Zincirlikuyu'ya giden Büyükdere Caddesi'nin yarım asır önceki görünümü. Bina olarak sadece Eczacıbaşı ilaç fabrikası göze çarpıyor. Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki su deposu rahatça görülebiliyor. Her taraf bomboş. Çevreye doğanın yeşil rengi ve "kır manzarası" egemen. Yoldan üç-beş araç ya geçiyor ya geçmiyor. O dönemlerde İstanbullular, Büyükdere Caddesi'nin neden böyle geniş tutulduğuna akıl erdiremiyor; "Birkaç otomobil, otobüs geçecek diye havaalanı pisti gibi yola ne gerek vardı?" diye eleştiri getiriyordu. 50 sene sonra meydana gelecek değişimin boyutlarını hayali dünyası en geniş olanlar İstanbullular bile akıllarının ucuna getiremiyordu...
Bugün aynı nokta: Yolda binlerce araç; dev gökdelenler
Ve işte günümüzde Büyükdere Caddesi. Binlerce araç trafiği kilitlemiş, betonlaştırmış. İstanbullular'ın bölgeye taktıkları isim, "Gökdelenler Vadisi"... Çünkü çok sayıda dev plazanın kubbeleri bulutları tırmalıyor. Bu gökdelenlerde binlerce insan çalışıyor. Hepsi işyerlerine araçlarıyla gelip gidiyor. 50 yıl önce İstanbullular'ın "Bu kadar genişine ne gerek vardı?" diye şaştıkları yol, artık son derece yetersiz kalıyor. Bölgenin yoğunluğunu, başdöndürcü dinamizmini kaldırmıyor. Bu son derece ağır yükün altında eziliyor. Sanki aradan 50 yıl değil de çağlar geçmiş gibi. Şimdi de herkes, bu müthiş değişikliğin nasıl olup ta 50 yıla sığabildiğine akıl erdiremiyor; şaşıyor.