kapat

09.04.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )


Bir pazar masalı..

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir kasabada yaşayan dünyalar güzeli bir kız varmış. Bu kız öyle güzelmiş ki çok uzak şehirlerden ve ülkelerden çok zengin, çok yakışıklı, asil pek çok delikanlı onu görmeye gelirmiş. Kendisiyle evlenmek isteyen nice prensi, nice şovalyeyi reddeden güzel kız kimseleri beğenmezmiş.

Bu arada aynı kasabada yaşayan ve bu kıza aşık olan bir delikanlı da bu kızı istemiş. Ama kız onu da reddetmiş. Aradan uzun yıllar geçmiş. Bizim delikanlı kasabadan ayrılmış. Kendine başka bir hayat kurmuş ve evlenmiş, çoluk çoluğa karışmış.

Bir gün yolu bir zamanlar yaşadığı güzel, küçük kasabaya düşmüş. Orada tanıdık birine rastladığında aklına bir zamanlar orada yaşayan dünyalar güzeli kız gelmiş ve ona ne olduğunu sormuş. Yaşlı adam önünde gül bahçesi olan bir evi göstererek kızın evlendiğini söylemiş. Bizimki bir zamanlar herkesi reddetmiş olan kızın kocasını çok merak etmiş. Bir gün gizlenip kocasını evden çıkarken görmüş. Kızın kocası şişman, kel ve çirkin mi çirkin bir adammış. Üstelik zengin bile değilmiş.

Çok merak eden adam kocası gittikten sonra evin kapısını çalmış. Kız kapıyı açınca kendini tanıtmış ve neden böyle bir adamla evlenmiş olduğunu sormuş. Kız da ona, arkasındaki gül bahçesinden en güzel gülü koparıp getirirse, cevabı vereceğini, bu arada tek şartının bahçede ilerlerken, geriye dönmemesi olduğunu söylemiş.

Adam da bunun üzerine yüzlerce gülün olduğu bahçede ilerlemeye başlamış.

Birden çok güzel sarı bir gül görmüş. Tam ona doğru eğilirken biraz ilerde kocaman pempe bir gül gözüne çarpmış. Tam ona uzanırken daha ilerde muhteşem güzellikte kırmızı bir gül goncası görmüş. Tam onu koparırken ilerde...

Derken bir de bakmış ki bahçenin sonuna gelmiş ve mecburen oradaki sonuncu gülü koparıp kıza götürmüş.

Bahçenin en güzel gülünü beklerken kız bir de ne görsün yaprakları solmuş cılız bir gül.

Gülmüş adama..

"Bak gördün mü" demiş, "Her zaman daha iyisini bulmak isterken ömür geçer ve sen sonunda en kötüsüne bile razı olmak zorunda kalırsın. Bu yüzden gençlik gitmeden doğru seçimler yapmayı öğrenmek gerekir."

(Masal e-mailden çıktı. Özay adı ile yollanmış.)

Hakan & Utku'dan Tatil Keyfi

Kim 5 yıl daha ister?
Kenan Işık: Sayın seyirciler, ülkemizin son haftalarda en çok konuşulan yarışması "Kim 5 yıl daha ister'e hoşgeldiniz. Yarışmadan önce sorduğumuz sıralama sorusunda ülkemizde bugüne kadar yapılan darbeleri tarih sırasına en çabuk ve doğru şekilde dizen Süleyman Demirel yarışmacı olmaya hak kazandı. Hoşgeldiniz Süleyman bey. Yarışmamıza yalnız mı geldiniz?

Süleyman Demirel: Hayır. Ben buralara halkımla geldim. Binaenaleyh gel derler gelirim git derler şapkamı alır, giderim.. Bu hep böyle olmuştur.

K.I: Anlıyorum. Yarışmaya geçmeden ben kısaca kuralları anlatayım. 3 sorumuz var. Bu 3 soruyu da doğru cevaplarsanız 5 yıl daha Cumhurbaşkanlığı yapacaksınız. İşte ilk sorunuz geliyor. İnsan aşağıdakilerden hangisine oturunca kalkmak istemez?

A)Şap B)Yüce Divan C)Koltuk D)Güreş Minderi

S.D: Cevabım C şıkkı.

K.I: Emin misiniz? Son kararınız mı?

S.D: Eminim. Koltuğun tadını benden eyi kim bilecek? Koltuktan rahat bi şey tanımam. Son kararım C.

