YIllarca önce, bir peri masalýna benzeyen ve üç gün üç gece süren Benazir Butto'nun düðünündeydim. Babasý Zülfikar Butto'nun geniþ bir parka benzeyen uçsuz bucaksýz bahçesi dünyanýn her tarafýndan gelen ünlülerle doluydu. Büyük bir tahtta oturan gelinle güveyi tebrik etmek ve hediyelerini sunmak için konuklar sýraya girmiþlerdi. Hiç unutmam, götürdüðüm hediyeyi Benazir Butto'ya verirken, "Sevgili Çaðlayangil ve Ecevit'e saygýlarýmý götürür müsünüz?" diye sorarken aðýrlýðýmýzý kaldýramayan taht çökmüþ, kendimi milli giysileri içinde yere yýðýlan bir Pakistanlý'nýn kucaðýnda bulmuþtum. Yaþlý adam yerinde doðrulurken, "Affedin, affedin sizi de sürükledim. Ama gözlüðümü bulmama yardým edemezseniz kalkamam" diyordu.
Benazir'le kocasý halimize kýs kýs gülüyor, ben de kendi durumuma gülmekten ayaða kalkamýyordum. Toparlanýp tahttan uzakta üstümü baþýmý düzeltmek için bahçenin karanlýk bir köþesine doðru yürüdüðüm zaman bir kadýnýn hýçkýrýk seslerini duymuþtum. Yaklaþýnca Kenize Murat'ýn zarif yüzünü görmüþtüm. Onunla daha önce Paris'te elçilikte, bazý davetlerde karþýlaþýyor; ayak üstü sohbet ediyorduk. Kenize Murat o gece aðlama nedenini þöyle anlatmýþtý.
Çocukluk arkadaþý Benazir onu bizzat düðününe davet etmiþ, fotoðraflarýný çekme hakkýný ona vermiþti. Fakat Kenize Pakistan'a adým atar atmaz Life dergisinin bu haklarý satýn aldýðýný öðrenmiþti. Geçimini gazetecilikten kazanan Kenize Murat yalnýz kaybedeceði para için deðil, Paris Match'la iliþkisi bozulacaðý için aðlýyordu.
O gece Kenize Murat'a sarýlýrken kendini küçük kýzýný teselli eden bir anne gibi hissettim. Belki o da bunu anladý... Bilmiyorum, ama o geceden sonra hep o hisle sevdim onu ve sonra hep yakýn iki dost olduk.
Annesi Haným Sultan Selma'nýn Çýraðan Sarayý'nda baþlayan ve Paris'te 26 yaþýnda sona eren kýsa ömrünü harikulade bir üslžpla anlatan Kenize Murat ikinci kitabýnda babasý, Hint Mihracesi Di Kuatara ile hesaplaþýyor. Ve bu hesaplaþmada hayli acýmasýz olduðunu söylüyor. Ýngilizce ve Türkçe'ye çevrilmesini yasaklýyor. "Çünkü" diyor, "halam Pakistan'da yaþýyor. Onu kardeþi hakkýnda yazdýklarýmla üzmek istemiyorum."
Kenize Murat bütün bir haftasýný geçirdiði Ýstanbul'a akrabasý Adile Nami Osmanoðlu'nun 9 Mart'ta sunacaðý: "Çaðdaþ Gözle Mirasýmýza Bakýþ" sergilerini, Klasik Türk ve Batý müziðinden konserler izlemek için geldi.
Annesi Prenses Selma'nýn doðduðu Çýraðan Sarayý'nýn iç dekorasyonunu yýllarca önce birlikte seyrederken aðlayan Kenize Murat'ý Ýstanbul'a her geliþinde evimde aðýrlar ve buluþmalarýmýzýn baþbaþa olmasýný saðlarým. Bu sefer de ona elimle hazýrladýðým Çerkez tavuðu ve sevdiði birkaç þeyi tattýrdýktan sonra son zamanlarda yaptýklarýný anlattýrdým. Ýþte bu görüþmeden bazý pasajlar.
* Roman yazmaya niyetliyseniz, size kimsenin ulaþamayacaðý bir yerde yaþamalýsýnýz. Bütün hayalim Türkiye'nin güneyinde satýn aldýðým arsada ufacýk bir ev yaptýrmaktý. Yasalar inþaatý yasakladý. Ben de Dublin'den 60 kilometre uzaklýkta, ufak bir kasabada kiraladýðým evde ikinci kitabýmý bitirdim. Kafamda iki üç kitap projesi daha var. Ýrlandalýlar sýcak, güleryüzlü insanlar; þimdilik oradan vazgeçmemeye kararlýyým.
