kapat

22.03.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
'Satanist şambabası'
Nuriş lakaplı Nuri Ergin, kendilerine "kişiliksiz göçebe Ciguliler" diyen Alaattin Çakıcı'yı "Şerbeti posalanmış şambabası", "Satanist düşünceli şambabası" gibi benzetmelerle yanıtladı

KARTAL Özel Tip Kapalı Cezaevi cadı kazanı gibi... Babalar arasında meydan okuma yarışı gün geçtikçe sertleşiyor. Son olarak Alaattin Çakıcı'nın avukatı aracılığıyla basın kuruluşlarına gönderdiği yazılı açıklamada "Milli erozyona uğramış kişiliksiz göçebe Ciguliler" olarak tanımladığı Nuri ve Vedat Ergin kardeşler, avukatları Tuncay Kütükoğlu ve kardeşleri Zeynel Ergin aracılığıyla bir basın açıklaması yaptı.

Karagümrük çetesinin elebaşları Ergin kardeşler, açıklamalarında Çakıcı'yı "şerbeti posalanmış şambabası", "sihirli voltajı düşük lamba", "satanist düşünceli şambabası", "sanal kolpacı" gibi bugüne kadar duyulmayan benzetmelerle tanımlayarak, yeraltı dünyası terminolojisine yeni terimler kazandırdı.

"SANAL KOLPACI"
"Edepsiz" olarak hitap ettikleri Çakıcı'ya hep dost olarak davrandıklarını belirten Nuriş lakaplı Nuri Ergin, Çakıcı'nın dostlarına karşı kıskançlık, kin, tezgah düşünen "sanal bir kolpacı" olduğunu öne sürdü. Çakıcı'nın kendilerine gönderdiği 3 mektubun kopyalarını da basına dağıtan Ergin kardeşler, "Mektuplar okunduğunda kimin madam, kimin adam olduğu ortaya çıkacak" dedi.

Açıklamasında Kartal Cezaevi Savcısı Abdurrahman Canpolat'ı "şerefli kanun adamı" olarak tanımlayan Ergin şunları söyledi: "Hapishanede bu sanal kolpacı, tüm mahkumu, yöneticileri huzursuz etmiştir. Canpolat, bu huzur sağlansın diye her kendini bilen şerefli savcıya yakışan bir şekilde personelin üzerindeki stresi atmak için bizlere çağrı yaptı Sanal'la görüşmemiz için. Ben de saygıyla karşıladım. Fakat, savcıma 'Bu kolpacı benim gözümün içine bakmaya korkar. Benim ellerimi bağlayın yine gelmez' dedim. Savcım da bana gülümseyerek, 'Önyargılı olmayalım gelir' dedi. Ben de bunun kabadayılık unsuruyla hiçbir ilgisinin olmadığını, burada anladığımı söyledim. Savcıma da sorulabilir"

"KARAGÜMRÜKLÜYÜZ"
Çakıcı'nın açıklamasında kendilerinin hücrede 6 kişi kaldığını belirtmesine de tepki gösteren Nuri Ergin, "Biz burada 6 kişi değiliz. Başlıbaşına asılsız bir yalan. Kendisi bir odada tek ama kaldığı bölümde kaç kişi kaldığını siz basın kuruluşları iyi bilirsiniz. Bizlere sayı vermek yakışmaz. Cezaevi yöneticilerine sorulabilir" dedi.

Çakıcı'nın kendilerine "milli erozyona uğramış kişiliksiz göçebe Ciguliler" benzetmesi yaptığını hatırlatan Ergin, açıklamasında "Benim babam Erzurum delikanlısıdır. Anam da Kayserili tam bir Osmanlı anasıdır. Semtimiz ve yerleşim bölgemiz delikanlının yoğun olduğu Karagümrük semtidir. Karagümrüklü olmamdan gurur duyuyorum. Kurban olsun Karagümrük'ün her bir kaldırım taşına. Bu sözler çok ayıp. Bu alemin insanına bölücülük yaraşmaz. Sorunun benle ise benle paylaş tamam mı?" dedi.

HARAÇLAR BELGELİ
Erol Evcil'den haraç aldığı iddia edilen Ergin, bu konuya şunları söyledi: "Haraç konusuna gelince kendini Kızılay görevlisi zannetmiş. Sen ancak kendi ülkenin parasını bile 'Şerefimi kaybettim, tacize uğradım' dediğin gavur ellerde yedin. Marziye'den de Sanal'dan da parayı aldım. Çok sıkı pazarlık yaparlar. Bunların da mektupları belgeli, çıkaralım mı? Sizin gibi sanal ve anafor insanlardan her zaman da alınır hak değil mi? Komşu malı ortaktır" dedi.