K.I: Evet. C cevabı doğru ve hemen geçiyoruz ikinci soruya. Sorumuz geliyor. Aşağıdaki üçlülerden hangisi en tanınmışıdır?

A)Mazhar, Fuat, Özkan B)Bülent- Devlet- Mesut C)Memur- İşçi- Köylü D)Olivia Newton John

S.D: Tabii ki benim memurum benim işçim benim köylüm. Gene C şıkkı. Son kararım budur Kenan bey..

K.I: Bravo bu da doğru.. Ve işte geldik son sorumuza. Cumhurbaşkanının görev süresi ne kadardır?

A)7 yıl B)5+5 C)Ömür boyu D)İkinci bir emre kadar

S.D: Binaenaleyh en zor soruyu da en sona koymuşsunuz. İçimden gene C demek geliyor ama ne desem?

K.I: İsterseniz Joker hakkınızı kullanın.

S.D: Yüzde 50 joker hakkımı kullanmak istiyorum o zaman.

K.I: Evet bu durumda bilgisayar C ve D şıklarını iptal etti.

S.D: Bütün cevaplar C bu niye değil? İstikrarı bozmak olmaz. Gene C olmalıydı.

K.I: Maalesef Süleyman bey C değil. A veya B diyeceksiniz.

S.D: Bir de stüdyodaki seyircilere soralım. Bu ülkede demokrasi vardır. Halkın dediği olur.

K.I: Süleyman bey ne yazık ki bu sefer halka soramıyoruz. İsterseniz bir arkadaşınıza sorma hakkınızı kullanabilirsiniz.

S.D: Tamam o zaman Ankara'dan Bülent Ecevit'i arayın.

K.I: Evet Bülent bey hattımızda. Soruyu sorun lütfen.

S.D: Bülentciğim. Cumhurbaşkanlığının görev süresi ne kadardır? 7 yıl mı 5+5 mi?

B.E: Eee.. Sayın Demirel ben ne desem boş. Ben yapacağımı yaptım. Ama dinletemedim. Zaten şu anda sıkıntıdayım. Akşam yediğim yemeği bir türlü sindiremedim.. Rahşan diyor ki iyi akşamlar..

S.D: Anlaşıldı. Demek ki kendi işimizi kendimiz halledeceğiz. Cevap veriyorum B şıkkı. 5+5 son kararım.

K.I: Bravoo.. Tebrikler.. Sayın Demirel bir 5 yıl daha Cumhurbaşkanlığı yapma hakkı kazandınız.

S.D: İnanmıyorum. Binaenaleyh kazandım mı? Kazandım ha.. Yaşasın.. 5 yıl daha köşkteyim. Güniz Sokağa inmiycem.. Nazmiye.. Boşalt bavulları Nazmiyeee..

(Süleyman bey yattığı yerde kendi kendine konuşmaktadır.. Yanında yatan Nazmiye hanım seslere uyanmıştır. Süleyman beyi uyandırır..)

N.D: Süleyman bey, Süleyman bey.. Bırak rüya görmeyi de uyan artık.. Ne bu canım her gece her gece?! 5 Nisan'dan beri ne kendini uyuttun ne beni. Kendine gel. Sabah erken kalkıcaz. Daha toplanacak bir sürü eşya var.

hakanutku@hotmail.com.

Bir Modern Faust
Mukayese etmeden olmuyor.. Mukayese edince de olmuyor.. Lucio Gabriele Dolcini, sahneye koyduğu eserle ilgili olarak, "İzleyicimin fantastik boyut gibi yüksek zihinsel değerlere sahip olduğunu düşünüyorum" diyor..

Demek ki, bende yok.. Çünkü şoke oldum!

Faust'u 40 yıl önce, Ankara'da izlemiştim.. Suna Korad Marguerite, sanıyorum. Ayhan Baran da Mephisto'ydu.. Kıpkırmızı kostümü içinde etkileyici bir şeytan..

Herşey, herşey muhteşemdi.. Hele baleler.. Dünyanın en güzel bale müziklerinden biri ve dünyanın en güzel opera balesi..

Hayaller içinde yerime oturdum. Yanımdakilere çocukluğumun Faust'uyla ilgili anılarımı aktarırken, perde açıldı..

O da ne?

Bu Faust, modern Faust.. Günümüze uyarlanmış.. Faustizm evrensel ve ölümsüz ya!

