kapat

22.03.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Zincirli eziyet
"İmdat" feryatları yükselen daireye giren polis ve apartman sakinleri prangaya vurulmuş 19 yaşındaki gençle karşılaştı...

HANİ derler ya, "İstanbul'un göbeğinde nasıl olur?" diye... Hani, öyle bir inanış vardır ya, medeniyete ne kadar yakınsa yaşanılan yerler, insanlığa da o kadar yakın olunur. Ama, o "İstanbul'un göbeği" denen yerlerden birinde, Bahçelievler'de yaşanan bu dram tüm bu kanıları çürütürcesine başlar ve ne yazık ki bitmez...

Çalışlar Caddesi Piri Reis Sokak'taki apartmanın bir dairesinden yükselen feryatlar, yakarışlar duyulur önce. Arasıra, gözyaşlarıyla kesilir ve acı dolu ses, sonra daha yüksek perdeden yeniden başlar. "Kurtarın" kelimesi duyulur belli belirsiz, bir de "İmdat"lar...

SÜREKLİ AĞLIYORDU
Güzide semtin, güzide apartmanında oturan güzide insanlar 1 gün, 2 gün, 3 gün derken iyice bunalır. Paniğe kapılırlar, "Ha bitti, ha bitecek" diyerek kesilmesini bekledikleri bu ağıt dinmeyince... En sonunda toplanırlar, kararlaştırırlar... Polise gidilecektir, arkasında ne tür bir işkence yaşandığı belli olmayan o kapı açtırılacaktır, ne olduğu görülecektir.

Böylece tutulur karakolun yolu. Birkaç cümleyle anlatılır, neler olduğu. Ardından memurlarla birlikte geri dönülür eve. Daha apartmanın kapısından girer girmez karşılar acı dolu çığlıklar, polisleri de "sakinleri" de... Yavaş yavaş, biraz ürkerek, biraz "dananın kuyruğu şimdi kopacak" denilerek tırmanılır merdivenler.

Dairenin önüne gelindiğinde "İşte burası" diye tarif edilmekten de geri durulmaz. Oysa, kapının ardında ağlayan kişi aradıkları yerin "orası" olduğunu çoktan belli etmiştir. Polisler, biraz konuşmak ister "içerdekiyle." Kırık dökük cümlelerden, "yalnız" olduğunu anlarlar sonra. Neden ağladığı sorusuna ise bir türlü cevap veremez ağlayan ses. Sadece "Kurtarın" der, "Beni buradan çıkarın" der...

KİR PAS İÇİNDE
Birkaç dakika durulur, düşünülür. Sonra karar verilir, kapının açılmasına. Kilit kırılacak, gerçek ortaya çıkartılacaktır. Hemen işe koyulunur. Çilingir çağırılır, "engel" aşılmaya başlanır. O sırada, dışarıdakilerin iyi niyetli olduğunu hisseden ses, biraz durularak, biraz dinginleşerek anlatmaya koyulur kısacık öyküsünü... Söylediğine göre 19 yaşındadır ve aylardır zincirlerle bağlıdır...

İlk önce inanılamaz bu "zincir hikayesi"ne Ama, ne zaman ki, çilingirin hüneri kapıyı açıverir, o zaman anlarlar duyduklarının doğru olduğunu... Kir, pas içinde bir genç adam, tüm perişanlığıyla durmaktadır karşılarında. Ayak bileklerindeki paslı zincir, kalorifer peteğine dolanıp duvarda son bulmaktadır. Bileklerindeki kirler, zincirin kırmızı izlerini kapatamamaktadır.

"Kurtarıcılarını" gören genç, bu kez mutluluk gözyaşlarına boğulur. Sarılır polislere, bir daha hiç bırakmak istemezcesine. Sonra zincirleri kırılır, "Hadi gidiyoruz" denir. Ama çocuk o kadar bitkindir ki, basamaz ayaklarının üzerine, çuval gibi yığılıp kalır yere. Sonra söyler, sadece prangaya vurulmadığını, ayrıca dövüldüğünü de. Bir polis sırtlar, talihsiz genci, merdivenlerden indirir, güvenli bir yere, karakola giderler, ahali de peşlerinden. Başlarlar adının Mahmut olduğunu, zihninde "hafif bir özür" bulunduğunu öğrendikleri gencin babasını aramaya. Saatler, saatleri kovalar. Çay içen, şevkat gören Mahmut'un gözleri gülmeye başlar. O sırada gelir baba Mustafa Aydoğdu...

BABANIN SAVUNMASI
Oğlunu alıp eve götürmek ister, ama "Dur bakalım" denir ona. O da konuşmaya başlar, "Oğlum özürlü, biraz da saf. Ne zaman başı boş bıraksam, soluğu bir barda alıyor, çıkıyor kadın kılığında dansözlük yapıyor." Polisler şaşırır bu savunma karşısında. Mahmut'a dönerler, "Doğru mu?" diye. O sadece omuzlarını silker. Ama yapacak çok fazla şey yoktur, "mevzuatın" sınırlı bellidir. "Bir daha oğluna eziyet etme" diyerek kuru bir nasihat verilir, baba-oğul tekrar eve yollanır. Ardından evraklar savcılığa ulaşır, işkencenin iddianamesi hazırlanır, olay "kısaca" anlatılır: "Babanın özürlü oğlunu dansözlük yapmaya kalkıştığı için dövdüğü, zincire vurduğu, aç susuz bıraktığı..." Bu kez suç "aile efradına kötü muamele"dir. Ceza ise zincir değil, 3 yıla kadar hapistir.

GÜNGÖR KARAKUŞ - PERİHAN YILDIZ


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır