|
|
Yapma be Can
Mallorca maçı bitmiş, G.Saray yarı finale yükselmişti. Terim, basın toplantısında kimsenin beklemediği bir çıkış yaptı... "Pazar günü F.Bahçeliler'i Ali Sami Yen'e davet ediyorum. Ve taraftarımıza sesleniyorum: F.Bahçe'ye küfretmeyin..."
Maçı Fenerbahçe kazandı. İyi oynayan G.Saray'dı ama kaybedeceği birşeyi olmayan Fenerbahçe kazanan taraftı... Maçın sonunda Terim hakem Erol Ersoy'un yanına yaklaşıp, tehditkâr bir sesle, "Sadece autlar için maçı daha fazla uzatman lazımdı. Hadi böyle konuştuğum için de bana ceza verin" dedi... Aynı adam, aynı stad, iki konuşma... Acaba Terim'in ikizi mi var?
***
Cumartesi gecesi TRT'de R.Madrid-R.Vallecano maçını izliyorum... Dinlemiyorum, sadece izliyorum. Çünkü o saatte, maçı anlatan spiker insanın uykusunu getiren bir ses tonuyla konuşuyor. Real kötü... Yenilgiden kurtuluyor. 50. dakikada oyuna Baliç giriyor... 40 dakikada sadece 3 kez top atılıyor Baliç'e... Topu ayağına alan sağa dönüyor ya da Roberto Carlos'a veriyor... Baliç ellerini açıp isyan ediyor. Belli ki mutsuz... Eşinden boşanacağı söyleniyor... F.Bahçe'deki kahraman, Real'de sıradan olmanın ezikliğini yaşıyor anlaşılan...
Öbür yandan F.Bahçe harıl harıl adam arıyor... Jardel, Lokvenc, Jancker'in isimleri geçiyor... En az 15-20 milyon dolarlık adamlar... Bunların peşinden koşacağına gitse Yıldırım, Sanz'la konuşsa... Dese ki, "Baliç ağır bir sakatlık geçirdi. Sizde de mutsuz... Verin bir yıl bizde oynasın. Kendine gelsin. Sonra yine Real'e dönsün..."
Sadece küçük bir öneri... Fener Baliç'i kiralasa, bir yıl oynatsa, hem seyirciye hava gelir hem de takıma...
***
Hasan Arat'la ilk karşılaşmamızdı... Efendi, kibar, çağdaş ve genç biriydi Arat. Ama daha o gün neden başkan seçilmeyeceğinin sinyallerini verdi... Seba ile ilgili sorulara tepki gösterdi. Ama gidip, yaptığı listeyi Seba'ya onaylattı. Efsane başkanın isteğiyle Mehmet Kazancı ile birleşmekten vazgeçti, Nevzat Demir'den de uzaklaştı... Fulya projesi ve Koç Grubu ile olan bağlantısı ile ilgili sorulara da tepki gösterdi. Diğer adayları tüzüğü bilmemekle suçladı yanımızda. Ama yine gitti, yönetim listesini tüzüğün belirttiğinden 1 saat 15 dakika geç teslim etti. Ve seçimi kaybetti Arat... Çünkü Bilgili daha cesur, daha atak ve daha başkandı. En önemlisi gölgesi yoktu...
***
Sabah'ın cumartesi ekinde Can Dündar'ı okumak büyük keyif. Ama bu cumartesi şaşırttı bizi Can... İsmini aldığı Can Bartu'nun bir davranışı yüzünden kızmış F.Bahçe'ye ve "Ben de bıraktım Fener'i..." diye bir başlık atmıştı sevgili Dündar. Ve demişti ki, "Taşımaya zorlandığım addan, tutmaya zorlandığım takımdan utandım..."
Yapma be Can... Adın da, adını aldığın adam da, tuttuğun takım da gurur duyulacak şeyler. En kötü gününde bile F.Bahçeli olmak insana güç verir. Mutsuzluğu doruklarda yaşayıp, mutluluğun tadını çıkarmaktır F.Bahçelilik... Keyfi de, hüznü de uçlarda yaşamaktır... Onu daha çok keyif veren bir kulüp yapmak da biz gençlerin elinde... Yanlışları yazmak, doğruları her türlü baskı altında savunmak, sonuçlara bakmaksızın takımını sevmektir F.Bahçelilik... G.Saray'a saygı duymak, onun elde ettiği başarıları geçmek için daha çok hırslanıp, daha çok çalışmaktır...
Pırıl pırıl, genç bir kalem, genç bir Cesur Yürek'sin Can. Siyasetin içindesin. Dönen dolapları, skandalları, yüzsüzleri görüyorsun. Ama bir Süleyman'a kızıp, kalkıp bu ülkeyi terketmiyorsun ki Can...
Kızsan da bu ülkeyi daha medeni, daha başarılı bir ülke yapmak için çırpınmıyor musun? O zaman yaşayan en büyük F.Bahçeli'ye kızıp, F.Bahçe'yi bırakmak da ne oluyor, söylesene...
altan@footballmail.com
|
 |
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|