kapat

06.04.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )


Benim Sevgili Brütüslerim..

Futboldan ayağımı yavaş yavaş kesiyorum zaten.. Her maça koşarak giderdim.. Önce kentsel deplasmanlardan vazgeçtim.. Sonra, İstanbul'da Ali Sami Yen Stadı dışındaki maçlardan vazgeçtim. Bu sene Ali Sami Yen'den de vazgeçmiştim.. Spor servisindeki çok sevdiğim genç kardeşlerim "Hıncal Ağabey, lütfen" dediler..

Kıramadım..

Futbol ve futbol yazarlığı giderek daha fazla midemi bulandırmaya başladı çünkü..

Geleceğe bakıyorum.. Umut yok..

Nasıl olsun ki?..

Atilla Gökçe..

Türkiye Spor Yazarları Derneği Başkanı..

Bu ülkede yazılarını keyifle okuduğum 10 spor yazarı varsa biri.. Onuruna ve namusuna, kendi onur ve namusumu kefil gösteririm..

Beşiktaş-Ankaragücü maçından sonra şöyle yazıyor:

"Hakem beyimiz üzerine vazife olmayan koruma güdüsüyle (Kimi korumaya sıvanmışsa) Beşiktaş'ın rekabet koşusunu engellemeye kalktı.."

Sevgili Atilla,

Böyle komplo teorileri üretmek, lafı böyle gevelemek sana yakışıyor mu?..

Birşey biliyorsan açıkça söyle..

"Hakem Kadir Tozlu, şu sebeble, Galatasaray'ı korumaya aldı" de.. Sana yakışanı bu.. Ama yaptığın, 10 gün sonraki Beşiktaş- Galatasaray maçına giden yola mayın döşemek..

O maça, bu fesat teorileri ile gidersek, nasıl kan dökülür düşündün mü hiç?..

Geleceğe bakıyorum.. Umut yok..

Nasıl olsun ki?..

Gürcan Bilgiç..

Benim sevgili kuzenim.. Spor yazarlığının bu ülkedeki en büyük hocalarından Necati Dayımın oğlu..

Sabah gurubuna gelişini nasıl sevinçle, nasıl alkışla karşıladım. Nasıl teşvik ettim iki tarafı da..

Pırıl pırıl bir genç..

"Beşiktaş tam rakibini yakalayacakken, golcüsünün atılması tesadüf" diye yazıyor, başından sonuna Galatasaray'a gölge düşürmek için kaleme aldığı yazısında..

Bildiği birşey varsa, açık seçik söyleyebilir.. Hayır.. Bildiği birşey yok.. Sadece komplo teorisi üretiyor o da.. Atilla'nın döktüğü mayınların yanına bir dizi bubi tuzağı da o ekliyor ki, Beşiktaş- Galatasaray maçında kan gövdeyi götürsün..

Bunun adı mı spor.. Bunun adı mı spor yazarlığı..

Bu mu sporun ahlakı?.. Bu mu sporun keyfi?..

Öyleyse düş Sezar!..

Ateş Olmayan Yerde..

Bu jipleri kimler "Utanmadan" alacaklar, çok merak ediyorum..

Jiplerin Avrupa şampiyonasında finale kalma primi olmaktan çıkıp, Haluk Ulusoy'un kaşının gözünün sadakası haline geldiğini tüm kamuoyu bilirken, görelim bakalım milli takımda kaç tane "Mültimilyarder dilenci" var?..

Bir jip için milli formanın değerini on paralık eden, bir jip için onurlarından vaz geçenler kimlermiş göreceğiz..

Koskoca milli takımda bu cılkı çıkmış jipleri elinin tersi ile itecek "Ben almıyorum" diyecek, ya da götürüp aynen bir hayır kurumuna verecek kaç "Adam" çıkacak, onu da göreceğiz..

Bu jipler, alanların ve binenlerin utancı olacaktır!..

"Jip mip beni ilgilendirmez. Ben bu takımın teknik direktörüyüm. Bizim işimiz finallere hazırlanmak" diyeceğine, dünyanın en ucuz popülizmi içinde futbolcuların önüne düşüp finale iki ay kalmışken, "İstifa tehdidi" ile, jip pazarlığı yapan teknik Direktör Mustafa Denizli, bu utancın baş mimarıdır.

Jiplerle uğraşmaktan milli takıma çalışma programı dahi yapamayan ve rakipler haldır haldır hazırlık maçı oynarken Türkiye'ye bir tek rakip bulmayı beceremeyen ve en kıymetli günleri sadece lafla geçiren Mustafa Denizli!..

***

Şu jip hikayesini de soruşturdum biraz..

Federasyon Başkanı Haluk Ulusoy Nissan ile anlaşmış. Uçakta futbolculara sürprizi açıklıyor:

"Finale kalın, hepinize birer jip!.."

Alpay ayağa kalkıyor, şaka mı yapıyor, yoksa yavşıyor mu belli değil?.

"Senin altındakinden değil mi başkan" diyor.. Başkanın jipi Range Rover mu, Land Rover mi, ne karın ağrısı ise o!..

Gülüşmeler.. Takım finale kalıyor. Nissan jipleri verecek, çok haklı bir koşulu var..

"Futbolcular bu jipleri satmayacak, bir yıl binecekler, ben de böylece reklamımı yaparak yatırımımın karşılığını alacağım."

Futbolcular itiraz ediyorlar:

"Bizim daha iyi arabalarımız var, buna binmez, satarız."

Nissan sponsorluktan vazgeçiyor..

