


Koyu bir bayram sohbeti!
Hazır bayram havasına girmişken sohbete devam edelim. Hani iki kişi biraraya geldiklerinde; "daha ne var ne yok... Daha daha ne var ne yok...." diyerek karşılıklı yoklamalar bittikten sonra sohbet koyulaşır ya...
Daldan dala atlanır...
Konudan konuya geçilir...
Laf lafı açar...
Ve derin konu bulunur.
Nereden geldik?
Nereye gidiyoruz?
Masada oturanlardan birisi hep hazırlıklıdır. Hemen söze yapışır: "Yıllar önceki gazeteleri tarıyordum. Hiç aklımda yokken ortaya 15 yıl önceki arzular, iştahlar, ihtiyaçlar tablosunu çıkarıverdim." diye kışkırtıcı bir cümle söyleyiverir.
Masa heyecanlanır...
Sohbetin dozu yükselir...
Diğerleri meraklanır...
Sorarlar: Neymiş tablo?
İşte 15 yıl önceki...
Arzular, iştahlar tablosu:
* İyi gelirli bir iş bulmak.
* Kiralık evden kurtulmak.
* Eve şehir suyu bağlatmak.
* Tüpgaz sahibi olabilmek.
* Renkli TV'ye atlamak.
* Minibüsle işe gitmek.
* Yolu asfaltlayabilmek.
* Çocuğu okula göndermek.
* Karakola düşmemek.
* Hastaneye muhtaç olmamak.
* Ne olursa olsun köşeyi dönmek.
***
15 yıl önce böyleymiş. Gazete haberlerinden bunu kolayca çıkartabiliyorsunuz. Tüpgaz kuyrukları, belediyeden asfalt yol isteyen gecekonducular, minibüs hattı açılınca sevinen mahalle sakinleri, renkli TV fiyatlarından yakınmalar, gecekondu tahsisleri, hastane kapısında büyük kuyruklar...
Gazeteler 15 yıl önce...
Bu haberlerle dolu...
Acaba bugün ne oldu?
Köklü bir değişme var mı?
Bugünün iştahlar, arzular, ihtiyaçlar, dertler tablosunda neler sıralanıyor?
Bayram sohbeti derinleşir.
Masadakiler...
Günün arzularını...
Masaya yatırırlar...
Görürler ki;
İştahlar sınıf atlamış.
Arzular çıta yükseltmiş.
Bugünkü arzular şöyle:
* Bulduğu işini kaybetmemek.
* Depreme dayanıklı ev almak.
* Apartmana doğalgaz bağlatmak.
* Kablolu TV'ye atlamak.
* Otomobil almak
* Çocuğu özel okula göndermek.
* Kredi kartlı hayata geçmek.
* Ailenin her ferdine cep telefonu almak, çocukları internete bağlanacak bilgisayara kavuşturmak.
* Yazın tatile çıkabilmek.
* Özel hastaneye gidebilmek.
* Borsa'dan bir tiyo almak.
* Köşeyi hemencecik dönmek.
***
Arzular, iştahlar tramvayı durmuyor, yol alıyor. Türkiye'de de artık insanlar tüketerek mutlu oluyorlar, her zaman daha çok tüketmek istiyorlar ve doymak da bilmiyorlar.
Bir lokma...
Bir hırka...
Artık çok eski hikaye...
İnsanlar mal alarak mutlu oluyorlar. 15 yıl önce annesi de kendisi gibi bir genç kızdı ve tüpgaz kuyruğunda bekliyordu. Şimdi kızının kulağında cep telefonu.
Bu ateşe kar mı dayanır?
Bu kadar arzuya...
Bu kadar iştaha....
Para mı yetişir?
İnsanlar, değişen, sınıf atlayan, çıta yükselten arzularına, iştahlarına para yetiştirmek için ne yapmaları gerektiğini biliyorlar. Yüksek iştahı gidermeye yetecek kadar parayı kazandıracak bir iş bulmak istiyorlar.
İyi bir iş!
Bugün gerçekten aslanın ağzında.
Korkunç bir yarış var ve herkes o iyi işin sahibi olmak istiyor. O iyi işi verebilecek işveren de işe talip olanlardan her anlamda yüksek kalite istiyor. Şimdi üniversiteli öğrenciler, okulu bitirdikten sonra bir ikinci üniversite okumak ya da en azından ismi olan bir üniversiteden master derecesi alabilmenin peşindeler.
Cahit Sıtkı Tarancı'nın...
Şiiri gibi...
Camlar arkasında görünen
çocuk,
Eliyle güneşi gösterir durur.
Camlar arkasında düşünen
çocuk
Hırsından, cama yumruk
savurur.
***
Bayramlarda...
Eş-dost...
Akraba-arkadaş..
Sohbetler keyifli oluyor.
Hergün bayram olsa...