DÜNKÜ yazımızda "minibüsleri Avrupa Birliği normlarına uydurma" girişimlerinin mizahi çerçeveden öteye geçemeyeceğini vurgulamış, İstanbul'da asıl belediye otobüslerinin "ıslahat"a muhtaç olduğunu belirtmiştik. Nitekim belediye otobüsleri ve "belediye otobüsü statüsü" tanınmış halk otobüsleri, İstanbullular'a çağdaş, düzenli, temiz ve sağlıklı hizmet vermekten çok uzak. Güvenilir, ciddi bir tarifeleri yok. Hepsi her zaman tıklım tıklım ve bakımsız.
HALK otobüslerinde, ayakta yolculuk edenlerin tutunduğu boruların nikelajı dökülmüş. Borudan elinize, ne kadar yıkasanız çıkmayan simsiyah, inatçı pas lekeleri bulaşıyor. Koltuklar pis, delik deşik... Hırpani giyimli, bir karış sakallı şoförlerin direksiyonda sigara içtiğine sık sık rastlayabilirsiniz. Halk otobüsü, minibüs gibi durak haricinde duruyor; yolcu indirip bindiriyor.
BELEDİYE otobüsleri de pek farklı değil; yoğun kar yağışının olduğu geçen sabah Göztepe'den Kadıköy'e gittiğim belediye otobüsünün resmen tavanı akıyordu. Kar suları her yerden şıpır şıpır otobüsün içine damlıyor, yolcular ıslanıyordu.
GEÇEN hafta Cuma günü de can sıkıcı bir olayı bizzat yaşadım. Saat 14.30 sıralarında Bostancı'ya gitmek üzere yine Göztepe'den bindiğim belediye otobüsünün sert bakışlı, pos bıyıklı şoförü, nedense tüm durakların tam önünde değil 15-20 metre ilerisinde durdu. "65 yaş üstü pasosu" taşıyan yolcuların çoğunlukta olduğu bir zaman dilimiydi. Gariban yaşlılar, durağın uzağında duran otobüse binebilmek için koşuşturmak zorunda kaldı, solukları kesildi, helak oldular. Durağın birinde çok yaşlı bir çift daha inememişken şoför otobüsü hareket ettirdi. Zavallılar az kalsın düşeceklerdi. Diğer yolcuların sertçe uyarısı üzerine aracı durdurup ihtiyarların inmesini bekledi. Bende o şoförün yaşlılara karşı, herhalde ağır hareket etmelerinden ve bedava seyahat etmelerinden dolayı bir husumet duyduğu hissi uyandı.
BELEDİYE otobüslerinin bakım ve temizliğinden, şoförlerin "davranış eğitimleri"ne kadar bir dizi "ciddi ıslahat"a ihtiyaç var. "Minibüslere Avrupa standardı" gibi komik tartışmaları bırakıp, asıl buna eğilinmeli.