|
|
Amele pazarı artık yabancıların elinde
Artık Aksaray'da, Yenikapı'da "iş var mı abi?" diye yol kesenler Ali, Hasan, Yusuf değil; Niko, Daniel ve Andre...
Ülkelerinden kaçıp Türkiye'ye iş, ekmek umuduyla gelen eski Doğu Bloku insanları fabrikalarda işçi, evlerde hizmetli olurken; iş bulamayanlar da amele pazarlarını ele geçirdi. Aksaray'da, Yenikapı'da kaldırımlarda bekleşen, yoldan geçen otomobillere "iş var mı abi?" diye seslenenlerin ne tipleri ne de Türkçe'leri Güneydoğulu. Artık Niko'lar, Daniel'ler, Andre'ler, köşe başlarında otomobillerin önünü kesiyor, ayaküstü iş pazarlığı yapıyor, anlaşan gününü kurtarmanın sevinciyle otomobile binip gidiyor.
Doğu Bloku'nun çözülmesinin ardından Romanya, Bulgaristan, İran, Arnavutluk, Çek Cumhuriyeti, Cezayir'den Türkiye'ye iş umuduyla gelenlerin sayısı her yıl katlanarak arttı. Sadece 1997 yılında bu ülkelerden Türkiye'ye 2 milyon 600 bin kişi resmi giriş yaptı. Türkiye'de yabancı işçiliğin artışı ve işverenin kaçak yabancılara prim vermesinin nedenlerinden biri de işgücü maliyetlerinin yıllar itibariyle artış göstermesi. Bu artış, kayıtdışılığı besliyor. Yabancı işçileri Türkiye'ye gelmek konusunda cesaretlendiriyor.
KÖŞE KAPMACA
Yenikapı ve Aksaray'da ara sokaklar ve cadde kenarları sabahın erken saatlerinden itibaren günlük iş bekleyen ve çoğunluğunu Romenler'in oluşturduğu yabancı amelelerle doluyor. Günlük 5-6 milyon kazançla, ucuz otellerde ya da yollarda geceleyen bu işçiler, sürekli bir iş bulamamalarına rağmen ülkelerine dönmeyi düşünmüyor. Polisle köşe kapmaca oynayan, yatacak yer bile bulamayan Romenler "ülkemize dönsek, daha iyisini mi bulacağız" diyerek günübirlik umutların peşinden koşmaya devam ediyor.
Yabancıların Türk amelelerle ilişkileri de ilginç. Ayrı ülkelerin insanı olmaları, ticari olarak bakıldığında "rakip" olmaları, düşmanlığa neden olmuyor. Romenler ile ilişki kurmamızı sağlayan "bizim ameleler", "Sizin işinize engel oluyorlar. Kızıyor musunuz?" diye sorduğumuzda, "Bizimkiler de Almanya'ya gitmemiş miydi? Herkesin ekmeğe ihtiyacı var" diyorlar. Ama Romenler ürkek; ne konuşmaya yanaşıyorlar ne de fotoğraflarının çekilmesine. Konuşmak istediğimizde ilk tepkileri, "Benim vizem var, pasaportumu göstereyim" oluyor. Belli ki en çok başlarını ağrıtan bu: "yasal yollardan geldiklerini kanıtlamaya çalışmak."
Esen PİŞİRİCİ
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|