Heavy metalcilere benzer simsiyah deriler içinde Mephisto.. Tıpkı gazetelerdeki "satanistler" gibi.. Sıradan bir dekor.. Baleler anımsadıklarıma hiç benzemiyor. Tabii, müzik olağanüstü.. Sesler harika.. Ama ne yazık, hiçbiri hayal kırıklığıma çare değil..

İçimde bir isyan.. Kafamda binbir soru.. Birçok kişi gibi benim için de opera, müziği, dekoru, balesi, kostümüyle bir bütündür.. Hem de ihtişamlı bir bütün..

Ama bir de karşı tez var..

Artık bütün dünya operaları çağa uygun yorumluyor, böyle sahneliyormuş.. Uluslararası otoriteler, klasik yorumları "çok geleneksel" buluyorlarmış.. Başta yadırgansa da, çağdaş yorumlara insan giderek alışıyor, hatta beğenmeye başlıyormuş.. Çağın hızına uyma kaygusu, eserlerin kısaltılmasına neden oluyormuş. Artık trend, opera balelerini oyun içinde sahnelemek yerine, özgün yapımlar olarak sergilemekmiş..

Bu sanatı iyi bilenler tüm sorularımı böylece bir çırpıda yanıtladılar.. Anladım ama ikna olmadım. Şimdi Faust'u bir daha izleyeceğim.. Bakalım söyledikleri gibi mi?

(İzlenimlerini sizler için kaleme alan Ankara yardımcım Serpil Gogen "Bence, bu Faust izlenmeli ve tartışılmalı" diyor...)

Pazar Neşesi
Pazar Neşemizi Bergen / Soner çifti göndermiş..

Çok talihsiz bir adam varmış. Bu adam o kadar talihsiz, o kadar şansızmış ki her bela onu buluyormuş.

Bir gün bizim bahtsız adam uçağa binmiş ve binerken içinden demiş ki "Ben biniyorum ya, kesin birşey olacak!.."

Uçak kalkmış. Bir süre sonra pilotun anonsu duyulmuş..

"Uçakta bir problem var, irtifa kaybediyoruz, yükselmek için bagajları atmamız gerek!."

Can korkusu herkes kabul etmiş. Bagajlar atılmış. Az sonra pilotun sesi tekrar duyulmuş:

"Uçakta yine bir problem var. Atılacak eşya kalmadı, şimdi birinin atlaması gerek, bu kişiyi de kura ile seçeceğiz."

Herkes kabul etmiş, bahtsız adam "Kesin ben çıkarım" demiş ve korktuğu başına gelmiş..

Bahtsız adam ayağa kalkmış yolculara demiş ki..

"Atlarım ama bir şartla.. Size bir soru soracağım, eğer bilirseniz atlıyacağım, ama bilemezseniz yeniden, bensiz kura çekilecek.."

Herkes kabul etmiş. Bahtsız adam yanına bir adam çağırmış ve sormuş:

"İkimizde toplam kaç tane koç yumurtası var?."

Herkes "Dört" diye bağırmış..

Bahtsız adam "Bilemediz" demiş, bahtsızlığının ilk defa bahtı olmasının keyfi ile.. Açmış.. Tek torba var, teşkilatın altında..

Öteki indirmiş pantolonu..

Üç torba sallanmış aşağı!..

SEVDİĞİM LAFLAR
'Başarıyı hedef alın; mükemmel olmayı değil

yanlış yapma hakkınızdan vazgeçmeyin;

vazgeçerseniz yeni şeyler öğrenme ve gelişme olanağını kaybedersiniz. Unutmayın; mükemmeliyetçiliğin arkasında korku yatar. İnsan olduğunuzu

hatırlayarak korkularınızı göğüsleyin. Daha

mutlu ve daha etkili bir insan olursunuz.'

David M. Bursa (Teşekkürler Sibel)

EĞER
..bugüne kadar yaratılmış en güzel reklam kampanyasını seçseydiniz, hangisi olurdu?.

..sahip olduğunuz herşeyi bir hayır işine terketmeniz gerekseydi, seçiminiz ne olurdu?. ..patronunuzu seçme hakkına sahip olsaydınız, kimle, hangi işte çalışırdınız?.

BİZİM DUVAR
'5+5 303 evet çıkınca reddedildi. Baba

bundan sonra aile fotoğraflarında poz verirken objektiflere bakıp 303 der herhalde.'

Hakan&Utku

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır