Maçı seyrederken gözlerimin önüne 3 yıl önceki Efes-ASVEL serisi geldi. ASVEL, Türk takımlarına her zaman ters geliyor. 3 yıl önce Efes'i son maçta elemişlerdi. Bu sene de, Ülker'de ASVEL ile oynadığımız iki maçı da kaybetmiştik. Bu maçları biz kazansak, belki de Efes ile bu maçları Ülker oynayacak ve bir Türk takımının final-four'a kalması garanti olacaktı.
ASVEL senelerdir aynı kalıpta oynuyor. Oyuncuları değişse de, takım hüviyeti değişmiyor. Gerçek anlamda takım olmayı başarabilmiş, sert savunma yapan bir ekip. Kağıt üzerinde Efes çok daha fazla silahlara sahip, bireysel yetenekleri ön planda bir takım. Ama ASVEL de, çoğu hücumu 30 saniyeye yakın kullanarak, basketbolun bütün gereklerini yerine getirerek oynuyor.
Efes, temposunu tutturup maçı sürekli önde götürdü. ASVEL bir ara dengeyi sağlar gibi olduysa da, devre sonundaki 8 sayılık fark önemli bir avantajdı. İkinci yarı da ilk yarının kopyası gibiydi. Bir ara, 14 sayıya kadar çıkan fark, Efes'in kullandığı acele atışlarda isabet bulamaması ve ASVEL'in kombine savunmasıyla eridi. Fransız ekibi öne bile geçti.