılar, huzurlu maviler, canlı yeşiller, kurnaz sarılar...

Her renk, yansıtmak istenen değerin tam ölçeğinde seçilmiş. Erdem ile mutluluğun ortak hazzı içinizi dolduruyor... Doğru renkle, huzurlu gerçeğe ulaşmanın farkına varıyorsunuz...

Renklerin cümbüşünde felsefe öğretmenimiz Fatma Hanım'ın anlattığı o meşhur hümanist ve otoriter vicdan karşıtlığı çıkıyor karşınıza...

***

Otoriter ve hümanist vicdan arasındaki çelişki, akıl kullanırken simgesel anlatımın değerlerini sergiliyor.

Önce aranan doğruyu, nitelikleriyle tanımlayan soyut değer içerik kazanıyor; sonra onu somut örneğin mükemmeline dönüştüren başarı geliyor.

Hümanist vicdan, insana beklediği huzuru, gururu ve kendine olan güveni vermekte.

Otoriter vicdan, kendine karşı çıkışı günah sayan hiddetiyle haykırıyor. Çünkü otoriteye itaatsizlik, en büyük suçu oluşturmakta...

Eğer seçmeniz söylenen rengin dışında bir rengi, erdemli ve mutlu olmanın yolu olarak denemek isterseniz, otoriter vicdan sizi hemen dışlamaya ve suçlamaya yöneliyor...

Hümanist vicdan ise, erdemle günahı ayıran yetenek olarak gelişmekte...

Hümanist ahlak beyaz, otoriter ahlak kırmızı...

***

Siyaset, öyle kılı kıpırdamayan sorumsuz bir bilim dalı değil... İnsana benziyor... Sevinçli olaylara seviniyor; hüzünlü olaylarla mahzun oluyor...

Liderler yarın toplanacaklar.

Cumhurbaşkanı seçiminde yine renkler konuşacak...

Sevinçlerde beyaz, hüzünlerde kırmızı var...

***

Epiktotes bir köleydi. Efendisinin her dediğini yerine getirirdi. Bir gün efendisi kıskaçla bacağını bükerek eğleniyordu.

Epiktotes acı içerisinde rica etti: "Efendim, kıracaksınız!..."

Efendisi istifini bozmadan bastırdı ve sonunda bacağı kırdı.

Bu olayda Epiktotes'in bilinen cevabı, "Size söylemiştim; işte kırdınız" şeklindedir.

Bir de pek bilinmeyen cevap var ki, acı olanı budur.

Epiktotes diyor ki, "Gücünüzü aşan bir rolü oynamaya heveslenirseniz, rolünüzü iyi yapamayacağınız gibi, bir rolü de yapamamış olursunuz..."

Siyaset, öyle kılı kıpırdamayan sorumsuz bir bilim dalı değil... İnsana benzer...

Sevinçli olaylarla sevinir; hüzünlü olaylarla mahzun olur...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır