  
Hilton, Türk mutfağını tanıtıyor
Geçen akşam Hilton Oteli'nde küçük bir davete katıldım. Yeni Genel Müdür Ashley Spencer'in Kıbrıs'tan gelerek zor yetiştiği davet, bu otelle İsrail'deki Tel-aviv Hilton arasındaki bir işbirliğin sonucuydu.
Evet, İstanbul Hilton, Mayıs ayında Tel-aviv Hilton'da bir Türk yemekleri haftası düzenliyor. Otelin baş aşçıları Yaşar Kaya ve Burhan Yılmaz, oraya kadar giderek İsrailliler'e Türk yemeklerini tanıtacak. Bu vesileyle İsrail'in önde gelen yemek yazarları buradaydılar. Dört gün boyunca İstanbul'u bayılarak gezdiler, yemeklerimizi tattılar ve haftayı tanıtmak üzere ülkelerine döndüler.
Ustaların hazırladığı büfe gerçekten de dört başı mamurdu. Ayrıca tam bir saz heyeti, folklor ve göbek dansı da vardı. Daha ne olsun?
Biz de bu vesileyle Hilton anılarımızı tazeledik ve bilgiler aldık. 1955'de açılan Hilton İstanbul, ABD dışındaki ilk Hilton Oteli'ydi Ve Türkiye'de çağdaş otelciliğin temelini attı, standartlarını belirledi. Arkası nedense hemen gelmedi: onu izleyen tek büyük otel Koç'un Divan'ı oldu.
Ancak 1990'lar sonrasında İstanbul diğer beş yıldızlı büyük otellere kavuştu: tam 12 tane... Hilton da bunlarla baş etmek için kendisini yeniledi. Çok özel konumu, çevresindeki inanılmaz genişlikteki bahçe ve yüzme havuzu vb. ögeler sayesinde bugün hala kentin önde gelen otellerinden... Ve yaklaşık değerinin 350 milyon dolar civarında olduğu söyleniyor!..
Hilton mutfağımızı tanıtma girişimlerini başka ülkelerde de yineleyecek. Bu güzel girişim için İstanbul'un en eski lüks otelini kutluyor, başarılar diliyorum.
Tango üzerine kimi düşünceler
İş Bankası çıkardığı Tango Turco CD'sini bana da yolladı. Sonra aynı olayın AKM'de bir de gecesi yapıldı.
Tangoyu çok sevdiğim halde bu CD'yi yazamadım, geceye de gitmedim. Çünkü bu çalışmayı sevmedim. Sesine ve dostluğuna büyük değer verdiğim tenor Erol Uras'ın tango yorumlarını beğenmedim, ayrıca bandoneonsuz Türk sazlarıyla yapılan yorumlara da katılamadım.
Bu gibi konularda ancak sevdiğim çabaları duyuruyorum, sevmediklerimi değil. Ancak baktım, bu çaba basında müthiş övüldü. Önce sevgili Tuğrul Şavkay, hem de "müzikten hiç anlamadığını" belirterek çabayı övdü. Sonra Sabah'ta da sevgili Refik Durbaş aynı şeyi yaptı.
O zaman, izninizle biraz da ben konuşayım. Çünkü üstelik ben müzikten anlarım!.. Tango, belli sazlarla icra edilen bir müziktir. Tümüyle bunlarsız başka sazlarla da çalabilirsiniz. Her şeyi denemek hoştur, ama illa da başarılı olmayabilirisiniz.
Sese gelince... Tango yorumcularının hep biraz kadın sesli olduğunu düşünmüşümdür. Büyük Carlos Gardel'den Lucho Gatica'ya, bizden Celal İnce'den Şecaatin Tanyerli'ye bu hep böyle olagelmiştir.
Nitekim Kalan Plak'tan son çıkan ve Nedim Erağan'ın büyük emekleriyle hazırlanan "Tangolarımız" CD'sini dinlerken bunun ne kadar doğru olduğunu anladım. Bu önemli çalışma tangolara bilinen seslerin dışında Mahmure Hanım, Seyyide Poroy, Zeki Müren, Yaşar Güvenir, Erol Büyükburç, Güven Aydın gibi isimlerden de yorumlar getiriyor. Ve olağanüstü ilginç bir toplam oluşturuyor.
Hele Ankara Radyosu'nun bir zamanlar ünlü tangocusu Zehra Eren... Batıda olsaydı mutlaka en azından bir Marianne Faithfull kadar ünlü olacak o Marlene Dietrich sesli, inanılmaz yorumcu... Bu CD, bir parçasıyla da olsa onu bize hatırlatıyor. Ve yakında bir Zehra Eren toplamının çıkmasının ne kadar acil bir iş olduğunu kanıtlıyor.
|