Allah bir daha göstermesin... Büyük bir deprem felaketi geçirdik. Zarar gören vatandaşlara görmeyenler ellerinden geleni yaptılar, DEVLET BABA da elini uzattı, kurduğu kriz masaları ile zarar gören vatandaşın elinden tuttu. Bu arada bazı açıkgözler işini yürüttü. Bazı gariplerin ise, anasından emdiği süt, burnundan geldi.
Bağcılar'da oturan Fehmiye Şahin bunlardan biri... 17 Ağustos 1999'da o müthiş felaket onun evine de dokundu ve yetkililer ağır hasar raporu verdiler. Bir süre sonra yine bir heyet geldi, inceledi... Bu sefer ağır hasar raporunu orta hasara çevirdiler. Kadıncağıza evden çıkmasını, gereken yardımın da yapılacağını söylediler. O da ne yapsın, devlet babadır, doğru söyler diye inandı ve o yok canından bulup, buluşturup, evinden kiraya çıktı. Ne zaman ki, yardım almaya gitti şaşırdı, kaldı. Çünkü kriz masası bu sefer kendisine, "Fehmiye hanım, senin evin hasarsız, o yüzden yardım alamayacaksın" dedi...
Fehmiye Şahin bu sözleri duyduğu anda başına kaynar sular dökülmüş gibi oldu. Hem evinden, hem yardımdan olmuştu. Daha bitmedi, Fehmiye hanımın çekeceği varmış... Bu sefer madem evim sağlammış, bari kiraya vereyim dedi ve kriz masasından sağlam raporunu istedi. Aldığı cevap şu oldu;"Ya çok üzgünüz, senin ev hasarlı çıktı biliyor musun... Buyur al hasarlı raporunu..." Hoppala!... Bu ona ikinci bir şok yaşattı... Şimdi ne yapsındı ki... Kiraya verdiği insandan depozit ve ilk aylık kirayı peşin almıştı.
İşler tekrar bir seksen yere yatmıştı. Bir rapor kaç sefer şekil değiştirir söyler misiniz?... Akıl almaz bir şey... Ama durun daha bitmedi... Fehmiye hanım ya sabır diyerek, tekrar kağıtlarını yaptırdı ve kriz masasına gitti. 27.1.2000 tarihi, saat 12.00'de evraklarının hepsini teslim etti. Kendisine kriz yardımını almak üzere, 12.2.2000'e gün verdiler. Sabırla bekledi ve verilen tarihte tekrar gitti. Aldığı cevap bu sefer şu oldu; "Yeni bir rapor geldi, senin ev hasarsızmış..."
Bilmem anlatabildim mi?... Ben bile bunları yazarken, sinirlerim başıma sıçradı ve kafam karıştı. Bu kadın ne yapsın?... Şu anda tansiyon hastası ve evinde yatıyor. Bana yazdığı mektupta da diyor ki; "Bu işe lütfen el koyun, el koymazsanız, 45 yaşıma bakmadan Bakındırlık Bakanlığı'na gidip, dikkati çekmek için önünde çırılçıplak soyunacağım."
İnanır mısınız, bereket ki bu hanım, eli kalem tutan ve medeni cesaretini olan bir insan... Ya öyle olmayıp da, bana kadar ulaşamasaydı ne olacaktı?... Kimbilir bu duruma düşen kaç kişi var?...
NOT: Bu konuda kulağıma, o mahalle muhtarının da bir takım dalaveralar çevirdiği şeklinde bilgiler geldi. Gerekirse o konulara da değineceğim. Ama ilk iş olarak şu kadıncağızın işini kim halledecek bakalım...