


HADEP'li başkanın seyir defteri
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Feridun Çelik'le konuştuk... "Uzun uzun" konuştuk... "Her şeyi" konuştuk.
2 Mart'ta, HADEP'li Belediye Başkanı'nı eleştirmiştik.
Sık sık yurtdışına gidişini...
Diyarbakır'ın yollarındaki perişanlığı...
Ve diğer aksaklıkları yazmıştık.
Ancak, yazmadan önce Feridun Çelik'i aramıştık.
Ulaşamamıştık.
Başkan "rötarlı olarak" bizi aradı.
Ve "mazeretini" söyledi:
- Aradığınızda cezaevinden yeni çıkmıştım... Ve kimseye söylemedim ama, hastaydım... Hatta... Ameliyat bile oldum.
- Geçmiş olsun.
- Ayrıca, telefonla değil... Sizinle "yüz yüze" konuşmayı düşünüyordum.
Sohbet "böyle" başladı. Ve...
İNŞALLAH
- Başkan, DGM sizi "ne diye" içeri aldı?.. Şimdi yargılanacaksınız... "Ne diye?"
- Hassas bir olay. Derinliği nedir bilmiyorum.
- İkide bir Avrupa'dasınız... Bu kadar sık... Niçin?
- Sayın Vali'nin bilgisi dahilinde... Zaten Sayın Valimizle devamlı görüşüyoruz.
- Ne görüşüyorsunuz?
- Toplumsal olayların değerlendirilmesinde Sayın Vali ile işbirliği içindeyiz.
- Değerlendirince... Neler çıkıyor?
- Bir hususu bilmenizi istiyorum... En ufak... Sancılı hiçbir şey yok.
- Ama "geçmişte" çok oldu... Ve Türkiye'ye pahalıya mal oldu.
- İnşallah bundan sonra olmayacak.
AYNA
Feridun Çelik 'e sorduk:
- Aynaya bakınca... Kendinizde hiç kusur bulmuyor musunuz?
Yanıt:
- İki şey söyleniyor... Bir... Yabancılarla konuşmam... İki... Yurtdışına çıkışlarım.
- Yurtdışında ne yaptınız?
- Avrupa Yatırım Bankası ile görüştüm... Diyarbakır'a 70-80 milyon dolar kazandırdım.
- Yurtdışında PKK'nın yöneticileri ile görüştünüz mü, görüşmediniz mi?.. Örneğin, Karayılan ile.
- Yavuz Bey, devletin istihbarat birimleri var... Devlet, her şeyin farkında... Eğer böyle bir temasın içinde isem, devlet belgesiyle ortaya koyar.
PKK
- Başkan... Açık seçik bir soru... PKK ile bağlantınız?
- Kesinlikle yok... Sayın Valimize de belirttim.
- Yine açık seçik soru... Devletle sorununuz var mı?
- Hayır... Kesinlikle... Yok... Olamaz.
- Geçmişe bakıyor musunuz?.. Hatalarınıza...
- Evet... HADEP'in yanlışı olmuştur. Eksiği olmuştur... Süreç içinde az yanlış yapmadık... İçimizde bunları değerlendirdik... Yeminle söylüyorum, hâlâ değerlendiriyoruz.
HİZMET
Bu kez konumuz "hizmet."
Caddeler, sokaklar...
Toz, toprak, çamur...
- Başkan, Diyarbakır dökülüyor.
- Büyük imkânsızlık içindeyiz... İnanır mısınız, çay kaşığı ile topluyor, kürekle harcıyoruz.
- Havaalanına giden caddenizin hali...
- Doğru söylüyorsunuz ama... Belediye'nin işi değil... Karayollarına ait.
BARIŞ
Ve yeniden "politikaya" dönüyoruz.
- Başkan... Diyarbakırlı size, anasının ak sütü gibi temiz oyunu verdi... Hizmet için verdi... Ama siz...
- Yavuz Bey, kesinlikle siyaset yapmıyorum... Hizmetin peşindeyim.
- Ya bugüne kadar olup, bitenler?.. Hatta.. Akan kan... Gözyaşı...
- Gelin, hepsini yaşanmamış kabul edelim.
- Nasıl?
- Uzlaşalım... Her şeyin üzerine bir sünger çekelim... Kucaklaşalım... Eğer barış için, huzur için benim hapse girmem gerekiyorsa gireyim... Ama artık yeter... Bu devlet bizim... Türkiye hepimizin... Birlikte olalım... El ele...
- Feridun Bey... Söylem güzel de... Samimiyetinizin ölçüsü?
- Yavuz Bey... Yanlışımız, hatamız oldu... Bizim de çıkaracağımız dersler var... Samimiyim... Yüreğimin sonuna kadar samimiyim...
VE SON
Belediye Başkanı ile bayramdan sonra buluşacağız.
Diyarbakır'ı birlikte dolaşacağız.
Biz ona "aksaklıkları" söyleyeceğiz.
O da bize "icraatını" gösterecek.
Ve sohbetin sonunda, son bir soru:
- Başkan... Gerçekten ders çıkardınız mı?
- Vallahi çıkardık... Artık uzlaşma zamanı.