


Ufak bir dilek!
ODTÜ'lü ve "Dev Yolcu" bir gencimiz, eğitim için gittiği, İngiltere'de kendini yetiştirmiş, geliştirmiş ve Uluslararası Gay ve Lezbiyenler Birliği Genel Başkanlığı'na yükselmiş.
Bu, "Gay"li habere bakıp neşelenecek de çıkacak, içi boş bir başarı diye kederlenen de, "başarı başarıdır" diyen de. Elbette, bir Türk'ün, biraz farklı da olsa uluslararası bir sivil toplum örgütün başkanlık mevkiine çıkması ülkemiz adına bir reklamdır. Bu yıl da Türkiye'yi yeniden tanıtma yılı olduğuna göre, fazla üzülmek de yersizdir. Ne demişler?
Reklamcının kötüsü olur, ama reklamın kötüsü olmaz!
SADAKA
Pekiyi, bu Dev Yol'cu gencimiz, yurtdışına gitmeseydi de, kendisini ülkemizde geliştirip Doğru Yol'cu olsaydı; ve sözgelimi, yüzde 100 devlet güvenceli sistemimizden de yararlanıp, bir bankanın başkanlığını ele geçirse de o bankanın içini boşaltsaydı, Türklük ve kamu çıkarı açısından daha mı iyi olurdu? (Not: Banka boşaltmayan Doğru Yol'cular lütfen alınmaya. Boşaltmayla ilgili en hunhar örnek, tesadüfen de olsa, bu partimizden çıkmıştı da..)
O gencimiz iyi ki ülkeyi terk etmiş de kendini bir başka yol da geliştirmiş. Banka mudilerimizin, ODTÜ'lülerin ve Dev Yolcular'ın verilmiş sadakası varmış.
KAŞGARLI
Söz konusu habere gelince... Bu habere başlık ve tema olan "Gay", globalleşme adına gündelik dile sokulmayşa çalışılan bir sözcük. İngilizce'den alınma. "Neşeli" anlamına geliyor. Bu dilin argosunda "eşcinsel" karşılığı kullanılıyor.
"Gay"liğin de İngilizce gibi hızla globalleşmesiyle, azgelişmiş ülkelerin eşcinselleri, kendilerini bu sözcükle tanımlamaya yöneldiler.
Nedeni açık:
Bu tür kişiler, "neşeli" anlamına gelen bu sözcük sayesinde, hem kendilerini ve konumlarını sempatik ve sevimli göstermek, hem de cinsel statülerine global bir içerik kazandırmak amacındalar.
Pekiyi bunlar güzel de, günlük gazete ve televizyon haberlerimize ne oluyor?
Gazetecilerin, bu sözcüğü Kaşgarlı Mahmut'un Divanü Lügati'd-Türk'ünden alınmış gibi rahatça kullanmaları da neyin nesi?
PROMOSYON
Eşcinseller, kendi aralarında birbirlerini her sözcükle adlandırabilirler. Ama iş gazeteciliğe gelince, habercilikle "gay'liğin promosyonu" arasındaki çizginin iyi çizilmesi gerekir.
Denebilir ki, globalleşen dünyada (ve AB yolunda) "gayliğin promosyonu" da yapılabilir, ne var bunda?
Olabilir. Ama bunu, günlük gazetelerde değil de, o türden okurlara seslenen özel hobi dergilerinde ve yayın organlarında yapmak daha yerinde olmaz mı?
Bir de eğer eşcinsellik sevimli gösterilecek ve bu konuda yerli yersiz bir haber yaratıp mutlaka her gün döviz tablosu gibi gazeteye konulacaksa önce, "Edebe ve kamusal ahlaka aykırı fiilleri (ve failleri) sevimli göstermek" türünden maddelerin yasalardan çıkarılması gerekmez mi?
Bu yazının hedefi kesinlikle eşcinseller değildir. Cinselik özel yaşam konusudur.
Yazının hedefi, bu tür haberleri okutmak adına, şirinleştirmek uğruna, Türkçe'yi zedeleyen ve gazeteciliğin düzeyini düşüren mesleki hafiflikler ile çalakalem haber hoyratlıklarıdır.
Evet medya da, iktidar gibi bir güçtür. Her gücün kullanılması gibi, bunun da uzun zaman elde tutulması alışkanlık yaratır.
Alışkanlıklardan, hele de kötü alışkanlıklardan vazgeçilmesi ise kolay değildir.
ALIŞKANLIK
Belki de bu yüzden bu alışkanlıkların yavaş yavaş terk edilmesi gerekir.
Tıpkı fıkradaki gibi:
Adamın birisi biraz hoppa olarak tanınan bir hanıma âşık olmuş. Hoppa hanım da adama aşık olmuş. Hanım, "Madem âşık oldun, öyleyse gel evlenelim" demiş. Adam da, "Evlenelim ama demiş, senin bir kötü alışkanlığın olduğu söyleniyor. Önce bu alışkanlığını bırakman lazım!"
Kadın, yemin billah ederek, "Bırakacağım" demiş.Sonunda evlenmişler.
Ama adamın kafası hiç rahat değil.
Bir gün, uzun bir iş gezisine çıkıyorum diyerek evden ayrılmış.
Ama birkaç saat sonra eve geri dönmüş. Bakmış ki, yatak odasından sesler geliyor.
Tekmeyi vurup içeri dalmış. Karısı çarşafın altına gizlenmeye çabalıyor. Adam öfkeyle çarşafı çekmiş ki karısıyla sarmaş dolaş bir cüce.
Adam:
- Utanmaz rezil kadın, diye haykırmış, hani bu işi bırakacaktın?
Kadın "Kızma kocacığım, demiş, ufak ufak bırakıyorum" demiş.
***
Umalım ki, medyamız da Türkçe'yle ve habercilikle ilgili bazı kötü alışkanlıklarını ufak ufak bırakır.