Asıl iş üretim
Dünya Bankası Ekonomik Politikalar Direktörü John Page...
"Türkiye, bölgesinin en büyük kapasiteye sahip ülkesi" diyor...
"Uygulanan politikalar başarılı olursa, bunu başka ülkeler için model ilan ederiz."
Evet bunları "enflasyonun düşürülmesi" anlamında söylüyor..
Ama enflasyonun düşmesi meseleyi çözmez.
Farzedelim ki, enflasyon iki yılda yüzde 10'lara düştü...
Mesele bitecek mi?.. Hayır...
Asıl mesele üretimi yükseltmekte...
Üretimle birlikte, istihdamı genişletmekte...
Bununla birlikte tüketimi kamçılayıp, sirkülasyonu hızlandırmakta...
Ve bittabi bu üretim gücünü ihracata yansıtıp, ülkeye artı değer kazandırarak milli geliri arttırmakta...
Dünya Bankası uzmanının gözünde, enflasyonu düşürmüş bir Türkiye, "model ülke" olabilir...
Ama benim gözümde Türkiye'nin model olabilmesi için...
Makus talihini yenmesi gerekiyor.
İç çekişmeleri bırakırsak...
Partiler, ulusal çıkarları parti çıkarlarının üzerine koyarlarsa...
En fazla 5 yıllık bir ekonomik politika ile...
Kişi başına milli geliri 10 bin doların üzerine çıkartırız...
Türkiye, işte o zaman model ülke olur...
Yunanlı'nın geliri 12 bin dolar, bizimki 4 bin dolar...
Peki bizim ne eksiğimiz var?..
Eksiğimiz yok ama...
Onların çoğunluğu çalışıyor, bizim çoğunluğumuz çalışmıyor...
Sır, burada saklı...
Bergamalı kadınlar
Bergamalı kadınları "şalvarlı" diye Anıtkabir'e sokmamışlar...
Dün sabahtan beri radyolar veryansın ediyor...
Milli Mücadele'de mermi taşıyan kadınlar da "şalvarlıymış..."
Bir kadın şalvarlı diye Anıtkabir'e nasıl sokulmazmış...
Bu kafayla gidersek medeniyet gene çıkmaz ayın son çarşambasına kalır.
Bir kere, o kadınlar şalvardan değil, başka bir tören yapıldığı için içeri alınmadılar.
İkinci isyan noktası şu:
İçerde gösteri yapacaklarından mı korkuluyormuş?..
O kadınlar, Anıtkabir'de gösteri yapmaya kalkışsalardı, bütün Türkiye onları kınardı.
Orası gösteri yeri değil, saygı yeri...
Üçüncüsü ve en önemlisi...
Şalvar, köylünün günlük kıyafetidir...
Ama Anıtkabir'i ziyaret kıyafeti değil...
Ata'ya saygı göstermek isteyen bir kadın kıyafetine çeki düzen verse, fena mı olur?..
Pijamayla Ata'yı ziyaret ediyor muyuz?
Günlük kıyafet yerine çağdaş bir kıyafet daha doğru olmaz mı?..
Hem biz, köylünün günlük kıyafetini mi yücelteceğiz, yoksa o kıyafetin yerine daha çağdaş giysilerin geçmesini mi savunacağız?..
"Solcular" eskiden "proletarya kuyrukçuluğu" yapardı, şimdiki "sol artıkları" ise "köylü kuyrukçuluğu"na özeniyorlar...
Geçin bunları bir kalem...
Ayrıca Mülkiyeliler Birliği yeni başkanı Füsun Çiçekoğlu'nun daha önemli işleri yok mu acaba?..
Cep telefonları artık konuşanın yerini gösterecekmiş... Çapkınlarla teknolojiyi karşı karşıya getirmeyelim...
CHP, yeniden yapılanıyormuş... Her yıl yeniden yapılanarak bu duruma geldiler... Hâlâ yeniden yapılanıyorlar..
Abdullah Gül'ün adaylığı Erbakan'a bayrak açmak olarak yorumlanıyor. Dereyi görmeden paçayı sıvamayalım...
Hız sınırı
Hakkari milletvekili Evliya Parlak, otoyollarda 120 km olan hız sınırının yükseltilmesini istedi, Meclis geri çevirdi... Aslında yerinde bir istek...
Trilyonluk otobanlarda, isteyenin biraz daha hızlı gidebilmesi lazım. Son model otomobil, son model otoban, ama hız sınırı 120 km... Bu saçma... İsteyen yine yavaş gitsin ama biraz daha acelesi olana imkan tanımak gerekmez mi?.. Bu otobanlar ve bu otomobiller seyretmek için mi yapılıyor?..
Pişmanlık
Sabah Haber Ajansı, Kamer Genç'i eroin taciri ile bir masada yakalayınca, Kamer Bey pişman olduğunu söyledi. Uygar bir davranış... Ama ders çıkarmak lazım... Bilmediğin eve gitmeyeceksin(1)... Evde cumhuriyet balosu yapılmayacağını kestireceksin(2)... Aynı masada oturduğun adamların kimliğine dikkat edeceksin(3)... Türkiye'de yerden mantar gibi çete fışkırırken, insan bilmediği tanımadığı eve gider mi Kamer Bey?..