* 1968'de Air France'in hostesi olarak Ýstanbul'a ilk geliþimde soluðu Topkapý Sarayý'nda almýþtým. Dedelerimin portreleri hakkýnda bilgi veren yaþlý rehber bir yanlýþ yaptý. Onu düzelttim. Bana kýzgýn gözlerle baktý: "Nereden biliyorsun bunu?" diye sordu. Sýkýlarak "Çünkü o büyük dedem 4. Murat" dedim. Bir anda ortalýk karýþtý; birkaç müze bekçisi elimi öpme yarýþýna girdi. Ben ise ellerimi kurtarýp büyükannemin piyanosunun tuþlarýna dokunmaya çalýþýyordum.
* Hintli kocasýndan kopmak için Paris'e doðurmaya gelen annemin babama "Çocuk ölü doðdu" diye yalan söylemesini affetmemiþtim. Hattâ 15 yaþýnda ondan nefret ediyordum. Ama yýllar içinde gençlik hatalarýmý gördükçe 26 yaþýnda ölen annemin bir kadýnýn kýz çocuklarýn istenmediði bir ülkeye ve eþe dönmemesini gayet iyi anladým. Onu þimdi çok seviyorum.
* Babamý tanýmak ve kýzý olduðumu söylemek için Hindistan'a gittiðim zaman çok acý günler yaþadým. Devrimle Mihrace ünvanýný ve bütün servetini kaybeden, çok yalnýz ve acý çeken babamla aramýzdaki buzlarýn erimesi için yýllar geçti. Tam anlaþmaya baþlarken onu kaybettim.
* Türkiye'de en çok Atatürk hakkýnda ne düþündüðüm sorusuyla karþýlaþýrým. Bence "O", düþmanlar tarafýndan paylaþýlan Türkiye'yi kurtaran tek adamdýr. Biz bütün Osmanoðlu Ailesi fertlerinin bu konuda ortak inancýmýz bu. Yalnýz her göçebenin baþýna gelen bize de oldu. Çok mâddi ve mânevi sýkýntý çektik. Örneðin dayým resmen açlýða dayanamayýp Beyrut'ta intihar etmiþ. Böyle acý o kadar çok öykü var ki... düþünmek istemiyoruz.
* Ben ancak 4 yýl önce, çok sevip, saydýðým Bülent Ecevit sayesinde Türk pasaportu alabildim. Nesliþah Sultan'a teyze derim ve onu çok severim. Kýsa bir süre önce kaybettiðimiz Prenses Hanzade ile iliþkilerim sýcaktý.
Köklerimde o kadar Türklüðümü hissediyorum ki, hiçbir zaman bir "Avrupalý veya bir Amerikalý erkeðe yakýnlýk hissetmedim. Ömrümde gerçekten delice âþýk olduðum tek adam Orta-Doðulu idi. Politik nedenlerle evlenemedik.
* Aslýnda çocukluðumda geçirdiðim yaþam, insanlara, özellikle erkeklere güvenimi yok etti. Zaten hiçbir ülkede istediði kadar Batýlý olsun, benim gibi durmadan gezen bir gazeteci ile evlenmeye hiçbir erkek yanaþmaz.
* Ýstanbul'a bu hafta bir ay kaldýðým Pakistan'dan geliyorum. 20 yýl önce Pakistan geliþmekte olan ve geleceði aydýnlýk bir ülkeyken General Ziya'nýn yolsuzluklara açýk rejimi, CIA ile iþbirliði sayesinde 100 bin genci silahlandýrmasý, þeriatýn filizlenmesine izin vermesi ülkeyi karanlýða boðdu. Ondan sonra gelen, gençlik arkadaþým Benazir, eþiyle ayný yolsuzluklarý devam ettirdi. Navaz Þerif ümitsiz vak'aydý; hem kendi, hem çevresi eskileri arattý.
General Müþerref ise fevkâlade karakterli, dürüst ve ülkesini düzlüðe çýkarabilecek tek lider. Ama Batý'nýn, anlayamadýðým demokrasinin ancak sivillerle elde edileceðine olan saçma sapan inancý yüzünden Müþerref ülkenin iyiliði için hiçbir þey yapamýyor. Þu sýrada sýrf hoþ bir Batýlý görünüme sahip ve aðzý laf yapan Benazir'i Pakistan'a geri gönderme plânlarýnýn yapýldýðý izlenimlerini bazý çevreler dile getiriyor. Bu konuda çok kaygýlýyým.
* 17 Aðustos'taki zelzeleden sonra uçaða atlayýp Adapazarý'na geldim. Ömrümce gördüklerimi unutmayacaðým. Dünyanýn her tarafýna daðýlan Osmanlý ailesinden yaþayan 200 kiþi var. Uzun zamandan beri düþlediðimiz ve Eylül'de yapmayý planladýðýmýz, Çýraðan Oteli'ndeki þampanyalý kutlamayý tabi” iptal ettik. O resepsiyon için toplanan parayý depremzedelere yolladýk.
* Beni deprem kadar kahreden bir olay da Hizbullah örgütünün akýl almaz cinayetleri; çok ürkütücü buluyorum.
Leyla UMAR