


Kilit ve anahtar
Salı saat 14.45... Meclis'teyiz... Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli'nin odasında... Söz "Cumhurbaşkanlığı seçiminden" açılınca... Bahçeli şöyle diyor:
- Türkiye'yi kitlemek doğru değil.
MHP lideri doğru söylüyor.
Binbir sorunu olan Türkiye'yi "tek konuya" kitlemek doğru değil.
Ama "kitlendi bile."
Kilidin açılması için ise...
Her kafadan bir ses çıkıyor.
Kimi "akşam farklı, sabah farklı" konuşuyor.
Kimi de "kilidin açılmasına yapacağı katkının" bedelini istiyor.
***
Dün Meclis'te üç partinin grup toplantısı vardı.
MHP, Fazilet ve ANAP'ın.
MHP grubunda, Devlet Bahçeli'nin "bir sözü" dikkatimizi çekti:
- Sorumlu, seviyeli ve temiz siyaset.
- Grup toplantısından sonra Devlet Bey'e, Meclis'in ikinci katındaki odasında sorduk:
- Bugün, bu sözleri söylemeye neden ihtiyaç duydunuz?
- MHP olarak daima bu ilkelerin üzerinde durduk.
- Doğru... Ama bugün neden "vurgulamanız" icabetti?
- 312 tartışması çıkınca... Yeniden vurgulamak istedim.
***
Bahçeli'ye "neden" diye ısrar ettik.
Yanıt:
- 1994'te bir konuşma yapılıyor... Konuşmanın yapıldığı yıl, bölücü terörün doruğa çıktığı yıl... Doğru mu?
- Doğru.
- Konuşmanın yapıldığı yer, terörün yaygın olduğu bölgedeki bir ilimiz.
- Evet.
- Konuşmanın muhtevası ise... Türk ve Kürt kavramlarını farklı şekilde vurgulamak... Ve aradan yıllar geçmiş. Bağımsız yargı bir karar vermiş... Ancak, bu kararla ilgili hukuk yolu henüz tükenmemiş... Doğru mu?
- Doğru.
- İşte bu safhada 312 konusu gündeme getirilip, bir tartışma başlatılıyor.
Bahçeli, sohbetin bu aşamasında "sorumluluk ilkesinden" bahsediyor:
- Herkes, söylediği söze dikkat etmeli... Ve konuşulan şeyler de sorumluluk duygusu ile sorgulanmalı.
- Devlet Bey yani "özeleştiri" istiyorsunuz.
- Evet... Özeleştiri gerekmiyor mu?.. Bizler madem ki sorumluluk taşıyan insanlarız... Topluma öncülük etmemiz gerekmiyor mu?
Bahçeli'ye göre...
"Sorumlulukta" öncelik.
"Seviyede" öncelik.
Ve "temiz siyasette" öncelik.
***
- Sayın Bahçeli... Hükümet çalışmaları nasıl?
- İyi... Düzenli.. Başarılı.
- Uyum?
- Başladığı gün nasılsa bugün de öyle.
- Bazen üç genel başkan bir araya gelip konuşuyorsunuz... Oradaki uzlaşma yürüyor mu?
- Yürüyor... Üzerinde mutabakat sağlanan konuların hemen hemen hepsi halloluyor.
- Ya Çankaya konusu?
- Perşembe günü (yarın) Anayasa Komisyonu'na geliyor... Salı'ya da Genel Kurul'a iner.
- Genel Kurul'da ne olur?
- Beş artı beş şeklindeki Anayasa değişikliğinin gerçekleşeceği inancındayım.
- Bu konuda bir sorun... Sıkıntı...
- Hayır... Türkiye'yi kitlemek doğru değil.
- Sizin partide bir fire... Daha olur mu?
- Zannetmiyorum... Bana verilen bilgiye göre üç milletvekili arkadaşımız imza vermemişler... O kadar...
***
Dün Meclis'te eski senatörlerden... Eski milletvekillerinden... TRT'nin eski genel müdürlerinden... Prof. Şaban Karataş'la karşılaştık.
Dedi ki:
- Zig zag çizmeyen... Net davranan iki parti var... DSP ile MHP.
Anadolu'da bir deyim vardır, "Doğru söze hacı emmin ne desin" diye.
Şaban Hoca'nın yorumuna en uygun deyim bu olsa gerek.