Ergin'in açıklaması şöyle sürdü: "Asıl kuyruk acısı, kardeşini vuran Adil Cesur'un bu cezaevinde öldürülmesine yol vermememdir. Rahmetli Dündar Kılıç da sevdiğim bir ağabeydi. Sevke gittiği odaya seni koymuşlardı unuttun mu kokuşmuş adam? Seni oradan çıkartıp yan odaya koydurttum idareye rica edip. En büyük kuyruk acısı da budur."

"VOLTAJI DÜŞÜK LAMBA"
"Söyle bakalım sen mi yaman ben mi yaman? Bunu sen istedin edepsiz. Bak şerbeti posalanmış şambabası. Sen önce bu alemde varım diyorsan demir tüccarlığını bırakacaksın. Babanın, amcanın, ablanın, yeğeninin, kardeşinin intikamının peşine düş. Biz zaten buradayız, o yaptığın açıklamalardan sonra sıramı kimseye savmam. Sen ancak dış kantine yarım kilo boya yazdırıp saçını kaşını boyarsın. Bak Mart ayındayız. Havalar yoğun yağışlı, boyaların akar utanmıyor musun? Sen sanatçı mısın? Utanmaz adam bari kanlarının kırkıncı gününün çıkmasını bekleseydin."

Çakıcı'nın iyice yaşlandığını mecazi bir dille ifade eden Ergin açıklamasında şu sözlere de yer verdi: "Biz sana dedik, yaşın cemaliye ermiş, yolda yürüyecek halin kalmamış. Sana yapılan saldırılar az bile. Bu alemin edebini, adabını, raconunu bozan ilk insansın. Vicdansız yalan mı? Gülümseyerek ceketini gençliğe teslim edeceksin. Hükümeti karıştırdığın yetmiyormuş gibi bir de bu alemi karıştırmaya çalışıyorsun. Asla o idealine ve kötü emellerine kavuşamazsın. Fransa'dan beri tutturmuşsun koridor yok, malta yok. Seni gören yok bu maltalarda. Bir de savcıdan utanmadan koruma istiyorsun. Satanist düşünceli şambabası. Bırak bu kurnazlığı. Milleti ziyaretine bile çıkarttırmıyorsun. Mesajında 'Aman beni koruyun' diyorsun. Bildiğin gibi yap. Benim seninle uğraşacak hiç vaktim yok. Mahkemelerimin yoğunluğuyla uğraşıyorum, boşuna yalvarma. Cinini asla geri vermem sihrini aldım."

Çakıcı'ya Zeytinburnu'ndaki bir çatışmayı da hatırlatan Ergin, "Silahlarınızı nereye atıp kaçtınız yalan mı?" dedi ve açıklamayı şöyle bitirdi: "İşte değerli kamuoyu bir sanal ve anafor şerbeti katmerlenmiş bir kolpacı babanın anatomisi."

Avukata 100 bin dolar
ALAATTİN Çakıcı'nın Kartal Cezaevi'nde Nuri ve Vedat Ergin kardeşlere gönderdikleri sevgi dolu mektuplar artık, iki grubun birbirine şantaj olarak kullandığı belgeler haline geldi. Dün bir basın açıklaması yapan Nuri Ergin, açıklamasına ek olarak Çakıcı'nın kendisine yazdığı 2 adet mektubu da basına dağıttı. Mektuplarda, savunma avukatı Muhittin Yüzüak'tan söz eden Çakıcı, şu sözlere yer verdi: "Ben Muhittin'i severim. Onu ben Fransa'ya davet etmedim. Yakalandığım zaman geldi ağladı, para istedi. Ben de ona çıkartıp 100 bin dolar para verdim. Verdiğim paradan o da şok oldu. Sonra bir daha geldi. Yanlız biri adına bana 'Onlar hakkında ne düşünüyorsun?' diyerek. Avukat Can şahit. Ben de dedim ki 'Dünyada en çok onlara güvenirim' baktım şok oldu. Sonra dedi ki 'Nurişler de seni çok seviyor. Basında açıklama yapmışlar. Biz Alaattin Çakıcı için ölürüz' diye. Ben de dedim ki evet onları da severim ama senin dediklerini daha çok severim onlara her türlü inanırım dedim. Bu benim sözlerimden tatmin oldu gitti."

Avukatı Yüzüak'tan "Emniyet Müdürlüğü avukatıdır" diye söz eden Çakıcı, yazdığı 2. mektupta, Kırklareli Cezaevi'nde tutuklu bulunan Susurluk davası sanıklarından Yaşar Öz'ün, Eskişehir Cezaevi'nde Nuri ve Vedat Ergin'i kurşunlattırması olayını üstü kapalı bir dille hatırlatıyor. Çakıcı, Kırklareli'ndeki adamlarının malum kişi diye sözettiği bir kişi ile soyadı belirsiz Adnan adlı bir şahsı ve Öz'ün ziyaret edilerek gerekli mesajların verileceğini söylüyor.


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır