kapat

06.03.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Bayıltmak çare değil..

Bugünkü hizmetimiz "Kurban nasıl kesmeli?" sorusunu kendilerine dert edenlere.. Özellikle de kurbanı, kesmeden önce bayıltmayı düşünenler için elimde bulunmaz bir örnek var.. Okumadan karar vermesinler..

Hayatlarında kurban kesmemiş entellerin açtığı tartışma sizin için yeni olabilir.. Lakin bunu biz ailece otuz yıl önce yaşadık..

Babam Dr. Abdullah Duman hayvanın kesilirken acı çektiği fikrini yıllar önce kafasına takmıştı..

Acı konusunda elinde delil yoksa bile hayvanın kasap bıçağını gördüğünde korkuya kapıldığını düşünürdü.. Bu da ona fazla insani gelmezdi.. Kurban konusunda arayış içine girmesi bu yüzdendir..

Keşifler ve icatlar..
Babam bir anlamda ailemizin mucidi sayılır.. Bir şeyi kafasına taktığı zaman illa ki onunla ilgili bir icat yapacak.. Başka türlü rahat edemez.. Şahsen fiziğe, mekaniğe bu kadar merakı olup da yeteneği olmayan başka bir potansiyel mucit görmedim..

Hakkını da yemiş olmayayım.. Düşünce olarak yaratıcıdır ama uygulamaya sokmaya kalkıştığında yarattığı felâketlerin önüne geçilemez.. Mesela "tuvalet tıkacı" icadı gibi..

Fikir olarak mükemmel bir icattı.. Ne yazık ki yan etkileri fazlaydı..

Eskiden böyle alafranga tuvalet klozetleri yoktu.. Amerikan filmlerinde görürdük onları..

Bütün evlerde alaturka helalar vardı.. Bir musluk, bir fayans döşeme.. Üzerinde kubur dedikleri delik ile ayağını nereye basacağını gösteren iki taban izi var..

Haliyle çok koku yapardı.. Babam kafasını bu kokuya taktı ve birgün tasarladığı projeyi hayata geçirmek için eve bir takım malzemeyle geldi..

Bunlar; onbeş santim çapında daire şeklinde kesilmiş bir tahta ile elli santimlik bir sopaydı.. Ayrıca bir de araba iç lastiğinden alınma parça vardı..

Babam önce iç lastikten bir parçayı, yuvarlak kesilmiş tahtanın bir santim dışına taşacak şekilde kesti.. Küçük mıhlarla yuvarlak tahtaya çaktı.. Sonra elli santimlik sopayı yuvarlağın tam ortasına çiviyle raptetti..

***

O çalışırken, kardeşimle ben; başına dikilmiş bu son icadın başımıza nasıl bir sorun çıkaracağını çözmeye çalışıyorduk..

Babam bize bunun bir tuvalet tıkacı olduğunu, bitince heladaki kuburunun üzerine koyacağını, böylece kötü kokuları artık hiç duymayacağımızı anlattı.. Kız kardeşimle ben fikri beğenmiştik..

Bir tek annem itiraz etti..

Annem, babamdan daha yaratıcıdır.. Genellikle evdeki bütün sorunları o yaratır.. Lakin babamın icat yapması geldiğinde onun dahi itirazları işe yaramaz..

O gün de öyle oldu.. Yeni icat tuvaletteki kuburun üzerine törenle kondu.. O günden itibaren de günaşırı bir tuvalet vukuatı yaşandı..

Bu vukuatlara helamız loşça olmasından başka oraya gitmesi icap edenlerin aceleciliği sebep oluyordu.. Üstelik olaylar da birbirinin kopyası gibiydi..

Tıkacı kaldırmadan aceleyle çömelen, daha büyük bir süratle ayağa fırlıyordu.. Tuvaletten feryat gelmediği gün yoktu..

Annemin dışında kalan aile fertleri böyle bir icadın hayatımızda kalıcı yer alması konusunda gereken sabrı gösteriyordu ama evimize gelip giden misafirler aynı anlayışı gösteremediler..

Eğer babam icadı konusunda biraz daha ısrarcı olsaydı, popodan gazi olmayan birtek ahbabımız kalmayacaktı.. Sonunda babam da gerçeğe boyun eğdi..

Toplumun böyle bir teknolojik yeniliğe hazır olmadığını kabul edip icadını yürürlükten kaldırdı..

İşte bayıltma tekniği
Kurban kesiminden söz ediyordum.. Babamın günlük hayatımıza getirmeye çalıştığı ikinci büyük yenilik de bu meselede olmuştur..

Bir kurban bayramını idrak ediyorduk.. Bayramın birinci günü babam odunlukta tuttuğumuz kurbanlık koçu eve getirdi.. Anamın şiddetli muhalefetine rağmen, bayram temizliği yapılmış yerlerden geçirip banyoya soktu..

O zamanın banyoları bugünkü gibi duşlu, küvetli şeyler değil.. Koca bir bakır kazan.. Mozayık zemin.. Taş kurna.. Banyo dedikleri şey bu..

Kızkardeşimle ben; bir yandan annemin, bu uygulama aleyhine verdiği beyanatları dinliyor bir yandan da koçun evin içine neden sokulduğunu merak ediyorduk..

Kesim sırasında asistanlığını yapacağım için babam ev halkından sadece beni muhatap aldı:

- "Hayvanı kesmeden önce bayıltacağım.. Hiç acı çekmeyecek.." diyerek durumu açıkladı..

Eh mesleği doktorluk, bayıltır da ayıltır da.. Zaten niyeti bile hayvanın neden evdeki banyoda kesilmesi icap ettiğini açıklıyor.. Dışarıda kessen, hayvanın bayıltıldığını görenler durumu yadırgayacak.. Bin türlü dedikodu çıkacak..

***

Bu işi önceden planladığından eve tedarikli gelmiş.. Eteri önceden hazırlamış.. İkimiz banyonun kapısını kapadık.. Kalp nakline hazırlanan ameliyat ekibi ciddiyetiyle kolları sıvadık..

Babam önce hazırladığı gazlı beze bolca eter döktü.. Ben yan gözle koça bakıyorum.. Rahat dursun diye önüne bıraktığımız yoncalardan bir tutam koparmış, ağzında geveliyor.. Yan gözle de babamın yaptıklarını seyrediyor..

Sanki "Türk doktorlarına emanet edilmenin.." rahatlığı vardı üzerinde.. Vakit geldiğinde eteri burnuna dayadık.. Onbeş yirmi saniyede kendinden geçti..

Bir saat sonra eti fakir fukaraya dağıtılmak üzere birer ikişer kiloluk parçalar halinde tepsiye dizilmişti..

Kurban bayramında adettir.. Kurbanın etinden önce kavurma yapılır ve öğle yemeğinde ailece yenilir..

Babamın bombası işte bu bayram yemeğinde patladı.. Eter hayvanın etine, hatta liflerine nasıl işlemişse, ağzımıza aldığımız her lokma yanmış otomobil lastiği gibi kokuyordu..

Ne o kavurmayı yiyebildik ne de evin payına düşen diğer etleri.. Kurban etinden pay alan fakir fukaranın da yiyebildiğini zannetmiyorum..

Babam uygulaması hakkında tek bir kelime etmedi.. Bayram boyunca sadece annem konuştu.. Babam anamın suçlamalarını bir bilim adamı olgunluğu ile dinledi ve hiç tartışmadı..

Yalnız anamı dinlerken arada bir gözü dalıyor, eminim o sırada aklından "Keşke şu eterden birazını da hanım için ayırsaydım.." fikri geçiyordu..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır