Süleyman Demirel'in dün Meclis'te sona eren siyasi macerası, 35 yıl önce yine Meclis'te başlamıştı. 13 Şubat 1965 günüydü.
Demirel, Adalet Partisi genel başkanlığına oturalı henüz bir buçuk ay olmuştu.
O gün Meclis'te bütçe oylaması vardı. Ve Başbakan İsmet İnönü, oylamadan önce "Retler, kabullerden bir tane fazla çıkarsa istifa ederim" demişti.
Demirel, dinleyici sıralarında oturuyordu. Henüz milletvekili olmadığından oylamayı genel kurul salonunun duvarları içine oturtulan camlı bir odadan izliyordu.
Elinde bir kağıt parçası vardı ve üzerine oylama sonuçlarını yazarak çetele tutuyordu. Yıllar sonra Prof. Bülent Çaplı ile birlikte 12 Mart belgeseli için röportaja gittiğimizde o günü şöyle anlatmıştı:
"Zaten ben hesabı yapmışım. 'Şu kadar kişi gelip oy verirse bütçe geçmez'. Onların tedbirini almışız. Hepsiyle konuşulmuş, her şey hazır. Ve girdim oraya oturdum. Benim yapacağım şey noktalamaktır. Noktaladım. Bir yer geldi. Ondan sonra oy çıkmasa da bitiyor iş. 'Bitti' dedim, kapattım defteri."
Demirel, önündeki kağıda son artıyı koyduğunda hükümet çökmüştü.
Siyasette henüz bir yılını doldurmayan 40 yaşındaki bir mühendis, 40 yıllık İsmet Paşa'yı devirmişti.
3 kuşağın hayatına damgasını basacak "Devr-i Süleyman" işte böyle başladı.
Demirel'in 35 yıl önce bir gün kendisinin yer almadığı bir Meclis salonunda başlayan politik macerası, dün yine kendisinin yer almadığı bir Meclis salonunda son buldu. Elindeki kağıda oyları yazıp çetele tutarak İsmet Paşa'yı deviren Süleyman Demirel, dün de ekran başında oyları saya saya devrildi.
12 Mart belgeselinde İnönü'yü nasıl devirdiğini anlattıktan sonra söylediği bir cümle, adeta kendi devrilişinin habercisi ve yorumu gibiydi.
"Siyasette nasıl gelirsen öyle gidersin..."
CAN DÜNDAR