Efes Pilsen senelerden beri hedefine ulaşamamanın vermiş olduğu rahatsızlığı son Asvel maçında aşarak büyük bir başarıya imza atmıştı. Bu başarının, büyük bir rehavet getirdiği dünkü maçta gözlendi.
Profesyonel olarak anlaşma yapıp bu işten emekleri karşılığında para kazanan Efesli oyuncular için büyük bir ders. Spor hayatlarının çıraklık dönemlerini geçiren bu oyuncuların rehavet görüntüleri böyle bir ciddi maçta Türkiye'de bir ilke imza atan bir spor kulübünün sporcularına yakışmayan bir görüntüydü.
Alışık olduğunuz Efes görüntüsü içerisinde, "Hücumu organize edemiyorsan hiç değilse savunmaya konsantre ol ve rakibi durdur" prensibini senelerden beri izliyorduk. Ancak dünkü maçta Efes ne hücumu organize edebildi ne de savunmayı. Her iki unsuru da organize edebilen Tofaş'tı. Bu organizasyonların üzerine ayrıca maçı kazanma motivasyonunu da oyuncularına aşılayan yine Tofaş'tı.
Özellikle David Rivers'ın hücumu organize etmesinin yanı sıra Tofaş'ın takım halinde savunmaya konsantre olarak Mart ayına yüksek bir form grafiğiyle giren ve hücum kapasitesini 90'lı sayılara çıkaran Efes'i 83 sayıda tutarak (maçın sonundaki basketler olmasa 70'lerde bitecekti) maçı ne kadar arzuladığını gördük. Tofaş dünkü oyunuyla finali fazlasıyla haketti.