Futbolcular "Jip de jip" diye ağlamaklı dilencilik yaparken, Ulusoy yeni bir sponsor buluyor. Hyundai.. Ama bizim dilencileri Hyundai kesmez.. "Biz ucuz araba istemeyiz, bilmem ne Rover isteriz" diye ağlamaya devam ediyorlar.

Hyundai gerzek mi?.. Hem 16 jip verecek, hem de "Ucuz jip" diye aşağılanacaksın. Derhal onlar da sponsorluktan vaz geçiyorlar..

Ağlama üç misli artıyor. Medyada, Ulusoy'u yemek için her fırsatı kullanan kalemler gaz veriyor..

Sonunda Haluk Ulusoy'un tepesi atıyor..

"Ben alacağım size, hem de Mercedes" diyor..

Yani federasyonun primi değil, Haluk Ulusoy'un "Lanet olsun" deyip, başının gözünün sadakası dağıtacağı jipler bunlar..

Alan hayrını görür, merak etmeyin!..

***

Hakan & Utku, gene Stadyum Duvarına yazmışlar bu hafta..

-Fenerbahçe şimdi de Leeds United'ı kardeş takım kabul etmiş. Galatasaray böyle giderse Fener tüm Avrupa ile kardeş olacak.

-Herşey iki İtalyan'nı eleyerek başladı. Sıra iki İngiliz'i eleyerek bitirmekte..

-Cimbom Erzurum'da yükseklik yüzünden oynayamamış. Olmaz öyle şey. Aynı Cimbom Avrupa zirvesinde nasıl oynuyor o zaman?

-Televizyonlarda küfürlerin üzerine biip!.. sesi konuyor. Bundan böyle veremeyeceklerini vaad edenlerin sözlerinin üzerine de jiip!.. sesi konsun.

-Efes final-four'a kaldı. Asvel de Efes Harabeleri arasına katıldı.

Sergen ve Nihat!..

Sergen sabaha karşı çıkarken bardan hesap istemiş.. Garson yanıtlamış..

"Hesabınızı Fatih Terim ödedi.."

Fatih Terim hesabı mı ödedi, yoksa hesabı mı kesti, onu yakında göreceğiz.

İşler iyi giderken güneşi balçıkla sıvamak mümkün.. Ama biraz sarpa sardı mı kokuları gizlemek mümkün olmuyor..

Sergen için "Galatasaray ikinci bir Koseçki olayı yaşıyor" deniyor.. Herşey iyiye giderken, takıma bir de Koseçki'nin eklenmesi ile coşanlar, Galatasaray'ın kısa zamanda tepe taklak oluşunun şokunu yaşamışlardı..

Koseçki, Galatasaray'dan kovuldu. Kavga bitti, huzur geldi.

Sergen'in takım arkadaşları arasında büyük huzursuzluklara sebeb olduğu fısıltıları camiayı sarmaya başladı bile..

Galatasaray, Sergen'in bu ülkedeki son şansı idi.. Aklını başına alacağı, bu son fırsatı hiç değilse kendi geleceği açısından iyi kullanacağı iyimserliği vardı..

Trabzon maçında harika bir futbol oynadı. Maç yazımın dörtte üçünü Sergen'e ayırdım, onun sahnelediği güzellikleri anlattım..

Pazartesi akşamı NTV'de "Bu maçta fevkalade oynamasının fazla önemi yok. Bu onun klasında var zaten.. Benim için önemli olan istikrar.. Sergen bundan sonra ne yapacak, onu bekleyelim" dedim, kıyameti kopardı bazı meslekdaşlar..

"Hıncal gene herkesten ayrı görünmek için ters fikirler üretiyor" saplantısı içinde saldırdılar..

Yanıt bile vermedim. En iyi yanıtı, zaman içindeki gelişmelerin vereceğini bildiğimden..

İşte Halep.. İşte arşın!..

Dünya çapında bir futbol klası, kendi kendini yok ediyor..

Yazık!..

***

Nihat, John Benjamin Toshack'ın Beşiktaş forveti için seçtiği adamdı.. Feldkamp- Briegel ekibi biraz da bu yüzden, Nihat'ı kızağa çekti. Kocaeli'nden gelen Ahmet Dursun ve yeniden gol atmaya başlayan Ertuğrul ileri ikili için tercih olunca, Nihat forma göremez oldu. Ahmet ve Ertuğrul'dan biri sakat olduğunda Ersen Martin tercih edilince, Nihat'ın yedek olarak dahi düşünülmediği ortaya çıktı..

Bu sıralarda Haşmet Babaoğlu, NTV'de her pazartesi "Nihat oynamalı" diyordu.. Şiddetle destekliyordum..

Nihat takıma bizim ısrarlarımızla değil, tesadüflerle girdi.. Sağ kanat için alınan Murat Alaçayır beklenen performansı veremeyince Briegeli biraz da mecburen Nihat'ı burada denedi ve Nihat o gün bugün formasını kaptırmadı. Sağ kanatta müthiş bir atak adamı olarak golleri hazırlamakla kalmıyor, rakibin sol kanat hücumların felce uğratan bir savunma adamı olarak ikinci görevini de mükemmelen yapıyordu..

Nihat, kenara itildiği zaman küsmemiş, aklında forvet oynamak varken, hiç beklemediği bir yerde görev almış ve kendisine kerhen verilen fırsatı fevkalade iyi kullanarak "Ben sadece Beşiktaş'ta değil, milli takımda da oynarım" diyecek bir performans göstermişti.

Nihat kendisini yoktan var etmişti!..

***

Genç futbolcular, Sergen ve Nihat örneklerini iyi değerlendirmeliler!..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır