


Yalana kurban!
Çok şükür şu mübarek Kurban Bayramı'nın bu ikinci gününde, Yunus Emre'nin bir dörtlüğündeki tek heceyi ve tek sözcüğü değiştirerek, o en politik gündemimize ve yurttaşın duygularına çevirmen, miletvekilinin hissiyatına fevkaladeden tercüman olmamız mümkündür:
Yüzlerce yıl öncesinin o arı duru Türkçesiyle Yunus'un sözleri 5+5 için sözlenmişçesine turnayı gözünden vuruyor:
Nazar eyle ileri/ Pazar eyle götürü/
Yapılanı hoşgör/istikrardan ötürü.
(Hoş, "istikrardan"ın yerindeki "yaradandan" sözcüğü aynı kalsa da, turna tek gözünü yine kaybedecekti!)
***
30 yıldır üye olduğu İşçi Partisi'ne (ve elbette liderine) başkaldıran Ken Livingston Londra Belediye Başkanlığı'na bağımsız aday oldu.
Red (Kızıl) Ken diye tanınan Mr. Livingston 20 yıl önce de Londra Belediye Başkanı idi.
Prens Charles ve Lady Diana'nın düğünü için Kraliçe'nin davetini "Daha ciddi ve önemli işlerim var!" diyerek reddetmesi gibi aykırılıkları, İngiliz Parlamentosu'nun karşı kıyısındaki Belediye Sarayı'nın çatısına ışıklı ve dev panolar yerleştirip ülkedeki işsiz sayısını rakamlarla günü güne yansıtmak gibi solculuklarıyla tanınan Kızıl Ken seçimleri kazanırsa Başbakan Blair de, "parti disiplini kurumu" da darbe yemiş olacak.
Partisinin bir başka aday göstermesi üzerine bağımsızlığını ve adaylığını ilan ederken Red Ken, altın öğüdünü çiğnediği için eski başbakanlardan Disraeli'den de özür dilemeden edemedi.
Disraeli'nin öğüdü aslında, parti disipliniyle işleyebilen batı parlamenter demokrasinin de en temel kuralı:
- İktidar olmak istiyorsan, kişisel doğrularına değil, partinin ilkelerine sarılacaksın!
Londralılar Kızıl Ken'e oy vermezlerse, bu altın öğüt bir kez daha kanıtlanacak!
***
Ünlü TİME dergisi yalan sözlemenin insan anatomisindeki yansımalarını kapak yaptı.
Bizim gazetelerden bazıları bir noktayı atlıyarak bu kapağı haber yaptı.
Atlanan bu nokta, yalan araştırmasına iki meslekten deneğin kabul edilmemesi oldu. Amerikalı bir profesörün yürütüğü bilimsel araştırmaya her meslekten yüzlerce denek katılmış.
Bu denekler arasına, nedenini hemen kestireceğiniz üzere, iki mesleğin mensupları alınmamış:
- Tiyatro oyuncuları ve politikacılar.
Yüz kası uzmanı fizyologlardan, ruh bilimcilere, kriminologlardan, sosyal psikiyartistlere dek çok sayıda uzmanın yer aldığı bilim kurulu bu iki meslek dışındakilerin yüz hatlarını, vücut dillerini, seslerindeki titreşimlerini ve göz bebeklerini yalan söylerken veya söylemezken bilgisayarlı videolarla incelemeye almışlar.
Karşılaştırmalı uzun incelemeler sonunda deneklerden hangilerinin yalan söylediği yüzde 90'ın üzerinde bir doğrulukla belirlenmiş.
Bu araştırmaya tiyatro oyuncularıyla politikacıların dahil edilmemesinin nedeni herhalde bu oranın düşmesini önlemek.
Araştırmada yalanın teorisine, pratiğine yer veriliyor.
Yalan söylemenin rasyonel(ussal), nasyonel(ulusal) nedenleri de irdeleniyor:
- Yalan yurt sevgisiyle de söylenebilir, kişinin kendi zekasını, ikna gücünü ve artistik yeteneklerini arada bir test etmesi uğruna da söylenebilir. Elbette buradan bayramlık bir özdeyiş de çıkarabiliriz:
- Politika, gerektiğinde ülkesinin çıkarları için vatanperverane ve sanatkarane yalan söyleme sanatıdır.
Yalan araştırmasına elbette tiyatrocularla politikacılar dahil edilmez.
Haksız rekabet her araştırma ve her meslek için geçerli...