  
Beyoğlu artık (İnşallah) ışıl ışıl...
Bir gazeteci için en büyük keyif, yazılarıyla bir şeyleri, olumsuz olan bir şeyleri değiştirebilmesidir. Bu mesleğin tadı ve güzelliği ancak o zaman kendini gösterir.
Geçenlerde İstiklal Caddesi'nin Taksim yönündeki karanlık görüntüsünü yazmıştım. Aynı günlerde İstanbul Büyükşehir Kültür Dairesi'nin Tünel'de Tarık Zafer Tunaya Salonu'nda değerli Lütfi Akad için yaptığı anma toplantısından çıkarken (bu vesileyle Büyükşehir Belediyesi ve Şenol Demiröz'e teşekkürler, Lütfi hocaya uzun ömürler), aynı caddenin Tünel yönünde de ne denli karanlık olduğunu görerek üzüldüm. Ve konuyu sürdürmeye karar verdim. Özellikle bu caddeye gitgide yerleşen kültür etkinliklerinin, kitapçı, cafe, bar, sanat merkezi ve tüm bunların alıcısı olan onbinlerce genç insanın caddeyle olan gündelik ilişkisini de bildiğim ve gözlemlediğim için...
Ama o gün Beyoğlu Belediye Başkanı Kadir Topbaş aradı. Yazımı uyarı saymış ve caddenin aydınlatma durumunu araştırmış. Caddedeki 75 direkten 42'sinde sorun varmış, otuzu ise hiç yanmıyormuş. Yani benim yazdığımın sayılarla saptanması...
Ve Başkan emir vermiş: İstiklal Caddesi'nin tüm lambalarının yanması için... Bana en geç Cuma akşamına kadar sorunun çözümleneceğini ve aydınlatmanın tümüyle işler hale getirileceğini söyledi. Caddenin İstanbul ve Türkiye için taşıdığı büyük tarihsel ve kültürel önem ile bir simge-cadde olduğu konusunda da birleştik.
Bu yazıyı Cumartesi sabahı yazıyorum. Henüz Beyoğlu'na çıkıp durumu göremedim. Ama bu caddenin "müdavimi" herkesten rica ediyorum. Tek bir lambada bile sorun varsa, bana bildirin. Takip edelim ve İstiklal Caddesi'ni ününe ve günümüzdeki cıvıl-cıvıllığına yakışır hale getirelim.
Başarılı bir "ilk"
İstanbul'da yaşam öylesine hızlı ki... Etkinlikler birbirini izliyor ve hepsine yetişemiyorsunuz bile...
Geçen günlerde de iki önemli kültür olayı yaşandı. Uluslararası düzeyde bir belgesel sinema şenliği düzenlendi. İzleyemedim, ama başarılı geçtiğini duydum. Emeği geçenlere teşekkürler.
Bir diğer olay ise, 1. Ulusal İletişim Kongresi idi. Çırağan Sarayı'nda Tekofaks-Panasonic sponsorluğunda düzenlenen kongre üç gün sürdü. Türkiye'deki tüm iletişim okullarının (bu vesileyle bunların çokluğunu farkettik) ve sayısız bilim adamı, yazar-çizer ve medya mensubunun katıldığı kongre, gençler tarafından büyük ilgiyle izlendi. Ve Cuma akşamı verilen bir yemekle son buldu.
Kongreye ben de katılarak bir bildiri sundum. Ali Hakan, Rekin Teksoy, Deniz Türkali ve Fehmi Yaşar'la birlikte "imgesel sinema"yı tartıştık. Ayrıca Süha Arın, Can Dündar, Ertuğrul Karslıoğlu, Nebil Özgentürk, Tayfun Talipoğlu, Bülent Vardar gibi adların katıldığı Belgesel Sinema oturumunu da izledim ve çok yararlandım.
Bu önemli toplantıyı gerçekleştiren İ.Ü. İletişim Fakültesi Dekanı Nükhet Güz'ü candan kutluyor ve olayın gelenekselleşmesini diliyorum.
Selmi'yi dinlemek için...
İstanbul yine çılgın bir gecenin eşiğinde... Beyoğlu Sineması'nda "Sürü"nün galası, Dulcinea'da Devlet Tiyatrosu'nun 20. Yıl kitabı tanıtım kokteyli; Şehir Tiyatrosu'nda bir oyun galası, Lütfi Kırdar'da Tepe Grubu'nun Bilkent Senfoni-Kerem Görsev'li gecesi...
Ama ben bu gece AKM'nin yolunu tutacak ve sevgili Selmi Andak'ın gecesine katılacağım. Bu değerli müzik adamı dostumun bu gece mutlaka yanında olacak ve izlenimlerimi size Perşembe günü aktaracağım.
|