


Depremzâdeler...
Belli bir şerit, deprem tehdidi'nde ya... hele -haritada görüldüğü üzere- bazı nâdide semtler topun ağzında ilân edildi ya... hemen ölü soyucular kolları sıvadı.
Güzergâhtaki en güzel evleri, en pahalı arsaları yok pahasına toplayıp nasıl da sepete atıyorlar.
Bazen bütün bir mahalleyi... bazen cımbızla çekerek semtin en kıymetli yapılarını bedava denecek bir parayla mülkiyetlerine geçiriyorlar.
Bir gün deprem tehlikesi bitmiştir dendiğinde, 5-10 tane sahil köyüne sahip, birkaç ilçeye birden malik toprak ağaları göreceğiz.
Depremzâdeler...
2 binli yılların aristokratları bunlar.
Torunlarının torunlarına kadar efsane bir zenginlik onları bekliyor.
*
İstanbul'un bir bölümü böyle...
Öbür bölümü de tersi...
Öbür bölüm... yâni, deprem tehdidinden uzak olduğu -yine haritada- tescil edilmiş yöreler...
Oralarda da fiyatlar üçe, dörde, beş'e katlanarak karaborsa satışlar başlamıştır... Koşun, yetişin, kapışın... Paranız canınızdan kıymetli değil ya...
Ölü soyucuları sizi bekliyor.
İstanbul'un taşı toprağı altındır diyenler, ne kadar haklıymış meğer...
Deprem ihtimali bile, çifte zenginlik getiriyor.
Hele bir kere daha sallanırsak, iki farklı yörede de piyasa iyice kızışacak.
Korkuyu satın alan açıkgözler'le tedbiri satan cingözler, İstanbul'a hakim olacak...
- Depremzâdeler İlçesi.
- Depremzâdeler Caddesi.
- Depremzâdeler Sokağı.
- Depremzâdeler Apartmanı.
*
Sallanmak şart değil.
Sallanma ihtimali yeter.
Bu bakından... bilimsel açıklamalar, depremzâdelerin ekmeğine yağ sürüyor.
Her kötü haber, her yeni bulgu, fay hattındaki her yeni işaret, depremzâdelere müjde gibi geliyor.
Çünkü sektör sür'atleniyor... Çark, hızlanıyor...
Yâni, Bilim Adamlarımızın meslek aşkı'yla yaptığı her samimi uyarı, depremzâdelerin çok hoşuna gidiyor...
Marmara Denizi'ndeki bütün bilimsel araştırmalar, bütün teknoloji, bu fırsatçıların sanki emrine tahsis edilmiş birer ana sermaye'dir... Uzmanlarımızın bütün çabası ve göznuru sanki ölü soyucularına bedava aktarılmış birer beyin hazinesi'dir.
Televizyonlara yansıyan her tartışma da -korku saldığı için- bu yeni sektörün sanki reklam ünitesi'dir... Tartışmalar ne kadar korku salarsa o kadar mal mülk daha sepete girecektir.
Kapitalizme bakın. Ne sihirdir ne keramet diyerek korku'yu ve tedbiri bile servet'e dönüştürebiliyor.
Böyle bir düzen, 7.4'lük deprem'den daha vahim değil mi?